Takas

Dün sahnelenen oyun hakkında Fehmi Koru şık bir değerlendirme yapmış (http://fehmikoru.com/muhalefet-haddini-bilmedi-bizde-kendinden-beklenmeyeni-ancak-iktidar-partisi-yapabilir/). Söylenmesi gerekeni söylemiş bence. Ben kendi hissiyatımı aktarayım.

On beş milletvekilinin danışıklı bir biçimde bir partiden bir başka partiye “geçirilmesini”, en hafif tabirle “yakışıksız” buluyorum. Ama Erdoğan’ın “şeyleri”nin feryatlarına bakınca —en azından beş yıldır bundan daha yakışıksız şeyleri yapıp duran ve sonra da pişkin pişkin “ne var bunda, kanunlara uygun” veya “gücünüz yetiyorsa önleyin” türü laflarla salınan “şeyler”den söz ediyorum— eğlendiğimi de söylemeliyim.

Bunlar duygularım. Mesele ise, yapılan hamlenin oyunu nasıl değiştirdiği…

Gördüğüm kadarıyla memleketin çoğunluğu işi satın aldı.

Memleketin çoğunluğu?

“Erdoğan’ın şeyleri” netice itibariyle, birkaç yüz bin kişi. Erdoğan çıkıp “ulan bana oy verip duran salaklar, ben sizin oylarınızla kendi dünyalığımı düzdüm” dese, “Reis bunu söylüyorsa vardır bir bildiği” diyecek yüzde 18-20’lik bir kesim olduğunu zannediyorum. Bugün sandığa gidilse ve ahalinin önünde uygun seçenekler olsa, Erdoğan’ın oy tavanının yüzde 40 civarında olduğunu düşünüyorum. Geride kalan yüze 60, CHP-İYİ Parti takasını muhtelif gerekçelerle satın aldı.

Mesele de gerekçelerin “muhtelif” olmasında yatıyor.

Mesela bazıları, Erdoğan’ın 8-10 yıldır yapageldiği şeylere —mesela partisiz iken partili gibi seçim kampanyası yürütmesine, 7 Haziran sonrasındaki atraksiyonlarına, keyfine göre Başbakan değiştirmesine, şu son seçim kararını alışına ve benzeri saysız işe— göz yumarken istihdam ettiği “organı” ne ise, aynı organla bu işi de “normal” buldu. Yani Erdoğan’ın biçimsizleştirdiği sistemde bu iş de “yakıştı”.

Başka bazıları, Akşener’den hâlâ bir şeyler bekliyor. Yani seçimin Erdoğan için çantada keklik olmadığını, eğer Akşener dâhil olursa oyunun değişebileceğini düşünüyor. Başka bazıları seçmenin seçenekleri artarsa Erdoğan’ın çuvallayacağını düşünüyor, filan.

Ben CHP’lileri tanıyorsam, “muhtelif” gerekçelere yol açan “ihtilaf”lardan hoşlaşmazlar. Çıkar “bu işi sizin zannettiğiniz ve onayladığınız sebeple yapmadık, şu sebeple yaptık, bu sebeple yapmış olmamızı onaylayın” diye dayatır, işin cılkını çıkarırlar —dün kullandığım tabirle söyleyecek olursam, ahalinin muhayyilesine güvenmezler.

Umarım bu defa yapmazlar.

Bu tür manasızlıklar yapmazlarsa da seçim çantada keklik değil. Evet, şu anda Erdoğan’ın “tavanı” yüzde 40 civarında ama önümüzdeki iki ay, bu parselasyonu değiştirmek için çaba harcanacak. Unutulmasın ki 7 Haziran ile 1 Kasım arasındaki “muazzam” fark, iki seçimde sandığa gitmeyenlerin kompozisyonunun tamamen değişmesinden kaynaklanmıştı. Beş ay arayla…

Bence Erdoğan’a ve şeylerine muhalefet edenlerin gözden kaçırmaması gereken esas husus, yaptıkları bu biçimsiz işin “satın alınmış” olması. Erdoğan’ın kendilerinin zannettiği kadar güçlü ve avantajlı olmadığının yeni bir delili bu.

Genel kategorisine gönderildi