Anayasa Yapıyormuşsunuz

Cemil Çiçek toplumun Anayasa yapımına yoğun bir biçimde katılmaya başladığını söylemiş. Aşk olsun yani. Bir haber verseydiniz, birlikte katılırdık.

***

Madde madde gideyim.

1. Anayasa yapımına toplumun katılımı mühim. Bu hususta AKP ile mutabık olduğumuz anlaşılıyor. Nereden anlaşılıyor? Benim önemsediğimi ben biliyorum. AKP’nin de önemsediğini ise, mesela Çiçek’in önceki mızırdanmalarından, şimdi de toplumu gaza getirmek için yapıp ettiklerinden çıkarıyorum. Köşelerinde AKP’ye her gün, AKPlilerin bile aklına gelmeyecek malzemelerden zırhlar örenlerin, katılım eksikliğini de —her musibet gibi— CHP’ye fatura etmesinden çıkarıyorum.

2. Hâlihazırda dişe dokunur bir katılım yok. Bu hususta da AKP ile mutabıkız. Çiçek otuz küsur üniversitenin, beş yüz küsur sayfalık görüş bildirdiğini söylemiş mesela. Sonra 45 milyon kişiyle irtibatlı olan, yirmiye yakın meslek kuruluşunun da ziyaret edildiğini, filan. Sözlerinden ve ses tonundan anlaşıldığı kadarıyla hiç kâfi değil. Olsa olsa başlangıç olarak bir mana taşır.

2.a. Benim mensup olduğum üniversite mesela, görüş bildirdi mi, bilmiyorum. Bildirdiyse o görüşü nasıl oluşturdu, bildirecekse nasıl oluşturacak, bilmiyorum. Üniversitelerin genel hallerinden bildiğim kadarıyla, o görüşlerin toplumun katılımı açısından herhangi bir mana taşımadığına ise bahse girerim.

2.b. Mesele zaten görüş bildirmekle, meslek örgütlerini ziyaret edip sohbet etmekle çözülecek bir mesele değil. Katılım diye sözünü ettiğimiz şey, özünde bir heyecan. Toplumda bir heyecan yok. Sebepleri benim açımdan malum —hep ahalinin yanında olma lafı edilmiş ama hiçbir konuda ahali oyuna katılmamış ki zaten. Aksine, ahalinin seyirci kalması istenmiş hep.

2.c. Ama hadi ben fesatlık ediyorum diyelim. İşin aslı böyle olmasın. O vakit, işin aslının böyle olmadığını ispatlamak için en iyi fırsat Anayasa yapımı. Yanılıvereyim, oh ne iyi olur. Ey AKP, ahaliyi heyecanlandırın, Anayasa tartıştırın bir güzel. Ne mutlu olurum.

2.d. Aslında ahaliyi sürece katmayı istedikleri halde katamazlarsa, bu AKP’nin başarısızlığı olacak, benim veya başkalarının değil. Elbette faturasını ben de ödeyeceğim, bugüne kadarki bütün iktidarlarının bütün başarısızlıklarının faturasında olduğu gibi. Ama başarısızlığın AKP’nin olduğu gerçeği değişmeyecek. Benim fesatlığım, CHP’nin sabote etmesi filan gibi mazeretler, başarısızlığın öznesini değiştirmeyecek. Elimizde iki seçenek kalacak: Ya AKP ahaliyi sürece katmayı aslında istemiyor veya istediği şeyi becerebilecek kabiliyette değil.

3. Ahaliyi heyecanlandırmak, teknik tabirle bir halkla ilişkiler faaliyeti gerektirir. Göründüğü kadarıyla bu ihtiyacın farkında olan bir Çiçek var. O da sadece kendi bildiği kadarıyla, diğer işlerden artan vakitte bir şeyler yapıyor. Mesela ahalinin yoğun bir biçimde katıldığı lafı da, özünde bir halkla ilişkiler çabası olarak görülebilir. Ne de olsa, marifet iltifata tabi.

4. Ancak bu ölçekte işlerin halkla ilişkileri böyle yürütülmez. Mızırdanarak, suçlu arayarak hiç yürütülmez. Ben konunun uzmanı değilim ama böyle bir işi çok iyi yapabilecek bir yığın insan ve kurumun mevcut olduğunu biliyorum.

4.a. Herhangi bir halkla ilişkiler faaliyeti, öncelikle katılımın mekanizmaları üzerine kafa yormakla başlamalı diye tahmin ediyorum.

4.b. Sonra da meseleyi sahiden anlayabilecek, çözebilecek birileriyle çalışılmalı. Öyle, “bizim oğlanın bir şirketi var, sözleşmesinde halkla ilişkiler de geçiyor” filanla olmaz. 

***

Neler diyorum ben? Kafa yormak, meseleyi sahiden anlayan birilerinin uzmanlığına saygı duymak filan…

Cemalettin N. TAŞCI