Ay: Mart 2010

Siyaset Böler, Bölünmek İyidir

Güneydoğu’da yaşananlar, Türkiye’nin batısında AKP veya CHP’den çok MHP’yi besliyor. Bu tespiti yapmak, MHP’nin politikalarını onaylamak manasına gelmiyor. Kendi hesabıma MHP’nin politikalarını hiç cana yakın bulmuyorum, ama MHP’nin politikaları sayesinde zemin kazandığını da görüyorum. Bir an için hayal edin, MHP —Batı standartlarındaki bir milliyetçi partiden beklenebileceği gibi— “çizelim sınırı, bölelim memleketi ikiye” diyebilirdi. Deseydi MHP

Karneler

Seçim olacak, partiler karne alacaklar. Memleketin en baba dersi, devlet-toplum ilişkilerinin yeniden düzenlenmesi. Hakkını teslim edelim, AKP bu derste ikide bir parmak kaldırıp, durmadan konuştu. Muhteva? Sıfır. Hasılat? Sıfır. Her seferinde, “örtmenim daha iyisini yapacaktım ama saçımı çektiler, başıma vurdular” filan diye sınıf arkadaşlarını, okul idaresini şikâyet ediyor. Pek dayak yemiş gibi görünmüyor ama, arkadaşlarının

Bugün Seçim Olsa

Havada yine anket kokusu var. Yandaş medyayı pek takip etmediğim için bilemiyorum, onların yayınladığı anketler herhalde AKP için müjdelerle doludur. Benim gördüklerimin çoğunda, ilk seçimde CHP kim bilir kaçıncı zaferine ulaşacak, AKP ise —geçen sefer olmadıysa bu defa kesin— fena halde hezimete uğrayacak. Üşenmesem, mesela 2005 veya 2006 yıllarında yayınlanan anketleri bulsam… Lüzum yok, anladınız

Gâvurlaşmak

Ortalama bir Anadolu insanının kâbusu, çocuklarının gâvurlaşmasıdır. Başımıza gelen her musibetin gâvurlaştığımız, yani öz değerlerimizi kaybettiğimiz için geldiğinden hiç şüphesi yoktur. Koskoca imparatorluğu gavurlaştığımız için kaybetmişizdir, ve saire… Haklı olmasalar da mazeretleri var. Mağlup olan her toplum az çok benzer bir ruh hali geliştirir: Bir vakitler, doğru bilgiye sahip olan, saf ve temiz bir topluluk

Adını Yanlış Koymak

Açıköğretimin Avrupa’da yaşayan Türklere götürülmesine karar verildiğinde, Tahir Özgü, Almanya’da bir büro açıp sistemi kurmakla görevlendirilmişti. Uluslar arası labirentlerde, muhtemelen kendisinden başka kimsenin tam olarak anlayamayacağı manevraları yaparak, bugün imkânsız gibi görünen bir işi gerçekleştirdi. Sözünü etmek istediğim şey başka ama yeri geldi, iki hususa mim koymama izin verin. Birincisi, pek az kimse farkında olsa

İthama Bak, Müdafaaya Bak

Hoş görün, ben bu meseleye takıldım. “Biri sizden şikâyetçi” diye karakola çağırılsanız. Karakolda tanımadığınız biri, sizi işaret ederek, “bu şahıs bizim sokaktan geçerken bir bakışıyla kızımı (veya siz bir hanımsanız, oğlumu) baştan çıkardı, yavrum aşkından verem oldu” dese, “bir daha bizim sokaktan geçmesin” diye de talepte bulunsa n’aparsınız? Herhalde “memlekette seyahat hürriyeti var, istediğim sokaktan

Hangi Kadın

Aslında köşe yazarlarının piyasalara verdiği hasar masalı konusunda ısrar edecektim ama dünün mana ve ehemmiyeti sebebiyle, bu ısrarımı Perşembe’ye erteledim. *** Ece Temelkuran’dan alıntılıyorum: Şeyh Sait isyanına katılanlar katledilir. Kesik başlar, isyana katılan Musa Beyin kız kardeşi Gülnaz Hanıma gösterilmek üzere jandarma karakolunda yere dizilir. “Tanıyor musunuz?” diye sorulur. Gülnaz Hanım, elleri belinde, kesik başlara

Her Şeyden Mağdur

Yanlış anlamadımsa, yanlış anlaşıldığını ima ederek bazı düzeltmeler yapmış ama Her Şeyden Mağdur beyefendinin söyledikleri kelimesi kelimesine şöyle: Piyasalar 6,5 puan düşüyorsa, bunun sebebinin kimler olduğu ortadaymış. Kimlermiş peki? Köşe yazarları. İpe sapa gelmez şeyler yazmışlar, Her Şeyden Mağdur beyefendinin iğne oyası gibi işlediği güzelim ekonomiyi tarumar etmişler. Beyefendi gecesini gündüzüne katıyor, tam memlekette her

28 Şubat

Hani mesela başınız ağrır. Bir süre tahammül eder, sonra katlanamayıp bir ilaç alırsınız. Baş ağrısı geçer. Aldığınız ilacın ağrıyı geçirdiğini düşünürsünüz. Muhtemelen yanılıyorsunuzdur. Muhtemelen, ağrıyla birlikte yaşadığınız süre içinde beyniniz problemi teşhis etmiş, meseleye el koymuştur. Yani ilaç almasanız da ağrınız geçecektir ama siz iyileşmeyi ilaçtan bilirsiniz artık. *** İyileşmeyi ilaçtan bilmek, yine de masum