GPT-3 Neyi Yapamaz?

Geçenlerde OpenAI, GPT-3’ü duyurdu. Sevdiğiniz bir şairin tarzıyla bir şiir talep ediyorsunuz, yazıyor. Filan. Çok geçmeden The Guardian’da, GPT-3 tarafından yazılmış bir makale yayınlandı. İşte biz bunları hep önceden haber vermiştik (burada bir gülümseyen surat olacak). Çocuklarınızın nasıl bir dünyada yaşıyor olacağı hususunda, GPT-3’ün işkilli Süleyman’dan daha müessir olacağına dair bahse girerim. O kadar uzak

Bir Diziden İlhamla…

Netflix’te Borgen adında 2012 yapımı bir Danimarka dizisi var. Birkaç bölüm izledikten sonra kritiklerine baktım ki, zamanında çok ses getirmiş. Digitürk’te de oynamış. Esasen yıllar önce benim yapmaya heveslendiğim bir dizi denebilir. Tesadüfen denebilecek şekilde başbakan olan bir kadın var, Birgitte. Birgitte’nin bir kocası, ergen kızı ve küçük oğlu var. Bir de cevval bir basın

Kırkıncı Yıl

12 Eylül —şu içinde yaşadığımız Türkiye şartlarını bir yana bırakırsak— başıma gelmiş en katlanılmaz şeydi, başlarken tespit edeyim. Bugünkü şartlara kırk yaş genç yakalansaydım nasıl hissederdim, onu da bilemiyorum. Neticede öznel değerlendirmeler yaptığımın, hepimizin öyle yaptığının, nesnellik diye bir şeyin mümkün olmadığının farkındayım. Esasen bugün yaşamakta olduğumuz her şeyin, öyle veya böyle 12 Eylül’ün çocukları,

Kavanoz

Sosyal medyada uzun süredir dolaşımda olan bir metafor var. Kabaca şöyle bir şey: Güya bir kavanoza arıları ve sinekleri doldurmuşlar. Kavanozun tabanını aydınlattıktan sonra kapağını açmışlar. Arılar ısrarla ışığa —aydınlığa— doğru uçup kavanozun dibine çarparken, sinekler… Bildiniz siz onu, açık olan kapaktan usulca sıvışmışlar. Metaforun sayısız zırvalığı var. Mesela sinekler de ışığa yönelir. İlaveten arılar

Kızılelma

Güneç Kıyak T24’te hafta sonları fizik hakkında yazılar yazıyor —hoş bir motivasyona sahip olduğu anlaşılıyor. Hidrojen, oksijen ve karbon atomlarının tarihçesini anlatıp demiş ki, “Onlar, biz doğmadan milyarlarca yıl öncesinden geldiler, bizimle hayat buldular, bizden sonra da var olacaklar: Belki başka bir galakside, belki başka bir canlı yapının içinde. Yani, atomlarımızla evrende hep var olmaya

Musk’ın İşleri

Bağlantıda bir video var, oturduğu yerden, herhangi bir kumanda cihazının yardımı olmadan, bir insanın bir cihazı yönetmesinin bir misali. Kaydedilen olayın tarihi 2016. Mevzuu Musk’ın son gösterisi —Neuralink— yüzünden açtığım herhalde aşikârdır. Bağlantısını verdiğim videoyla başlayarak işaret etmeye çalıştığım şeyler ise (a) ortada çok yeni bir şeyler yok, (b) Musk bu alanda bırakın tekel filan

Medeniyetler, Etnisiteler, Devletler, Kavramlar

Dawkins The Selfish Gene’i evrimin nesnesinin ne olduğu, seçilime konu olan unsurun tür mü, soy mu, birey mi olduğu­ tartışmalarının sıcak olduğu bir ortamda yazmış, seçilim oyununun gen üzerinde oynandığını iddia etmişti. Tartışma nereye evrildi, bir fikrim yok. Ama evrim denen şeyin ne kadar kolaylıkla ne kadar çeşitli yanlış anlamalara mevzu olabilir olduğunu, söz konusu

Kadınlar, Erkekler, Barbarlar, Medeniler

Berktay devam etmese de ben şu kadın, evlilik, özgürlük meselesine devam etmek niyetindeydim. Tam da az sonra yapacağım gibi devam etmeyi düşünüyordum. Ki… Berktay yine şahane bir pas attı. Ortaçağ Avrupa’sında barbar kavimlerin evrimleşme süreçlerinde fevkalade özel bir takım muammalar görmüş ve çok derin olduğunu varsaydığı sorular soruyorken diyor ki mesela (imlaya dokunmadım): “ “Her

Avrupa’da Evlilik ve Aile

Berktay’a üzülmeyi sürdürüyorum. Ama kendi açımdan seviniyorum, çünkü bazı şeyleri dile getirmeyi fena halde kolaylaştırıyor Berktay’ın halleri  (alıntılarda imlaya dokunmadım). “Oysa Kavimler Göçü büyük bir hendek, hattâ bir uçurumdu gerçekten. Birinden diğerine evrimci bir geçiş söz konusu değildi” demiş. Duby’i okumadım, Berktay’ın anlattığı şekliyle hadise nasıl olmuş? Avrupa denen coğrafyada Roma düzeni varmış. O düzenin

İnsan Severlik, Düzen Severlik

Kavel Alpaslan Tanrı Olmak Zor adlı bir romandan söz etmiş. Romanı okumadım, okumayı da düşünmüyorum —okumayı neden düşünmediğim de, herhalde, az sonra diyeceklerimden sonra cevaplanmış olacaktır. Alpaslan’ın alıntıları ve dedikleri üzerinden gideceğim. “Mesela, sınıfların, sınırların ve sömürünün olmadığı; emek ve bilginin hayatın biricik anlamı olduğu komünist bir geleceği hayal edelim” diye başlıyoruz. Diyebilirim ki, insan