Trump Gider, Erdoğan’a Bir Şey Olmaz

Görünen o ki Zarrab davasının seyrini yüreği ağzında izleyen sadece Erdoğan değil. Sadece Aksaray sallanmıyor, Beyaz Saray da sallanıyor (https://www.vox.com/policy-and-politics/2017/11/29/16707224/trump-russia-investigation-news).

Görünen o ki Flynn anlaşmaya razı gelse de Trump aleyhine şahitlik yapmaya rıza göstermedi. Ama özel savcı Mueller’in, Zarrab üzerinden Flynn’ı daha da köşeye sıkıştırabileceğini düşünen çok kişi var ABD’de. ABD’de bu işin Trump’ın sonunu getirebileceğini düşünenler, belki de Türkiye’de Erdoğan’ın sonunu getirebileceğini tahmin edenlerden bile daha fazla olabilir yani…

Bir Zarrab taşıyla iki kuş. İki büyük kuş. Oha yani!

İş nihayete erdiğinde eğer Trump hasar görür de Erdoğan’a bir şey olmazsa, ABD ile Türkiye arasındaki farkın kaynağı da bir defa daha açığa çıkmış olacak. Orada Başkan’ın ve heyetinin yediği naneler milli mesele olarak sunulamadığından, Trump’ın kaybı ABD’nin kazancı olacak. Burada insan suretindeki bir takım organizmalar Erdoğan’ın ve çetesinin marifetlerinin hesabının sorulmasını milli mesele haline getirebildiğinden —bunu hayâsızca söyleyebilmeleri ve söylediklerini hayata geçirebilecek kudrete de sahip olabilmeleri yüzünden— Erdoğan’ın kazancı Türkiye’nin kayıp hanesine eklenecek.

Siz böyle görüyorsunuzdur meseleyi muhtemelen.

Ama yanılıyorsunuz, kazın ayağı öyle değil.

Bizim şeylerin şıp diye kavradıkları gibi, bütün tezgâh Gülen’in aklı. Ve organizasyonu…

Herifin Trump’la ne alıp veremediği varsa artık, onu devirmeyi kafaya koymuş. Amerikan yargısı, malum-u âliniz, Gülen’in elinde. Zarrab’ı yakalattı, itirafçı olmaya zorladı, bir yandan Erdoğan’ı ve öte yandan Trump’ı köşeye sıkıştırdı. Amerikalılar yer ama biz yemeyiz. Erdoğan’ı kimseye yedirmeyiz.

İnsan olanın kuytuda, saf çocuğuna söylemeye kalksa “ulan lafın zırvalığını fark eder” diye düşünüp söylemekten imtina edeceği bu lafları, hayâsızca, alenen, herkesin gözünün içine baka baka televizyon ekranlarında söylüyor (mesela Burhan Kuzu adındaki şey), gazetelerde yazıyorlar (mesela Abdülkadir Servi adındaki şey). Sosyal medyada yazılıp çizilenleri saymıyorum bile.

***

Zarrab ötüyor. Birileri bir ümit soruyor “ne olur bu işin sonu” diye. Ben de “Trump gider, Erdoğan’a bir şey olmaz” diyorum. Sevimsiz adam oluyorum. Sevimsiz mi sevimsiz yani…

Ne olsun istiyorsunuz?

Adamın ve ailesinin hırsızlığını ilan ediyorsun. Dört koldan, her biri birbiriyle çelişen karşı taarruza geçiyor. Uzaktan bakınca görünen tablo şu: Top bir takımın ayağına gelmiş, karşı taraf —yani Reis ve çetesi— tekme atarak, dirsek atarak, can havliyle topu geri almaya çalışıyor. Topu kısa süre ayağında tutan taraf tribünlere dönüp “e hadi bir şeyler yapsanıza” diyor.

Böyle oyun olmaz. “Siz de tekme atın, dirsek atın” demiyorum ama mesela TRT’nin yaptığı TRT Genel Müdürünün yanına kâr kalıyorsa… İşlenen pislikle orantılı bir gürültü koparamıyorsanız, seyircide hâsıl olan algı, “TRT Genel Müdürlüğü koltuğunu işgal eden pisliğin yaptığı demek ki o kadar da gayrimeşru bir şey değilmiş” şeklinde oluşuyor.

CHP defalarca ispat etti ki, CHP’den bir halt olmaz. Haklılığın tekelini elinde tuttuğuna hükmetmiş, haklı isen hiçbir şey yapmasan da kazanman gerektiği zannına sahip, dolayısıyla kazanamıyor olmasına bahane buldu mu bütün problemleri çözülen bir sosyolojiden ve onun siyasi partisinden söz ediyoruz. Haklı değiller. Ve zaten haklı olsaydılar da, haklı olmak kazanmak için kâfi değil. Ama onların bu halleri idrak etmeleri müşkül çünkü bahane tamam: Bu milletle olmaz.

Akşener’i ise dün yazdım. Milli meseleymiş de bu yüzden Zarrab konusunda muhalefet edilemezmiş, filan. Neyin milli meselesi be! Şimdi Türk’ün biri gidip Amerikan Bankası soysa, “ama milli mesele” deyip adamı yargıdan kaçırmaya çalışmamız mı gerekiyor? Veya yarın İstiklal Caddesinde manyağın biri bir Amerikalı öldürse, “katil ama bizden” deyip herifi evimizde saklamamız mı gerekiyor?

Sizin millilik anlayışınıza tüküreyim.

Ötekilerin dini nasıl bir dinse, en çok din lafı edenlerinin tamamı hırsız, katil, hayâsız ve alçak. Berikilerin milleti de, besbelli, sadece hırsız, katil, hayâsız ve alçaklardan mamul.

Oyuncular buyken, ne olsun istiyorsunuz?

Erdoğan’ı yedirmeyiz. Nokta.

Sahi, neden yedirmiyoruz Erdoğan’ı? Yedirsek ya. Yerine şu Gülen’i getirsek… Hazır herif koskoca Amerika’yı yönetiyorken, bu kadar güçlüyken, Amerikan kaynaklarını Türkiye için kullanır. Gül gibi geçinir gideriz. Mesela Amerika’da da para birimi lira olur, her sabah “dolar ne oldu” diye yüreğimiz ağzımızda uyanmayız. Suriye’de bizim çocuklarımız yerine Amerikan gençleri cepheye sürülür. Ve saire…

Fena mı olur?

Şunu da hesaba katın yani, herif yirmi yılda, bir gurbetçi olarak bulunduğu koskoca Amerikan devletini ele geçirebilmiş, Türkiye’yi haydi haydi ele geçirir. Boşuna uğraşıp enerji kaybına da lüzum yok yani. İlaveten ecnebi filan da değil, yüzde yüz yerli.

Genel kategorisine gönderildi