Yaydığı Yalana İnancı Bile Sahte

Alper Görmüş, kahpe dış güçlerin muhalefet söylemi olduğu yılları yazmış. İktidardı, muhalefetti, bir süreliğine unutun. Meselemiz dış güçler filan gibi mevzularla sınırlı da değil. Çok daha ciddi ve yaygın bir derdimiz var. Sadece bizim derdimiz de değil ilaveten, bütün dünyayı ırgalıyor. İnsanlık tarihi boyunca, muhtemelen bütün toplumlarda, manasız hikâyeler kulaktan kulağa yayıldı. Sonra teknoloji ilerledi,

Lira ve Helalleşme

Az önce büyük resme baktım, döndüm. Liranın 9 sentin altına düşmesi ile Kılıçdaroğlu’nun helalleşme çağrısı arasındaki saklı bağlantıyı açıklamaya geldim. PPK’da faizi indirileceği ve böylelikle Türkiye’nin şaha kalkacağını gören dış güçler, Ankara’daki adamları Kılıçdaroğlu’nu kullanarak, manasız bir helalleşme mevzuu açtırdılar. Memleket derin bir endişeye kapıldı ve lira tepetaklak oldu. Tarih bu ihaneti yazacak. Kılıçdaroğlu’nun helalleşme

Onca Cehalet Varken

140Journos Adalar’daki fayton hikâyesi üzerinden bir film yapmış. Hikâyenin aslının muhtelif boyutları olduğu gibi, 140Journos tarafından hikâye ediliş biçiminin de muhtelif boyutları var. O boyutların sadece birinin içinde debeleneceğim. Aylardır debelenmekte olduğum husus içinde… Derdimi ifade etmek için en uygun sahne, gerçek hayatta faytonların aleyhine yapılan bir gösteri sırasında eline megafonu alan bir genç kızın

İnsan Kaynaklı Küresel Isınma ve Bilimsel Mutabakat

Nişanyan yine üşenmemiş, ince işçilik yapmış. İnsan kaynaklı küresel ısınmaya “inanan” bilim insanlarının oranının % 97 olduğu hususundaki yaygın bombardımanın kaynağını araştırıp bulmuş. Yazısını şöyle bağlamış: “Mesele şu: Milyonlarca okumuş yazmış insanın kıytırık bir makaledeki bariz şarlatanlığı algılamaktan aciz olduğu bir dünyada, uydurma olduğu apaçık olan bir bilginin 625 bin defa tekrarlanarak tartışılmaz veri haline

Güney Kore Yapamadık, Kuzey Kore Denesek?

Dün bitirirken dedim ki… “Neden biz, ‘insan iyidir’ diyenler açıklamak zorunda kalıyoruz Auschwitzleri? Aksine, bize akıl ve ders verip duranların açıklaması gerekiyor. Bizim zapturapt altına alınmazsak fevkalade manasız işler yapabileceğimizi varsayarak üzerimizde tahakküm kuranların açıklaması gerekiyor ki, insanlar akıllı, rasyonel ve yeterince güçlü merkezi otoriteler tarafından yönetildiklerinde, nasıl olup da ortaya çıktı Auschwitzler?” Şimdi diyelim

Bregman’a İtirazlarım

Bregman’ın Çoğu İnsan İyidir kitabı, son dönemde içimi en çok ferahlatan şey oldu. Hakkında söyleyeceğim çok şey var. Ama önce eleştirilerimi dile getireyim. Üçü küçük —bağlamı zedelemeyen— biri ise metodolojik olarak önemsediğim dört hususta itirazlarım var. Birincisi… İnsanlığın avcı-toplayıcı dönemine dair romantik güzellemeleri fazlasıyla mesnetsiz —ve lüzumsuz— buldum. Avcı-toplayıcı döneme dair duvar resimlerinde savaş sahneleri

Rutger Bregman

Çocuk 33 yaşında. Dört yıl önce TED konuşmasında sadece yirmi dakika içinde… “Temel gelir haktır” demiş. “Başkalarının kararlarını vermeye yetkili değilsiniz” demiş. “İşlerin çoğu lüzumsuz” demiş. “Okulu yeniden gözden geçirmek lazım” demiş. Yani benim şurada sıraya koyup söylemeye çalıştığım şeylerin esasında bir tek paketin unsurları olduğunu söylemiş olmuş. Benim yeni haberim oldu. Dün sözünü ettiğim

“İyi” Bir Kitap

Birkaç yıl önce bir grup liberal genç, “bize misafir olup bir konuşma yapar mısınız” dediklerinde, tekliflerini kabul etmiştim ama ne konuşacağım hakkında hiçbir fikrim yoktu. Bir yandan da insanın esasen iyi olduğu hakkında bir kitap yazmaya çalışıyordum. Neticede, taslaklarımı kendileriyle paylaştım. İnsan İyidir dedim, yazmaya çalıştığım kitaba koymayı düşündüğüm isimle… Çocuklar saygıyla dinlediler. Ama onları

Bir Ödül Hikâyesi ve Facebook

Geçtiğimiz ay Uluslararası Hrant Dink ödülünü Canan Arın ile paylaşan Filipinli gazeteci Maria Ressa, Nobel Barış Ödülünü de Rus gazeteci Dmitry Muratov ile paylaştı. Gönül, Filipinler’de ve Rusya’da birer Bahçeli’nin çıkıp, “bu Nobel ödül komitesi ne yapmak istemektedir, nereye varmak istemektedir” diye kükremesini bekliyor. Ama işte elalemin birer Bahçeli’si yok. Dolayısıyla Durerte ve Putin için

Colonia Dignidad

Netflix’de Colonia Dignidad adıyla bir belgesel yayınlandı. Paul Schafer adlı manyak bir Alman’ın Şili’de 1960’ların başında kurduğu ve kırk yılı aşkın bir süre boyunca türlü rezilliklere sahne olan bir tür tarikat hakkında. Belgesel boyunca tarikatın/koloninin neredeyse takıntılı bir biçimde kaydettiği gerçek görüntülerin yanı sıra, kolonide büyümüş çok sayıda insanla yapılmış görüşmeler var. Peki, ne yok?