Hayranlaşma

Ege Cansen Davos hakkında yazdığı yazıya başlık ararken hayranlaşma diye bir kelime icat etmiş. Aklına sağlık. Önce Cansen’in de eğlendiği hale bakalım. Mesela Singapur’da yapılacak Davos toplantısının davetini üstlenen Prens Charles ne demiş? Pandemi sonrası ekonomik düzen dayanıklı, eşitlikçi ve sürdürülebilir olmalıymış. “Yok, dayanıksız olsun” veya “eşitlikçi olmasın” veya “sürdürülemez olsun” diyenlere karşı nasıl müthiş

Siyasal İslam’ın Hali

Avrupa saraylarında da bol miktarda kadın vardı. Muktedirin/varlıklının cinsel hayatı tebaanın cinsel hayatı ile kıyaslanmayacak kadar çeşitli idi —üstelik muktedir genellikle erkek olsa da, kadın olduğu nadir durumlarda da kural değişmiyordu. Mevzuu Roma saraylarından biliyoruz. Muhtemelen bu bir Avrupa icadı da değildi, Cengiz’den biliyoruz. Filan. Avrupa’da savaşı kazanan, kaybedeninin her şeyine, ama öncelikle de kadınlarına

Gökçek Seviyesine Göre…

Hani irtifaya veya rakıma referans olarak deniz seviyesi kullanılır ya, benim açımdan Gökçek öyle bir referans idi. Limit değer. Bir nevi, aşılamazlık seviyesi. Politik sahnedeki oyunculara bakıyor ve Gökçek’e kıyasla münasip bir basamağa yerleştiriyordum. Özlem Zengin adındaki şeyle müşerref olunca, dedim ki kendi kendime, bütün kararları bir tek şahıs verince, işte böyle hatalar oluyor. Gökçek’in

Memleketin Kutupları

Sanık sandalyesine oturtmaya çalıştığım kesimler hakkında fazlasıyla müsamahasız olduğum hissine kapılabilirsiniz. Öyle olmadığını iddia edecek, bunu da memleketin medya düzeni ile örneklendirecektim. Alper Görmüş, muhalefetin operasyon görünümlü Gara trajedisine gösterdiği reaksiyona altlık olsun diye 90’ların medya düzeninden bir hatıra paylaşmış. İlaç gibi geldi. Bence okumalısınız. Neymiş? Devletin musluklarına yanaşık parselleri kapmış olanlar akla sığmaz şımarıklıkları

Memleket Kutuplaşmış

Vefatının ardından, Doğan Cüceloğlu’na ait olduğu iddia edilen metinlerin bombardımanına maruz kaldık hep birlikte. İkisinin frekansı özellikle çok yüksek. Birisinde, sahnedeyken yere ekmek parçası koymuş da, o ekmeğe basana para ödülü vadetmiş. Kimse basmamış, Cüceloğlu da “işte değerler eğitimi budur” demiş. Ama efendim, ekmeğe basmayan insanlar nasıl olup da bu kadar kolay yalan söyleyebiliyorlar, yalan

Gerçek Bir Muhalefet

Mahçupyan yine ibretlik bir yazı yazmış ve “Eğer gerçek bir ‘muhalefet’ üretilecekse, aktörlerin bunu kendi kalıplarını aşarak, olayın ciddiyetinin gerektirdiği emek ve özveriyi ortaya koyarak göstermesi gerekecek” demiş. Ben de “gerçek bir muhalefet” mevzuuna geleceğim de… Yazının başında Tip I ve Tip II hatalar hakkında sıklıkla müracaat edilen bir misalle bilgilendiriliyoruz. Altı milyon yıl önceye,

Neler Oluyor, Bilseniz!

Şehir, kendisine dair gösterişli planlar yapanların planları doğrultusunda değişmez. Planlar yapılır ama şehrin halini belirleyen, kimi zayıf kimi daha güçlü kimi çok güçlü aktörlerin gündelik tercih ve eylemleri olur. Şurada bir parseli ele geçiren bir güçlü müteahhit devasa bir iş merkezi projesi gerçekleştirir, yanındaki yamacındaki parsellerin üzerindeki gerilimler değişir. Uyanığın biri, bir fastfood restoranı açmak

Para Hakkında…

Adam McKay’in 2015 tarihli The Big Short filmini ancak izledim. İyi film, eğlenceli bir tekniği var. Ama pek bir şey öğrenmedim, çünkü az çok biliyordum işlerin nasıl yürüdüğünü. Arkasına devleti almış bir sahtekârlar zümresi, kimi bankacı, kimi medya mensubu, öteki güya bağımsız denetçi, beriki güya toplumu temsil eden hukukçu… “Arkasına devleti almış” mı dedim, dilim

Ekonomik Mevzular

GameStop vakası hakkında Özgür Demirtaş da bir video yapmış. Sağ olsun, bilgilendim. Sağladığı malumattan daha kıymetli olduğunu düşündüğüm bir yanı var videonun. Demirtaş’ı izlerken kafamda bir fotoğraf oluştu. İki mahallenin çocukları taşlarla, sopalarla birbirlerine girmişler, kimin yumruğunun kime denk geldiğini takip etmenin imkânı yok. Kenarda da kısa pantolonlu, daha önce benzer bir şiddete hiç şahit

N’olcak Bu Zenginlerin Hali?

Kimi tahminlere göre, 1400 yılında yeryüzünde 350 milyon civarında insan yaşıyordu. Bunların 75 milyon kadarı Çin’de, 100 milyon kadarı Hindistan’da, sadece 60 milyon kadarı ise Avrupa’da ikamet ediyordu. O tarihlerde Çin’de yaşayan biri ile Avrupa’da yaşayan birinin hayat standartları arasında muazzam (!) bir fark vardı. Mesela nasıl bir fark? Çin’de yaşayan biri günde ortalama olarak