Ödeme Aracı Olarak Bitcoin

Bundan beş yıl önce, “2021 yılında Bitcoin bir ülkede ödeme aracı olarak kabul edilecek” denseydi… Birincisi, nüfusun önemli bir bölümü “oo, 2021’e kalmaz o iş” derken, bir başka önemli bölümü de “asla olmaz” derdi. İkincisi, o ülkenin hangisi olacağı konusu hararetli bir tartışma mevzuu olurdu ve… Herhalde kimsenin aklına El Salvador gelmezdi. Hâlbuki —şimdi görünen

Göz Hizası

Zehra Çelenk demiş ki, “Irkçılık, komploculuk, aşı karşıtlığı… Bunların üçü azımsanmayacak bir kesişim kümesi oluşturuyor. Ortak noktaları ne peki? Dünyayı kendine ait saymak. Ötekileri, farklı olanı yok sayan, yok sayamadığında düşman gören bir tür narsisistik içe kapanma hali.” Harika bir tespit, bayıldım. Yazı ilerliyor ve şöyle bir durakta nefesleniyoruz: “Değişmek mümkün mü bilmiyorum ama dünyaya

Bir İktisadi Çözüm Olarak Afganistan

Son birkaç günde herkesin Afganistan’ı ne kadar iyi bildiğini gördük. Hepimiz Afganistan hakkında ziyadesiyle ziyalandık. Herkes kendisini doğrulayacak teferruatı gördü. Kimisi işgalcilere karşı direnen yerli unsurların zaferini, kimisi müstesna Batı medeniyetinden nasiplenemeyen halkların akıbetini, kimisi kapitalizmin bilmem kaçıncı iflasını, başkası İslami fanatizmin kadınlara yaptıklarını… Net toplamda, Perinçek veya Boynukalın gibi soytarılar hariç hemen herkesin yüreği

Aşı, İklim, Bilim ve Piyasa

Ayşe Çavdar doğurgan olabilecek bir mevzu açmış. Dünkü videonun altına da harika eleştiriler gelmiş. Hepsini harmanlayabileceğimiz bir düğüm noktası var gibi görünüyor bana. Diğer her mevzua tatbik edebiliriz —ve bir bölümüne tatbik etmeye çalışacağım— ama aşı karşıtlığı üzerinden derdimi ifade edeyim. Anlaşılan o ki, Çavdar aşı karşıtı değil. Yani? Aşı olunması gerektiğini “biliyor”. Sizin de

İklim

Bir yanda aşırı sıcaklar ve kuraklık, aynı esnada az ötede seller… Gerçekleşenlerin her biri canımızı yakıyor. Ormanlar yanıyor misal. Ve evlerimiz alevler tarafından tehdit ediliyor. Kimilerimizin ekonomisini dayadığı arıcılık imkânsızlaşıyor. Aşırı yağışlar altyapılarımızı çökertiyor. Yanıyoruz, boğuluyoruz, ölüyoruz. En azından aç kalıyoruz. Demek ki… Kriz var. Ortada bir kriz var, bir itirazım yok. Ama… Bütün bu

Devlet

Sezar’ın, “Roma’da ikinci adam olarak kalmaktansa, bir köyde lider olmayı tercih ederim” dediği rivayet edilir. Theodora’nın da, Nika isyanları sırasında sıvışmayı düşünen imparator eşi Justinian’ı, “kraliyet moru, en asil kefen rengidir” diyerek frenlediği…  Böyle insanlar var. Aralarından pek azı Sezar veya imparatoriçe olabiliyor. Diğerleri ya Sezar veya Theodora olmak için dövüşürken telef oluyor veya kaderlerine

Düzlem

Ayşe Çavdar vatan ve yurt kelimelerinin etimolojisi üzerinden çok hoş bir tasnif yapmış. Onun tasnifine yaslanacak olursak, gönül rahatlığıyla diyebilirim ki, bir vatansever değil, yurtseverim. Ve lakin… Memlekette mebzul miktarda vatansever de var —yani kalıcılık vehmine kapılmış insan. Onları ne edeceğiz? Sabun yapmayacağız herhalde. Tehcir? Belki. Belki de eğitmek kâfidir, “bakın kalıcılık vehimdir, sizi vehimlerinizden

Modernler ve Muhafazakârlar

Besim Dellaloğlu demiş ki, “Türkiye modern bir toplum olmaktan çok bir modernleşme toplumudur. Modernleşme ihtiyacı bir toplumsal dönüşüm ihtiyacından çok, devletin bekâsına istinaden tezahür etmiştir. Bir başka deyişle Avrupa’da geniş ve yerleşik bir toplumsal değişim talebi siyasal alanı süpürebilirken, Türkiye gibi ülkelerde toplumsal değişim devletin eylemiyle, yani siyasal olarak ortaya çıkabilmiştir.” Ben kendi hesabıma, meseleyi

AKP’ye Müstahak Olmak

Geçenlerde —milli takım İtalya karşısında perişan olmadan önce— Alper Görmüş Şenol Güneş’e yönelik yaygın tutumu “taşra nefreti” ile açıklayan bir yazı yazdı. Yaygın dedimse, belirli bir zümrede yaygınlıktan söz ediyorum. Yoksa, Hıncal Uluç ve müritleri Güneş’in kılığını, kıyafetini filan alaya aldıklarında, ahalide yaygın bir kabul görmüş filan değillerdi. Sahip olduğu vasıflarla Kapıkule’nin ötesine geçse, bırakın

Tercih Denen Şey

Bu millet adam olmaz azizim! Adam Artvin’den kalkmış, Bursa’ya yerleşmiş. Paris varken, Londra varken, ne bileyim Roma, Prag filan varken Bursa’ya… Süzme ahmak bunlar, süzme zevksiz… Daha fenası da var. Adam Tokat’ta yaşamayı seçmiş mesela. Okumuş, Hacettepe’den mezun olmuş, hekim olmuş… Gitmiş Tokat’ta yaşıyor. Bu tercihi yapan adamdan hayır gelir mi? Bu millet asla adam