Eski Bayramlar

Bilinen hikâyedir… Tüccar, bir vakitler pek iyi ağırlandığı ve pek güzel atlar satın aldığı bir köye, yıllar sonra tekrar uğramış. Ne atlar eski atlara, ne insanlar eski insanlara benziyormuş. Büyük bir hayal kırıklığı içinde köyün kahvesinde otururken, gözünün kestiği ihtiyar bir köylüye sormadan edememiş: “Bir vakitler burada pek güzel insanlar ve pek güzel atlar vardı, ne oldular?” İhtiyar köylü kestirip atmış: “O güzel insanlar, o güzel atlara binip gittiler.

“Nerede o eski bayramlar” muhabbeti bana hep bu hikâyeyi hatırlatıyor. Eğer ortada lezzetli bayramlar kalmadıysa, lezzetli insanlar kalmadığındandır. Yani bizler, her birimiz lezzetsiz olduğumuzdandır. Bayramların tadının kaçmasını bizim dışımızdakilerin lezzetsizliğiyle açıklayıverecek kadar kolaycı olmamızda mesela.

Mesele sadece her kabahati birilerine yıkıvermeye bu kadar teşne olmamızda olsaydı, yine bile çözümsüzdü. Kabahati başkasına tereddütsüz yıkıveren kimse kendisine bir çeki düzen verme ihtiyacı hissetmeyecek, kimse daha iyi olmayacak, kısır döngü kendisini üretip duracak çünkü.

***

Ama mesele sadece kolaycılıktan ibaret değil. Bir yandan da hiç kimse eskinin şartlarına razı olmadığı halde, neredeyse herkes, bir biçimde, eski düzenin ihya edilmesi gerektiği kanaatinde… İşler rayından çıkmış ve rayına sokulması gerekiyor. Tabirlerimiz genellikle böyle. Hâlbuki ray filan yoktu. Rayından çıkan bir şey de yok. Eski düzenin bozulmasına sebep olan hallerin teşhis edilip ortadan kaldırılmasıyla, eski hesapların denkleştirilmesiyle tesis edilebilecek bir düzen yok. Ama enerjimizi, büyük ölçüde, böyle imkânsız bir projeye tahsis etmiş durumdayız. Yol alamıyoruz, çünkü çoktan tamamlanmış bir yola dönmeyi hayal ediyoruz.

Yeni bir yol açmak, yeni bayramlar yapmak zorundayız. Beynimizin sol yarısında yığınak yaptığımız çözümlerin hiçbirinin işe yarama şansı yok. Sağ yarıdaki derme çatma malzemeden, eskilerinin hiç birini hiç andırmayan, yepyeni lezzetler imal etmemiz gerekiyor.

Her organizasyon eskir, yaşlanır. İnsanlık yaşlanmış, ömrünü doldurmuş organizasyonları tedavi edip gençleştirerek yol almadı. Eski organizasyonlar ve onların yaslandığı anlayışlar iş görmez hale gelince, yeni anlayışlarla yeni organizasyonlar kurarak ve eskilerini gözünü kırpmadan gömme cesareti sergileyerek yol aldı.

***

Eski bayramlar sahiden güzeldi. Çünkü bizim büyüklerimiz güzel insanlardı. Bayramların bizler için benzersiz hatıralara vesile olması için, ellerinden geleni yaparlardı. Bizim neslimizin çocuklarımıza karşı mesuliyetlerimizi yerine getirmek konusunda bambaşka bir anlayışı var.

Mesela bizim neslimize mensup olan herkesin birkaç kardeşi var. O kardeşlerin hayatımızı nasıl zenginleştirdiğini biliyoruz da üstelik. Ama çocuklarımıza kardeşler yapmaya yanaşmıyoruz. Tuhaf hesaplar yapıyor, onlara bırakacağımız maddi varlıkları kardeşleriyle paylaşmak zorunda kalmamalarının onlar için daha iyi olacağını hesaplıyoruz, filan.

Mesela büyüklerimiz, biz çocukken, bizimle bir yığın zamanı paylaşırlardı. Şimdi çocuklarımızın odaları, odalarında televizyonları, bilgisayarları var. Eğer aynı zaman dilimini paylaşacaksak, onlarla birlikte halı sahada top oynamak aklımıza gelmiyor. Zaten onlar da top oynayamıyor, test çözüyorlar.

Yetişkinlerin hayatının seyircisi olmakta hatırlanmaya değer bir şey yok. Hatırlanmaya değer zaman dilimlerinden mamul değilse, bayramın da lezzeti yok.

Yine de herkese lezzetli bayramlar.

Cemalettin N. TAŞCI