Fikir ve İfade

Rivayet doğruysa, mahkeme Yaylalı’nın vicdani ret davasında, Yaylalı’nın fikir ve ifadelerinin fikir ve ifade sayılamayacağını, dolayısıyla sanığın fikir ve ifade hürriyetinden yararlanamayacağını ileri sürmüş. Çünkü Yaylalı’nın fiili (yani yazdıkları) ham bilgiden ibaretmiş. Bir fikir ve düşünceden bahsedebilmek için ise, klasik manada tez, antitez, sentez üçlüsünü bir arada harmanlayıp üzerinde düşünüp okumalar yapmak gerekiyormuş.

Aman diyim! N’apıyonuz siz? Paralelci misiniz, nesiniz? Sizin kökünüzün yargıdan kazındığını zannediyorduk biz, nereden çıktınız? Kazara millet sizin taleplerinizi her lafta aramaya kalkarsa… En hafifinden darbe teşebbüsünden yargılanırsınız, demedi demeyin.

***

Sizden hiç hoşlanmadım, sebebi herhalde bellidir.

Yine de hayatınızı kurtarabilecek bir tüyo: Eğer başınız derde girecek olursa, “ama sizin laflarınızda ham bilgi bile yok, onlar Yaylalı’nın yazısı ile aynı kategoriye girmez” diye yırtabilirsiniz.

Hem söylediğiniz doğru olur, hem de kevgir haline getirdiğiniz devlette nasılsa her şey gittiği için, bu da gider. Aha şu laflar karar gerekçesi olduktan sonra…

Genel kategorisine gönderildi