Aylar: Temmuz 2010

Değişirse Değişmeyecek

82’de Türkiye Anayasayı değil, Evrengillerden kavgasız gürültüsüz, bir an önce kurtulalım mı sorusunu oylamıştı. Bunu, aradan geçen onca yıla rağmen idrak edememiş görünenler, önümüzdeki referandumda değişiklik teklifinin oylanmayacağını her nasılsa idrak etmiş görünüyorlar. Bu defa da teklifin sahipleri bize “Anayasa oylanıyorsa Anayasa oylanmalı” diye dayatıyorlar. Dayatmanın üslubu da aynı. Bizde pek iş yokmuş. Yeterince olgun

82’de Ne Yaptın Baba?

82 Anayasasının oylandığı tarihlerde, Ankara’da okurken Eskişehir’de çalışmaya başlamıştım. Eskişehir’de henüz ev tutmamıştım, dayımlarda ikamet ediyordum. Referandum günü öğleye doğru, sandığa gitmek üzere evden çıktık. Dayım zarfların hileli olduğunu çoktan haber almıştı. Hayır oyu verenlerin tespit edildiğini söyleyip, nazikçe dikkatimi çekti. Evinde bir skandala şahit olmak, kız kardeşine mahcup olmak istemiyordu haklı olarak. Birkaç gün

Başöğretmen

Uzun süredir şüpheleniyordum, artık neredeyse eminim. Sayın Erdoğan ilkokulda okurken, muhtemelen bir 23 Nisan’da, arkadaşlarının önünde kürsüye çıkıp şiir okumaya, konuşma yapmaya filan heveslenmiş, öğretmeni ise onu refüze etmiş olmalı. Öğretmeni muhtemelen farkında değildi ama bizlerin hayatını cehenneme çevirecek bir hata yapmıştı. Yıllardır üzerimize boca edilen, ilkokul müsamerelerinde ancak hoş görülebilecek, tahammülfersa belagat misallerini mesela,

Ağustos Böcekleri ve Karıncalar

Birbirinin tıpatıp aynı yüz elemandan müteşekkil bir elektronik sistemin iki notayı birbirinden ayırt etmesi hedeflenmişti. Sistemin bir saati olsaydı, mesele yoktu. Ama zaten işi cazip kılan husus, saati olmayan bir sistemin evrimleşerek bu işi becermeyi öğrenebilmesiydi. 4100 nesil sonra sistem iki notayı birbirinden ayırt etmeyi becerdi. Araştırmacılar sistemi incelediklerinde, elemanların sadece otuz ikisinde bir değişim

Sağlama Yapmadan

Allah göstermesin, evinizde bir yangın çıkar da itfaiyeciler müdahale etmeyi beceremezse, veya hastanızı emanet ettiğiniz hemşirelerden biri akla sığmaz beceriksizlikler sergilerse, aklınıza KPSS gelsin. Veya bankonun öte yanındaki memura basit talebinizi tarif edemediğinizde… Bugün Türkiye’nin devlet dairelerinin büyük bölümü, fiilen çökmüş durumda. Bu çöküşün muhtelif sebepleri var elbette ama en önemlilerinden biri, insanlar ile işleri

Türklerin En Nadide İcadı

Memleketin, Anayasa değişikliği, referandum, Guiza filan gibi fevkalade mühim meseleleri var. Ama geçmiş tecrübelerimizden biliyoruz ki, mühim meselelerimiz olmasaydı da KPSS gündemde bir yer bulamayacaktı. Üstelik, aylardır bu sınava hazırlanan ve geçtiğimiz hafta sonu salonlarda terleyen yüz binlerce aday bile bu hale içerliyor gibi görünmüyor. Anlaşılan o ki, KPSS’ye girenler, uzun süredir kendilerini en çok

Nasıl Yapacaksınız?

Bir vakitler, ailenin delikanlılarından biri gönlünü, pek de uygun olmayan bir genç kıza kaptırmıştı. Büyükler panik içinde, yalvaran gözlerle, bir çare talep ediyorlardı. “Telaşlanmayın, hallederim” dedim. Rahatladılar. Yıllar sonra, bir aile meclisinde nasıl olduysa, biri o günleri hatırladı. Benim işi tereyağından kıl çeker gibi hallettiğimi söyledi. Hâlbuki ben hiçbir şey yapmamış, delikanlıya hiçbir laf etmemiştim.

Yatsuhashi

Türkiye’de Japon yılı münasebetiyle, Eskişehir’de bir Japon Bahçesi yapıldı. Tasarımını Japon uzmanların yaptığı bahçe, geçen hafta sonu hizmete açıldı. Bu vesileyle Japonya’da ne tuhaf uzmanlıklar olduğuna da şahit oldum, iyi oldu. Japon Bahçelerinin olmazsa olmazlarından biri yatsuhashi imiş. “Yani neymiş” diyeceksiniz. Zikzak köprülermiş. Yatsuhashiler hakkında rivayet muhtelif. 11. Yüzyıl’a ait bir masaldan esinlenerek bahçelerde kendilerine

Merak

Başkaları Dünya Kupasında futbol kalitesinin neden düşük olduğunu bilmiyor olabilir. Ama kupayı TRT’den izleyen biz şanslı Türkler biliyoruz. Dani Alves’i, Marquez’i, David Villa’yı yanlış yerlerde oynatıyorlar, İspanya, Brezilya gibi takımların karşısında geniş alan bırakıyorlar… Üstelik kusur sadece teknik adamlarda değil. Futbolcularda da iş yok. Son pas tercihlerini yanlış yapıyorlar. Kimileri, özellikle Afrikalılar, ceza sahasına kadar