Nişanyan’a Göre Ermenistan

Memlekette herkes mi kafayı sıyırır ya! Memleketin aklı başında adamlarından… Üstelik de yurt dışında —yani içerdeki hengâmeye dışarıdan bakabilecek bir mesafesi var. Yazdığı yazıya bak. Nişanyan ne demeye getirmiş, anladığım kadarıyla özetleyeyim. Mahalle huzur içinde. Kimse kimsenin malına, ırzına göz dikmiyor. Ama mahallede bir Türkler var, tecavüzcü. Mahallenin büyük abileri de buna mani olmak için

Stalin Diye Biri

Wikipedia’da gezinirken rastladım, Kruşçev anılarında Stalin için demiş ki (kendi tercümemle)… “Stalin kendisiyle aynı fikirde olmayan herkesi ‘halkın düşmanı’ olarak tanımlardı. Onların eski düzeni ihya etmek istediklerini söyler, böylelikle ‘halkın düşmanları’ uluslararası reaksiyona bağlanırdı. Netice olarak birkaç yüz bin masum insan perişan oldu. O günlerde herkes korku içinde yaşadı. Herkes gecenin bir yarısında kapısının çalınabileceğini

Çomar

Siyaset bilimi alanında doktora yapıyorsunuz diyelim. Farklı ülkelerdeki siyasi akımları analiz ederken, yolunuz, sosyolojisi ve siyaseti hakkında hiçbir şey bilmediğiniz bir ülkeye düştü. İlk anda anladınız ki, birbiri ile rekabet halinde iki ana akım var. A akımının liderlerinden birinden randevu aldınız. Sizi muhabbetle ağırladılar. Gösterişsiz bir mekânda, mahalli motiflerin neredeyse görünmez bir biçimde yedirildiği modern

Bir Diziyi Seyretmek

Adam bir dizi yaptı, herkes üzerine konuşuyor. Gazete Duvar’da Fırat Mollaer de yazmış mesela. Anladığım kadarıyla, kültürelcilikle meselelere yaklaşmanın doğru olmadığını, sınıfsallığı unutmamamız gerektiğini söylemiş. Ve sonra şöyle bitirmiş yazısını: “O zaman bu resim kime hizmet eder? Tekno-muhafazakârlığın kapitalist HES projelerine karşı mekânlarını savunan köylüler bu büyük resimde anlatılan mahallenin neresinde dururlar? En temel insan

Badana Fırçasıyla Picasso

1980’lerle birlikte İzmir hızla çökmeye başladı. İzmir’i çok seven, İzmir dışında yaşayan ve fakat ayda en az bir defa İzmir’e gidip gelen biri olarak, bir şeylerin yolunda gitmediğini, bir şeylerin raydan çıktığını hissediyordum. Ama İzmirliler hallerinden pek de mutsuz görünmüyorlardı. Eh, sezgilerimde yanılıyor olabilirdim. Veya daha önce de benzer —konjonktüre bağlı— duraklamalar yaşanmıştı, kısa sürmüştü,

Reset

Richard Florida 2010’da The Great Reset adıyla bir kitap yazmış. Yeni haberim oldu ve yeni haberim olmasından utandım. Okumaya başlayınca da kendimi fevkalade lüzumsuz hissettim, adam benim söylemeye çalıştığım her şeyi yazmış gibi görünüyor. Şimdilik anladığım, içinde debeleniyor olduğumuz ve hiç bitmeyecekmiş gibi görünen krizi geçmişteki benzer dönemler ile mukayese ediyor, bambaşka bir geleceğin bugünlerde

Konforun Sonu

Trump beklenenden çok oy almış, öyle diyorlar. Cümleyi tersten kurarsak, demek ki, hanımefendiler, beyefendiler, Trump’ın aldığı oydan çok daha azını alacağını beklemişler. Öyle olmayınca da… Son dönemde hep —her şey karşısında— yaptıkları gibi, fevkalade müteessir olmuş, hayal kırıklığına uğramışlar. Canlarım benim, kıyamam ben onlara… Trump ve benzerleri için ısrarla popülist tabirini kullanıyorlar. Adam, Hazine ve

Trump Kaybetti mi?

1970’lerde bir roman okumuştum. ABD’de Başkan ölüyor, Başkan Yardımcısına —şimdi hatırlamadığım— bir şey oluyor, onun yerine Başkanlığa vekâlet etmesi gereken her kimse bir sebeple devre dışı kalıyor filan… Başkanlık siyahi bir yargıca kalıyordu. Romanın üslubu, pek de saklamaya ihtiyaç duymadan, ABD’de böyle katlanılmaz bir halin de ihtimal dâhilinde olduğunu, kazara işler böyle gelişirse ABD’de ne

Çeşitlilik, Belirsizlik, İhtilaf, Zenginlik

Âlem çeşitlilik üretiyor. Neden öyle bir tercihi var bilmem ama öyle yapıyor. Canlılık ortaya çıktıktan sonra, âlemin çeşitlilik üretme kapasitesi dramatik bir biçimde artmış. Evrim, daha önce hayal bile edilemeyecek bir hızla çeşitlilik üretiyor. İnsan ortaya çıkınca, âlemin çeşitlilik üretme kapasitesi bir defa daha vites büyütmüş. İnsan türü, kendisi olmasa olmayacak olan çeşitlilikler üretiyor. Mesela

Batı

Mahçupyan Serbestiyet’te saçma sapan bir yazı yazdı. Berktay onu ciddiye almış, eklemeler ve eleştiriler yapmış. Böyle eğleniyorlar besbelli, elleşmeye gelmez. Batı nedir? Kolonyalizm? Aydınlanma? Bilim? Sanat? Sömürü? Zenginlik? Çoğulluk? Çoğulculuk? Tek tipleştirme? Despotizm? Demokrasi? E evet, hepsi ve daha fazlası? Batı kimdir? İspanya mesela, Batı’ya dâhil mi? Eğer öyleyse, mesela bilim tarihinde ne kadar eşelenmemiz