Tıksırana Kadar

Alkol kullanmam. Alkol kullanmadığım için gençliğim boyunca mahalle baskısına maruz kalmış biriyim. İçince çağdaşlaşıverdiğini düşünüp, sizi çağdışı bulan zavallıların afra tafrası da cabası.

Ama benim şahsi tarihim gerçeği değiştirmiyor. Türkiye’de içilen bütün içkiyi sadece nüfusun yüzde biri içse, içki içen herkes günde kabaca bir ufak içiyor demektir. Diğer bir deyişle, her gün yüz kişi bir ufağı paylaşıyor. Memlekette o kadar az içiliyor yani.

Daha da az içilsin. Eyvallah. Ama mevcut seferberliğin, daha az içki içilsin filan gibi ulvi bir hedefi olduğuna inanmak zor. Öyle Anayasal görev gibi masallara inanmak için de çok saf olmak gerekiyor. Sorarlar adama, bunca sene iktidardaydınız, Anayasa şimdi, seçime çeyrek kala mı emretti gençleri alkolden korumayı diye.

Ama zaten kullanılan lügat her şeyi söylüyor. Şeytanlarımız tükendi, yeni seçime yeni şeytan lazım. Şöyle “tıksırıncaya kadar” filan gibi ağır tahriklerle bombalayacağız sahayı ki, karşı siperlerden de benzer şiddette cevap gelecek. Vatandaşın safları karıştırması riskini bertaraf edeceğiz.

***

Dedem şehre yerleşmeden önce de civar köylerde bilinen, sayılan biriymiş. Şehre yerleşmiş. Muhtelif işler için şehre geldiğinde daralan, başı sıkışan köylüleri onu bulur olmuşlar. Günlerden bir gün köyün ayyaşı uğramış. “İsmail,” demiş, “açım, bana bir yemek parası ödünç ver.” Rahmetli dedem adamı yanına katıp, kendi karnını doyurduğu esnaf lokantasına götürmüş. “Misafirim,” demiş lokantacıya, “ne isterse verin.”

Adamın içinden “parayı elime verseydin gidip içki alacağımı düşündün değil mi” türü bir sitem mi geçmiş, dedem mi öyle yorumlamış adamın bakışını, artık bilemem. Dedeciğim kendisini lokantadan dışarı zor atmış. Ağlaya ağlaya eve varmış.

Anneannem dedemin o saatte eve gelmesine alışık değil. Böyle ağlamasına hiç değil. Anlattırmak için üstelemiş. Bunun üzerine dedem olayı anlatmış. Anneannem “ne var bunda” gibilerden bakınca da eklemiş: “Ben bunun hesabını öbür dünyada nasıl vereceğim?

Hayatınızda hiç böyle bir korku yaşadınız mı siz?

Peki, böyle bir korku yaşayan kimseyi tanıdınız mı? Belki dedem kadar hassas olanı zor bulunur ama Türkiye’de dedeminkini andıran değer yargılarına sahip olan milyonlarca insan yaşıyor. Görünmüyorlar. Öyle araziye uymuş, öyle hissettirmeden yaşıyorlar.

Onlar önümüzdeki yaz yine gidip AKP’ye rey verecekler. İçki içenlere “tıksırıncaya kadar” diye gürleyen bir başkanı var diye değil. Ona rağmen…

Çünkü onların kendi partileri yok.

Cemalettin N. TAŞCI