Karargâh Ahlaksız

Biliyorsunuz işte, Hürriyet gazetesi Karargâh Rahatsız başlığıyla bir haber yaptı ve karargâh kıyameti koparıyor.

Biliyorsunuzdur, haberde ordunun siyasi iradeye ayar vermeye kalkıştığına dair bir ima filan yok, nerede kaldı darbe, marbe! Ama karargâh, Hürriyet gazetesini namlunun ucuna yerleştirdi, dövüp duruyor. Ne oluyor? Zamanında Hürriyet’in bile yapmayı içine sindiremeyeceği ölçüde bu çarpıtma gayreti, bu buyurgan eda, bu taarruz, savcıları göreve çağırmalar filan neden?

Görünen iki husus var: (a) Zaten hanidir sesi soluğu kesilmiş olan Hürriyet’i iyiden iyiye köşeye sıkıştırmak, korkutmak, böylelikle de referandum sürecinde çatlak ses çıkarmasına mani olmak niyeti aşikâr. (b) Ordu, darbe ve saire gibi nahoş kavramları hatırlatarak, AKP’ye oy veregelmiş olanları konsolide etme niyeti de…

Malum, Hürriyet’in sicili kötü. Ordunun da… Şöyle ikisi bir araya gelseler, siyasi iradeye diş gösterseler, 2007’deki gibi bir hava oluşsa… Sonra güle oynaya 16 Nisan’da Evet’i alsak… Hep muhalefete muhalefet ederek çıkardık biz bu iktidarı. Muhalefet yine muhalefetliğini yapsa. Dövüşmeyi bildiğimiz biricik işi…

Bizim karargâhta bir tek muharebe planı var. Bizim zekâmız ancak o kadarına yetiyor. Hayır’cılar o plana uygun olarak konuşlanmalı, o plana uygun araçlarla dövüşmeli.

Yapmıyorlar.

O halde yapmışlar gibi yaparız ulan!

***

Göründüğü kadarıyla vaka böyle. Karargâhta cehalet diz boyu— on beş yılda bir ikinci yedek plan üretebilmiş değiller. Ahlak kimya— rakip bildiğimiz oyunu oynamıyorsa yalan söyleriz, tehdit ederiz, döveriz.

İlave olarak… Karargâh, belli ki, 28 Şubat’ın, daha öncesinin, hatta 2007’nin Hürriyet’ine kızıp dururken, meğer “biz niye bu işleri böyle yapamıyoruz” diye kızıyormuş. Hürriyet’in yaptıklarına değil, onu yapanın karşı tarafta olmasına… Şimdi hep birlikte, Hürriyetleştiler —ve fakat Hürriyet’te yapılanlardan çok daha şirret, çok daha biçimsiz, çok daha seviyesiz…

Taklit aslı gibi olmuyor işte. Üstelik Hürriyet’in işini Cem Küçük, Hilal Kaplan filan gibilerle yapmaya kalkınca… Ne yapsın garipler, vasıfları bu kadar.

***

Göründüğü kadarıyla vaka böyle —ve zaten hep böyleydi.

Ama zamanlama manidar…

…Mı bilemedim.

Hep bu işleri yapıyorlar, bu zekâ ve ahlak seviyesiyle yapıyorlar. Şimdi, referandum öncesinde olmamız ekstra bir mana taşıyor mu, emin değilim. Yani referandum neticesi pek de parlak görünmediğinden karargâh alarma geçmiş olabilir mi?

Belki de…

İsteseler, sere serpe, yüzde yetmişlerle, seksenlerle geçebilecek bir Başkanlık Sistemi getirebilirlerdi milletin önüne. Öyle reislerini zor duruma düşürmesi filan gerekmiyordu, biraz makul bir şeyi isteseler yazabilirlerdi.

Yazmadılar. Yazamadılar.

Öyle bir metinle gidiyorlar ki milletin önüne, hiçbirinin müdafaa edebileceği bir şey değil. Tırnak ucu kadar ahlakı olan herhangi birinin müdafaa edebileceği bir metin değil. O yüzden, yine muhalefete muhalefet ederek, “kimin yanındasınız onu seçeceksiniz” diyerek, devletin var gücüyle Hayır diyenlerin üzerine çullanmasıyla filan geçirmeye çalışıyorlar yazdıkları metni. Şu referandum lafı çıktığından beri olup bitene bakınca, Hürriyet’e yönelik bu taarruz sade bir alışkanlıktan kaynaklanmıyor gibi de görünüyor. Can pazarındalar, karargâh pisliklerini son raddesine kadar teşhir etmeye kararlı gibi… Bu da o cümleden…

Neden ferah ferah geçecek bir Anayasa değişikliği yazmadılar?

Neden?

Eğer maksat Anayasayı değiştirmek, Başkanlık Sistemini getirmek olsaydı, bundan ibaret olsaydı, bu çirkefliklere hiç ihtiyaç duyulmadan geçirilebilecek bir metni ben bile yazabilirdim. Üstelik reislerinin de burnunun kanamayacağını garanti eden, yine de açık ara kabul edilecek bir metni…

Neden öyle bir metinle gelmiyorlar? Süzme ahmak olduklarından mı? Süzme ahmaklar, bundan zerre kadar şüphem yok da, biricik sebep bu mu?

Yoksa maksat Anayasayı değiştirmekten, Başkanlık Sistemini getirmekten başka mı? Maksat milleti karpuz gibi, tam ortasından ikiye yarmak, zaten yarılmış olan milletin iki yarısı arasındaki husumeti köpürtmek mi?

Karargâh ne yaptığını, nasıl bir oyunun bir parçası olduğunu biliyor mu acaba?

Genel kategorisine gönderildi