Ay: Şubat 2010

Çeteleşmek

Yaşayan en büyük matematikçilerden V. I. Arnold, Fransa’da bir süre ders verdikten sonra, bundan on yıl kadar önce yazdığı “Matematik Öğretimi Üzerine” adlı makalesinde mevcut matematik öğretme anlayışını yerden yere vurmuş. Matematik öğretmekle vazifelendirilenlerin büyük bölümünün matematik bilmediklerinin delillerinden sadece biriyim. Ben de onların kurbanlarından olduğum için, Arnold’un verdiği matematik misalleri bana Çince gibi göründü.

Armudi Hukuk

Kolomb’un döneminde, dünyadan biraz haberi olan herkes, dünyanın küre şeklinde olduğuna, hep batıya gidilirse doğuya ulaşılacağına inanıyordu. Ama dünyanın çevresi hakkındaki tahminler muhtelifti. Dolayısıyla Portekiz’den çıkıp Hindistan’a gitmek için ne kadar yol alınması gerektiği bilinmiyordu. Kolomb, kendisini finanse etsinler de hayalindeki seyahati gerçekleştirebilsin diye, dünyanın, bilinen bütün tahminlerden daha küçük olduğunu ısrarla iddia etti. Bu

Gerçeğe Saygı

Doğan Cüceloğlu Pazar günü TV8‘de Yılmaz Büyükerşen’le söyleşirken, söz Mustafa Kemal’e geldiğinde, “gerçeğe saygısı olan biriydi” dedi. Sayın Cüceloğlu’nun kastı tam da benim anladığım şey olmayabilir ama bence de Mustafa Kemal’in ayırt edici vasıflarından biri gerçeğe saygısıdır. Ben bu vasfı türlü kelimelerle adlandırmaya çalışıyordum, Cüceloğlu’nun tabiri cuk oturdu, kendisine borçluyum. Mustafa Kemal’in elbette zamanının ikliminden

Referansınız Ne?

“25 Haziran 1792 günü iki astronom, Jean Baptiste Delambre ve Pierre Méchain, Paris’ten yola çıkarlar. Yasama Meclisi’nce evrensel bir uzunluk ölçüsü birimi saptamakla görevlendirilmişlerdir… İki astronomdan biri Dunquerque’e öteki Barselona’ya gider. Bu iki kent arasındaki boylamı bir karış sektirmeden ölçeceklerdir…” Yukarıdaki alıntı, Türkçeye Metrenin İcadı ismiyle çevrilmiş olan, Fransız bilim tarihçisi Denis Guedj’in bir romanının

Olympos’ta Akıl Tutulması

Horkheimer’in, adı kendisinden hoş bir kitabı var: Akıl Tutulması. Türkiye’de hepten bütün akıllar mı tutuldu, nedir? Yoksa yükseklerde oksijen iyice seyreldi de, Celal Şengör’den sonra, Olympos’un bir diğer sakini sayın İlber Ortaylı da koroya bu yüzden mi katıldı? Eh, “Siyaset Akademisi” başlığı altında bir faaliyete konuşmacı olarak çağrılmışsanız, faaliyetin çok faideli bir şey olduğunu ima

Genetiği Değiştirilmiş Haberler

İTO, düzenlediği toplantıyı kendi sitesinde şöyle sunuyor: “Farklı tarafları bulunan konu, çok sayıda bilim insanının yer aldığı tarafsız bir platformda aydınlatılmaya çalışıldı.” Sözü edilen konu GDO, yani Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar. İTO’nun toplantısına, gördüğüm kadarıyla sadece Milliyet ilgi göstermiş ve Tuğba Bozkurt imzasıyla “GDO’ya Farklı Yaklaşım” başlığıyla haber yapmış. Haberde İTO’nun sözünü ettiği “farklı taraflar” ve

Sokak Çocukları

Rahmetli Özal köşkte ikamet ederken, bir kanun mu, kararname mi, artık hangi husustaysa Demirel ile ters düşmüşler. Tam da o tarihlerde Demirel’in yurt dışına çıkması gerekmiş. Demirel giderken, Başbakanlığa vekâlet edecek olan rahmetli İnönü’yü “şimdi Özal seni çağırır, bir mazeret bul, ben dönene kadar köşke çıkma” diye ikaz etmiş. Ama Demirel yurt dışına çıkar çıkmaz

Çocuk Oyunu

Biz çocukken, babalarının kanatları altında her türlü riskten azade büyütülen akranlarımız, hayatta işe yarayacak herhangi bir şeyi öğrenemedikleri gibi, futbol oynamayı da beceremezlerdi. Kimse onlarla aynı takımda oynamak istemezdi. Her dem olduğu gibi yine babaları imdada yetişir, kıymetli bebelerine fiyakalı bir top satın alırdı. Şimdilerde oyun büyüdü. Rus oligarklardan Kaddafi’ye kadar her kudretli baba, çocuklarına