Aylar: Haziran 2014

19. Yüzyılda Yaşamak

Yaklaşık yirmi yıl önce, yıllardır söyleyip durduklarımı bir kitap haline getirmek için çabalamaya başladığımda, birbirinden çok farklı kompozisyonları olan informel gruplara bir dizi seminer vermiştim. Derdim az çok belliydi: 19. Yüzyılda zirve yapmış bir zihinsel kod (mindset) var. Onun içinde doğup büyüdüğümüz için transparan bir kod bu. Onu kullanıyoruz ama mevcudiyetinin farkında bile değiliz. Asıl

Princip Ne Yaptı?

Ertuğrul Özkök bugünkü yazısını şöyle bitirmiş: “Gavrilo Princip cani bir terörist miydi, yoksa halkının özgürlüğü için her şeyi göze almış bir kahraman mı… “Milyonlarca insanın hayatına mal olmuş bir savaştan 100 yıl sonra dahi ortak bir hakikat üzerinde birleşemiyorsak gelecek için umutlu olabilir miyiz…” Soru kipinde kurulmuş olsa da cümlenin üç nokta ile bitmesine yaslanarak,

Kestirme

Occam Usturasını bilir misiniz? Ockhamlı William’ın, “eğer bir olguyu açıklamak için birden çok sayıda hipotez varsa, en az varsayım gerektiren doğrudur” biçimde özetlenebilecek olan önermesinden söz ediyorum. Şu Cumhurbaşkanlığı seçimi çerçevesinde olup bitenlere bakınca, bir yanda Kılıçdaroğlu’nun beceriksizliği, öte yanda Bahçeli’nin inşa ettiği pozitif algıyı —Kılıçdaroğlu’nun önerdiği adayı destekleyerek— imha etmesi, beri yanda her ikisinin

Tezgâh

Muhalefeti eleştirmek içimden gelmiyor. Ama… 12 yıldır, kuş uçsa, rüzgar esse hakkında söyleyecek bir lafı olan, lafını —ne yazık ki— kıymetli bir şey zannedip bizden esirgemeyen Erdoğan, İhsanoğlu’nun adaylığı hakkında dişe dokunur bir laf etmedi. “N’oluyo, korktun mu?” demek gerekmiyordu ama bu tuhaflığı vatandaşa göstermek, Erdoğan’ın dengesinin bozulduğunun bir delili olarak işaret etmek gerekiyordu. Daha

İntihar Edemedi ama İşe de Yaramadı

Arada gürültüye gitti. Evren ve Şahinkaya’nın mahkum edilmesinden söz ediyorum. 12 Eylül’ün yargılanması gündeme geldiğinde, Evren “intihar ederim” dediydi. Ben de Akşam’da “İntihar Etmeyin, Bir İşe Yarayın” başlığıyla bir köşe yazmıştım. Yazının başlığı –zannediyorum sehven– değiştirilmişti. Ama metne dokunulmamıştı. Metnin iması, özetle şöyle bir şeydi: 12 Eylül’ün Türkiye’ye ne yaptığını yeterince tartışmadık. Tartışsak iyi olacaktı.

Benzerlik, Farklılık

Tanıdığım tiyatrocuların çoğu, tam birer sokak çocuğu. Tiyatro bu, adı üstünde, iki kalas bir heves. Tiyatrocular, tiyatroyu andıran, öngörülebilir, yukarıdan aşağıya tasarlanmış bir dünyada mutlu olabilecek insanlar değil. Hayatı tiyatrolaştırma iddiaları olduğunu zannetmiyorum. Yine de, konuşmaya başladığınızda, eğer ortada bir yönetmen yoksa düzenin de zuhur etmeyeceğini varsayarak konuştuklarını görüyorsunuz. Çok farklı nesillerden, çok tiyatrocu tanıyorum.

Siz Neredesiniz?

Son üç büyük şampiyonanın şampiyonu, Dünya Kupasının en pahalı kadrosuna sahip İspanya, ilk iki maçın sonunda, daha grup maçları bitmeden, turnuvaya veda etti. İspanya’nın başına geleni büyük bir sürpriz olarak nitelemeyen yok gibi. Haklılar mı? Haklılar. Mesele şu: Hemen her büyük futbol turnuvasında, her ligin her sezonunda benzer sürprizler yaşanıyor. Futbolda en büyük sürpriz, herhangi

Bin Düşünüp Bir Konuşmak

Kılıçdaroğlu “gak” dese bir hafta cevap veren, Bahçeli “guk” dese günlerce susmayan Erdoğan, iki genel başkanın İhsanoğlu’nu aday göstermesinin ardından iki gün boyunca, sanki hiçbir şey olmamış gibi sustu. Memlekette yaprak kımıldasa kendisine yönelik bir komplo arayan Erdoğan, iki muhalefet partisi bir Cumhurbaşkanı adayı çıkardı, sanki olup bitenler Mars’ta vuku bulmuş gibi sessiz. Mısır’da olup

Seçim Neye Lazım?

Üniversitede başka bir bölümden aldığım Termodinamik dersinin ilk saatinde, amfinin en arka sırasında Gırgır okurken, bir espriye sesli gülmekten kendimi alamadım. Dersin hocası, yanlış hatırlamıyorsam Ediz Paykoç adında bir hocaydı. Tahtaya bir şeyler yazıyordu, şaşkınlıkla dönüp baktı. Utandım. Gırgır’ı topladım ve amfiden çıktım. Bir daha da hiçbir Termodinamik dersine girmedim. İlk ara sınava girdim. İlk

Sertergillerin Gönlünü Almak

Siyaset sadece seçim kazanmak için yapılmaz. Ya ne için yapılır? Bugün bu konudaki derin fikirlerimi ifşa edecektim. Lakin bir gün bekleyebilir. Demiştim ki, İhsanoğlu ve onu aday gösterenler, Sertergilleri ikna etmek için, en azından onların gönlünü almak için çabalayacaklar, yapmamalılar. Ama anladığım kadarıyla yapıyorlar. Galiba daha ilk twitlerle bu beyhude işe başladılar. Aslını ararsanız —ki