Ay: Eylül 2011

Kaynaklarımızı Bir Kullanırsak

Türkiye’nin muhtelif şehirlerinde, muhtelif zamanlarda araştırma yapanlar bilir, hemen hiçbir konuda mutabakat bulmak kolay iş değildir. Bir konu hariç: Her şehrin öyle kaynakları vardır ki, doğru kullanılırsa şehir uçacaktır. Nelerdir bu kaynaklar? Ya bir arkeolojik kalıntı, ya bir yer altı zenginliği veya yöre mutfağı gibi yöreye has herhangi bir şey. Neden kullanılmazlar? Ya cehalet, ya

Şiddetin Kötülüğü

Marks Londra’ya yerleşmeden 15 yıl kadar önce, John Scott Russell Edinburgh’ta tesadüfen şahit olduğu özel bir tür dalgayı kayda geçirmişti. Bildiğimiz dalgalardan farklı bir dalgaydı bu. Bir defa yalnızdı. Sonra kararlıydı. Yani sanki hiç enerji kaybetmiyormuş gibi görünüyor, yolunu bulsa sonsuza kadar varlığını muhafaza edecekmiş intibaı bırakıyordu. Marks herhalde Russell’i okumamıştır. Okumuş olsaydı da kayda

Hukukun Yükü

Ergenekon Davası, Balyoz Davası, Dink Davası, Oda TV Davası, Şike Davası, Deniz Feneri Davası, Susurluk Davası… Normal bir ülkede, sadece biri bile gündemi kilitlemeye yeter. Ülkenin çok normal olması şart da değil. Yassıada’dan, muhtelif siyasi parti kapatma davalarından biliyoruz ki, Türkiye’ye bile bir teki kâfi gelebilir. Ama hanidir hepsiyle birlikte yaşıyoruz. Mesele dava çokluğu değil.

Mektepler Açıldı

Müjdeler olsun sevgili veliler. Artık bütün gün aklınız evde kalmayacak. Çocuğunuza bakacak güvenilir birini aramaktan kurtuldunuz. Gün boyu canı sıkılmış olan çocuğunuzu akşamları oyalamak zorunda kalmaklar da bitti. “Ödevin yok mu senin? Yoksa da biraz çalış, bugün öğrendiklerini bugün tekrarlarsan pekişir.” filan diye başınızdan savabileceksiniz onları. Hem başınızdan savacaksınız hem de başınızdan savmışsınız gibi olmayacak,

Atın Üstünde Direksiyon Çevirmek

Dünya çalkalanıyor. En beklenmedik yerlerde, mesela Kuzey Afrika’da isyanlar çıkıyor ama mesele bundan ibaret değil. ABD’de ekonomi, bundan on yıl önce hayal bile edilemeyecek faiz indirimlerine bana mısın demiyor. Piyasalar paraya boğulmuş durumda ve enflasyon kıpırdamıyor. Ekonomilerden sorumlu olanlar “enflasyon önceliklerimiz arasında değil” diyor, aslına “bir yükselse” demeye getiriyorlar. Tık yok. Yakında enflasyon duasına çıkılırsa

Çin

Şimdiki gençler de yaşıyor mu bilmiyorum ama biz büyürken geceler boyu tartışılırdı. En makbul mevzulardan biri, kantitatif değişimin ne vakit, hangi şartlarda kalitatif bir dönüşüme yol açtığı idi. Periyodik olarak, olmayacak vesilelerle gündeme gelirdi. Kantitatif değişimin —yani büyümenin— sonsuza kadar sürecekmiş gibi göründüğü bir dünyada yaşıyorduk. Biri çıkıp bütün kalitatif dönüşümlerin tamamlanmış olduğunu iddia etse,

CIA

Bilim adamları Tanrının huzuruna çıkmış, “artık insan bile yapabiliyoruz, sana ihtiyaç kalmadı” diye efelenmişler. Tanrı gülümseyerek “bir göreyim “demiş. Bilim adamlarının biri, kendisinden emin bir biçimde eğilmiş, bir avuç toprak almak üzereyken Tanrı seslenmiş: “Kendi toprağınızdan, kendi toprağınızdan…” Bizim okumuş çocuklara kalırsa, yeryüzündeki her şeyi CIA tasarlayıp yapıyor. Üstelik hepsini de kendi toprağından. Sıfırdan bir

Suriye Başka

Galatasaray Üniversitesinin otoparkında, Türkiye’nin başka herhangi bir otoparkında göremeyeceğiniz kadar büyük bir oranda Peugeot ve Citroen var. Yani Galatasaraylıların otomobil tercihleri Türkiye’nin genel ortalamasına uymuyor, Fransız otomobillerine doğru meyilli. Tahmin edebileceğiniz gibi, Galatasaraylıların Fransızlara meyli sadece otomobil tercihleriyle sınırlı değil. Ne de olsa Fransa’nın en övünülecek şeylerinden biri otomobil endüstrileri değil. Hayatı buna benzer asimetriler

Turing

Alan Turing 20. Yüzyılın en büyük matematik dehalarından biriydi. Büyük Harp esnasında Alman iç haberleşme şifrelerini kırmış, savaşın gidişatını değiştirmişti. Lakin eşcinseldi. Savaş kahramanı olması bile işe yaramadı, hayatı karartıldı. Siyanüre batırdığı elmayı ısırıp kendisini öldürdü. Apple logosundaki ısırılmış elmanın bu hikâyeden ilham aldığı iddia edilir. Jobs sağlık sebepleriyle kendisini emekli edince, Apple’ın başına bir