Ay: Kasım 2009

Fehmi Beyin Halleri

Fehmi ta lise yıllarından beri kendisini hep ülkesinde gurbette hissetti. Arkadaşları ile karşılaştığında “selamünaleyküm” demesi yadırganıyordu ya, Fehmi ciddi ciddi, “selam” dese sünneti yine de ifa etmiş sayılır mı, bilenlere sordu durdu. “Bilenler” dedikse, abilere yani. Zamanla Fehmi de merdivenleri tırmandı. Abileri gibi, bilmediğini hiç belli etmeden, fetvalar vermeye başladı. Danışılmak, fetva vermek hoşuna gitti.

Eski Bir Arkadaşa Mektup

Sevgili Erol, Beni bilirsin, biraz safımdır. Bir vakitler siz komünistçilik oynarken, sizin sahiden komünist olduğunuzu zannettiydim. Sahiden de işçilerin, yoksulların, ezilenlerin dertlerine derman olmaya çalıştığınıza filan hükmettiydim, anla yani. “İyi bir şey herhalde” filan diye düşündüğümü hatırlıyorum. Sizin bildiğinizi zannettiğim kestirme yolları bilemediğim için kendime fena halde içerlediydim. Komünist olabilmek için benim, sizden farklı olarak,

Gaz Halindeki Her Şey Sıvılaşıyor

Marks’a göre, “katı olan her şey buharlaşıyor”du. Maddenin gaz halinin, katı halinden bir hayli farklı davrandığı malum. Katı halde atomlar sımsıkı istiflenmiştir, gaz halinde ise gelişigüzel hareket edip dururlar. Normalde katı halden gaz haline geçerken madde, genellikle ara bir halden, sıvı halden geçer. Marks’ın bu ara hali neden atladığını anlamak zor değil, sıralı sekili iş

Nerede Yanlış Yaptık?

Horozlar öter, güneş doğar. Aynı şeyin her sabah tekrarlanması, horozların güneşi uyandırdığına veya güneşin horozların davetine icabet ettiğine inanmak için kâfi midir? Elbette değil. Olmadığını, en azından Hume’dan bu yana biliyoruz. Horozların güneşi uyandırdığı iddiasını komik bulursunuz, öyle değil mi? ABD bölgede bir takım oyunlar tezgâhlıyor, yani ötüp duruyor. Bölgede bir şeyler oluyor, yani güneş

Türkiye Neye, Ne Kadar Hazır?

Atılgan Salı günkü köşesinde sormuş: Kuzey Irak Türkiye’ye iltihak kararı verse Türkiye ne yapar? Şık ve zihin açıcı bir soru. Ben yine de soruyu biraz değiştireyim: Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi Parlamentosu Türkiye’ye iltihak kararı verse, TBMM Kuzey Irak’ın ilhakını onaylamaya cesaret edemeyip meseleyi referanduma götürse, sizin reyiniz ne olur? Şunu emniyetle söyleyebilirim zannediyorum: Böyle bir

Newton, Schrödinger ve Mustafa Kemal

Geçenlerde posta kutuma düşen bir mesaj, birilerinin yine bir meseleye son noktayı koyduğunu iddia ediyordu. Son noktayı koyanlar bildik bir kategori. Kendilerine sorarsanız, bu memleketi baştan aşağı onlar yeniledi. Eğer muhafazakârlar oyunbozanlık yapmasaydı, daha neler yapacaklardı. Hâlbuki onlardan daha muhafazakâr olan da yok. Son noktayı koydukları mesele ise, Schrödinger’in kedisiyle alakalı bir şey. İçinde bir

Şantaj

Birkaç yıl önce Şırnak’ta Açıköğretim sınavında Üniversite Temsilcisiydim. Binaların birini denetlerken birden koridorda kıyamet koptu. Öğrencilerden birinin “adamı dağa çıkmaya mecbur ediyorsunuz” diye bağırdığı, görevlilerin de onu teskin etmeye çalıştığı işitiliyordu.  *** Devam etmeden önce çok daha eskiye gideyim, izin verirseniz. Asistanlığımın ilk aylarında bir gün, Akademinin kırmızı halılı koridorlarında alışılmadık bir manzarayla karşılaşmıştım. Öğrencilerin

Cumhuriyet Kimin?

29 Ekim 1923. Cumhuriyet ilan edildi. Ertesi gün memlekette saltanatçı kimse kalmadı. Tek tük homurdananlar elbette oldu. Ama mesela Fransa’da olanlar olmadı. 1917’ye sahne olan Rusya’da bile İhtilal denince akla gelen şeyi, Fransız İhtilali’ni yapmış olanların torunlarının torunlarının torunlarının arasında, hâlâ, Monarşinin davasını güdenler var. Hep vardılar da, nihayet seçimlere girip, üç beş neyse, rey