Ay: Mayıs 2012

İdris Naim Şahin Hadisesi

Tabii evrimini yaşayan bütün sosyal sistemler, kendi yerini diğerlerine göre tayin eden unsurlardan oluşur. Her biri birer ekosistemdir yani. Ancak mesela fabrika öyle bir şey değil. Fabrikanın unsurları, henüz kendileri seçilip yerleştirilmeden önce yapılmış olan bir plana göre yerleşirler, birbirlerine göre değil. Lisanlar, şehirler, iktisadi sistemler evrimleşir. Fabrikalar ise evrimleşmez. Yaşlanır ve ölürler. Normal şartlarda

Facebook’un Ederi

Şöyle, bir tabureye oturur gibi dizlerinizi bükün. Bir arkadaşınız dizlerinize otursun, başkası onun dizlerine… Böyle bir çember oluşturun ve sonuncu kişi de dizlerini sizin poponuzun altına versin. Neticede hepiniz oturuyor olursunuz biliyor musunuz? Ortada oturulacak hiçbir şey olmadığı halde, herkes oturuyor olur. Bir Türkçe sözlüğü açın bakın mesela. Herhangi bir kelimenin karşısında ne var? Başka

AB’nin Hazin Çöküşü

Yıllar önce bir işletmenin genel müdürü, yeniden yapılanma hizmeti talep ettiği bizleri bir masanın etrafında topladı. Sunuşuna, “öyle bir sistem kurmanızı istiyorum ki, ben bile olmasam çalışsın” diye başladı. Ayağa kalkıp kapıya yöneldim. “Hayrola hocam?” diye seslendi arkamdan. “Böyle bir şey yapılamaz” dedim. “Yapılabiliyorsa ben yapamam. Hadi diyelim ki yapılabilir ve ben de yapabilirim, sizin

Sanat

Güvercinlere, on tanesi Monet’ye, on tanesi Picasso’ya ait yirmi tablo gösteriliyor. Bir grup güvercin Monet’leri seçerse ödüllendiriliyor, öteki grup ise Picasso’ları. Güvercinler hangi tabloyu seçeceklerini öğrendikten sonra, öncekilerden farklı Monet’ler ve Picasso’lar konuyor önlerine. Güvercinler, ilk defa gördükleri Monet’lerin Monet’ye, Picasso’ların Picasso’ya ait olduğunu tahmin ediyorlar. Araştırmacılar, iki ressamın renk tercihlerinin güvercinler için ipucu olabileceği

Emine ve Selvi Hanımlar

Pazar günü Anneler Günüydü. Emine Erdoğan ve Selvi Kılıçdaroğlu, bir günlüğüne eşlerinin önüne geçtiler. Pazartesi günkü gazetelerde, genellikle aynı sayfada, Emine Erdoğanlı ve Selvi Kılıçdaroğlulu fotoğraflar yer aldı. Emine hanım, ışıl ışıl gülümsüyordu. Üstelik, benim bugüne kadar gördüğüm bütün fotoğraflarındakilerden çok daha sahici ve içten bir neşeyle… Tarkovsi’ye katılırım, neşe insana çok yakışan bir hal

Taraftar Yüzünden

Başöğretmen Erdoğan Trabzon’da gürlemiş. “Ortada bir netice var ve futbolun üç neticesi var. Galibiyet, beraberlik ve mağlubiyet. Bu üç neticeye de katlanmak durumundasınız. Eğer bu üç neticeye katlanamayacaksan, bu işi yapma.” Belagat bu ya, ben yine bir şey anlayamadım. Mesela iş ne? Kim yapıyor? Galiba kendilerine ders verilen kitle Fenerbahçe taraftarları. Lafın gelişinden öyle anlaşılıyor.

Adalet ve Cemaat

Cumartesi akşamı Fenerbahçe Galatasaray’ı yenerse, iki takımın lig boyunca aldıkları galibiyet sayıları eşitlenecek. Ama Galatasaray’dan iki fazla yenilgi aldığı halde, Fenerbahçe şampiyon olacak. Bu da adil değilmiş gibi görünüyor. Nedense? Oyunun kuralları sezon başında ilan edilmiş. Final grubundaki puanların iki katı değerli olacakları peşinen söylenmiş. Her takımın rakiplerinin her biriyle sadece iki maç yapması ve

İktidarın Beyni

İngiltere’de birkaç yıl önce, bir araştırma kapsamında, bar çıkışlarında bedava çikolata dağıtılmıştı. İddiaya göre barlardan çıkan sarhoş gençlerin gece boyunca karıştıkları şiddet olayları büyük oranda azalmıştı. Çikolatanın serotonin salgılanmasını kışkırttığı düşünülüyor. İngiltere’deki uygulamayı teklif edip neticelerini araştıranlar da, şiddet eğilimindeki düşüşü serotonin seviyelerinin yükselmesine bağlamışlardı. Yani ne oluyor? Bardan çıkmışız, çakırkeyifiz. Biraz çikolata yemişiz, serotonin

AKP’nin İşleri

Üniversitenin kapalı yüzme havuzu, çoktandır, kampusa komşu yoksul mahallelerin çocuklarına karşı daha korunaklı. Başlangıçta öyle değildi. Pasaklı çocuklar havuzun kapısına kadar gelebiliyor, hatta görevlinin gaflet anını illa ki yakalayıp içeri sızabiliyorlardı. Öyle gıptayla seyrediyorlardı ki yüzen akranlarını, onların bakışlarını görüp kendi çocuğunuzu yüzme kursuna götürmeyi sürdürmek imkânsızlaşıyordu. Çoğu muhtemelen Porsuk’un kirli sularında yüzmeyi çoktan öğrenmişti.

Mahrumiyet Üzerine

Restoranın bahçesindeki küçük oyun parkında oynayan oğlanlardan birinin elinde, kurulunca bir pervaneyi fırlatan basit bir oyuncak var. Nereden baksanız birkaç liralık bir şey. Ama küçük bir kız çocuğunun dünyasının merkezi oluyor birden. Parktaki diğer her şey, diğer çocuklar, oyuncaklar, kızın ufkundan çıkıyor. Pervaneyi ve onu uçuran oğlanı takip ediyor artık sadece. Pervanenin peşinden koşuyor. Düştüğü