Aylar: Mayıs 2009

6-7 Eylül

Sayın Erdoğan, anladığım kadarıyla, 6-7 Eylül olaylarını gündeme getirerek, Devlet hakkında demek istediklerini demiş. Bu hususta söylemek istediklerimi kısa paragraflar halinde özetlesem bile, geride birçok şey kalacak. Yine de başlayayım. Öncelikle, Sayın Erdoğan’ın tespitinin, karşısında mevzilenmiş olanların bir bölümünü zor durumda bırakan bir tespit olduğunu teslim etmemiz lazım. Bazılarının, daha önce dile getirdikleri görüşleri sebebiyle,

Aya Yolculuk

Komplo teorisyenleri Apollo aracının aslında aya filan inmediğini, ABD’nin bütün dünyayı işlettiğini ispat etmeye çalışadursunlar, bence, ABD Aya Yolculuk projesinden muradını, daha araç aya inmeden elde etmişti. Apollo Projesi, bir bakıma yaşadığımız dönemin en büyük Mısır Piramitleri projesiydi. Üretim fazlasını emmek gibi muazzam bir fonksiyonu vardı. Ki bugünlerde üretim fazlasını emmenin ne kadar müşkül ve

N’olcak Bu Japonya’nın Hali

Ömrü yarım asrı bulmuş olanların gençliği Japon mucizesi nutukları dinleyerek geçti. Japonya’nın 60’lı ve 70’li yıllardaki beklenmedik iktisadi performansını açıklıyormuş gibi görünen faktörlere neredeyse her gün bir yenisi ekleniyordu. Ülkenin tarihinin, sosyal organizasyonunun, Japon kültürünün hemen her unsuru ile zenginleşme arasında bir illiyet bağlantısı kurulmuştu herhalde. Nihayet “Japonlar ailecek bir arada ve çıplak yıkanırlar, böyle

Kahramanlığın Trajedisi

Henüz TRT’den başka televizyon yoktu, Birand 32. Gün’ü TRT’de yapıyordu. Arada bir Roma veya Tokyo’ya uğrasa da, genellikle Washington, Moskova, Londra, Bonn, Paris arasında gezinmekle yetiniyor, bu da beni fena halde kızdırıyordu. “Bu dünyanın Kahire’si, Rio’su, Tahran’ı yok mu” mealinde bir yazı yazıp gazeteye yolladım. Yollar yollamaz pişman oldum. Ama teknoloji bugünkü gibi değildi, yazının

On Günde İki Maç

Futboldan söz edeceğim, ama peşinen uyarayım, bu bir futbol yazısı değil. Bilmeyenler için manzarayı bir özetleyeyim: Beşiktaş ve Fenerbahçe, on gün arayla iki kere karşılaştılar. İlk maç Beşiktaş, ikincisi Fenerbahçe açısından daha anlamlıydı. İlkinde Beşiktaş’ın saha, seyirci gibi avantajları, Fenerbahçe’nin sakat ve cezalı oyuncuların çokluğundan kaynaklanan dezavantajları daha fazlaydı. İkincisinde ise şartlar, az da olsa,

Kriz ve Önyargılar

Einstein’in “Bir önyargıyı yıkmak, atomu parçalamaktan zordur” deyişi meşhurdur. Haklı çıkmak için elinden geleni de esirgemedi. Kuantum teorisinin Kopenhag yorumunu çürütmek için bir ömür harcadı. Ne yazık ki önyargıları hatalıydı. Çürütülemeyecek bir şeyi çürütmeye uğraşıyordu. İşin daha eğlenceli yanı da şu: İnsanlığa izafiyet teorisi gibi muazzam bir eser hediye etmiş olduğu halde, aldığı yegâne Fizik

Tel Örgüler Ne İşe Yarar?

Güzelbahçe’de, yolumun üstünde bir köpek vardı. Önünden biri geçmeye görsün, zincirini sanki koparacakmış gibi gerer ve var avazıyla havlardı. Köpeklerden zaten korkardım, bunun sergilediği şiddet beni iyice gererdi. Zincire ne kadar güvenirsem güveneyim, köpeğin önünden her geçişte yüreğim ağzıma gelirdi. Bir gün bir tuhaflık hissettim. Köpek köşeden döndüğümü görünce yine havlamaya başladı, ama havlamanın şiddeti

Mavi Gözler, Kahverengi Gözler

Bilinen hikâyedir ama hatırlamakta fayda var. Martin Luther King’in öldürülmesini müteakip, Amerika’da bir ilkokul öğretmeni olan Jane Elliot, sınıfını mavi gözlüler ve kahverengi gözlüler olarak ikiye böldü. İlk gün mavi gözlülerin ne kadar çalışkan, başarılı, iyi olduklarını söyleyip, onlara övgüler yağdırdı, imtiyazlar sağladı. Birkaç saat sonra mavi gözlüler, kısa süre önce arkadaşları olan kahverengi gözlüleri

Sular Çekilince de…

Nefis bir Tay atasözü var: “Sular çekilince de karıncalar balıkları yer.” Yani başarı, başarılı bir öznenin kendi marifeti değildir. Sular yüksekken karıncaları yiyen balıklar kendilerinde derin kabiliyetler vehmedebilir, karıncaları hor görebilirler. Lakin marifet suyun seviyesindedir, balıkta değil. Sular çekilince görülür Tansu hanımın, Mesut beyin ve daha nicelerinin boyunun ölçüsü. Oğlu telefonuna “senden büyük Allah var”