Alet Çantası

Toplumlar, içinden çıkamadıkları hallerde, aralarından birini öne sürüp, peşine takılırlar. Ergenekon destanı, bu toplumsal ruh halinin en iyi ifade edildiği metinlerden biri değil mi? Eğer çaresiz kalmışsanız, aranızdan biri de öne çıkamıyorsa, bir kurdun bile peşine takılabilirsiniz.

Hani bildik deyiştir, en kötü karar, kararsızlıktır. Şartlar ağırlaştığında en kötü eylem de eylemsizliktir. Hareket edenin, şöyle veya böyle kurtulma şansı vardır. İsterse bir kurdun peşine takılmış olsun… Zaten de muhtemelen Ergenekon’dan hangi istikamete hareket edilirse edilsin, çıkılacaktı. Elbette her istikamet başka bir istikbale sebep olacaktı. Ama zaten tercih edilenin diğer alternatiflerden daha iyi olduğunun delili de yok. Bir tek halden daha iyi olduğunu emniyetle söyleyebiliriz. Hareket etmemekten kesinlikle daha iyiydi.

***

2002’de Türkiye fena halde sıkışmıştı. Ekonomik kriz, zaten iyiden iyiye derinleşmiş olan siyasi tıkanmışlığın üstüne tuz biber olmuştu. Varoşlarda Özal’ın siyasallaştırdığı ve besleyip büyüttüğü ümitler, yerini hayal kırıklığına çoktan bırakmış, öfkeler büyümeye başlamıştı. Bir yandan bölünme korkusu, öte yandan karşılıklı nefret duygusu, aynı öznelerde büyüyüp duruyordu. Bir lider lazımdı. Ahali elindeki yegâne alternatifi lider etti. Kalan herkes, lidercilik oynamaya hevesli komutanlardı.

Aslında Erdoğan’ın dünyayı kavrayışı, Yılmaz’ın veya Çiller’inkinden pek farklı değil. Kendisini lider olarak gördüğüne şüphe yok. Ama lider gibi davrandığını söylemek zor. Bir bakıma “benden lider filan olmaz” deyip duruyor ama ahalinin ihtiyaçları baskın geldi. Erdoğan’da olmayan, olmadığını Erdoğan’ın her gün itiraf edip durduğu vasıfları ona yakıştırdı.

***

Neyse… Asıl önemli olan Erdoğan’ın liderlik ihtiyacını ne kadar karşıladığı değil hanidir. Çünkü artık memleketin şartları farklı. Artık lider lazım değil.

Özal’ın vefatının ardından Mehmet Barlas bir benzetme yapmıştı. Özal’ın bir buldozer gibi yeni yollar açtığını, bu süreçte etrafta ziyadesiyle moloz biriktiğini, artık bu molozu temizleyecek birine ihtiyaç olduğunu söylemişti. Şimdi de benzer bir hal var. Dokuz yıllık öfke ve gerilim siyaseti, memleketin tıkanmış damarlarını baypas etti. Yeni kanallar açıldı. Ama bu süreçte çok can yandı, çok kalp kırıldı, çok moloz birikti.

Şimdi akıllı uslu, serinkanlı birileri lazım. Genel müdür gibi birileri. Ahalinin hissiyatının böyle olduğunu düşünüyorum. Problemi böyle teşhis ediyor. Ama alet çantasında, birbirine özenen, mevcut şartlarda hiç ihtiyaç hissedilmeyen aletlerden başkası yok.

Bütün bu ruh hali, MHP’ye yarar mı, yarar. Şu YSK komedisi de zaten MHP’nin hanesine yazdı, onu diğer ikisinden farklı yere yerleştirdi. Referandum sonrasındaki riskli ortamı hiçbir şey yapmayarak —ve böylelikle doğrusunu yaparak— atlatmışlardı.

Bu seçimde MHP, oylarını ciddi ölçüde artırırsa, benim için hoş olmayacak. Ama şaşırmayacağım da…

Cemalettin N. TAŞCI