Aylar: Ağustos 2014

Kim Yaşasın?

İşletmelerin yüzde doksanından fazlası, ilk yaşını kutlayamadan kapanıyor. Amerika’da da böyle, Şili’de veya Türkiye’de de… 18. Yüzyılda da böyleydi, 19. Yüzyılda da… Harvard Business School’lar filan açıldıktan, kafası çalışan gençler yönetim alanında en parlak isimler tarafından yetiştirilmeye başladıktan, prestijli okullarda yetiştirilen parlak çocuklar işletmelerin direksiyonuna geçmeye başladıktan sonra da pek bir şey değişmedi. İşletmeler kurulmadan

Yarın

Memlekete siyasetin nasıl bir seyir izleyeceğine dair uçuk bir tahminim var. İki aya kalmayacak, meclise bir kanun tasarısı gelecek. Tasarı yerel yönetimlerin mali kaynaklarını sekize, ona katlayacak. Elbette sadece belediyelerin mali kaynaklarıyla sınırlı olmayacak tasarı, merkezi yönetimin birçok görevi de yerel yönetimlere devredilecek. Belediye Başkanları bugün zaten bölge milletvekillerinden daha etkililer siyaset sahnesinde. Kanun çıkınca Belediye

Davutoğlu Ne Yapar?

AKP’ye oy verenlerin veya partinin içindekilerin birinci tercihi Davutoğlu değildi. İkincisi veya üçüncüsü de değildi. Ama içlerine sindirdiler. En azından sindirmeye çalışıyorlar. Yine de merak ediyorlar tabii, Davutoğlu ne yapacak? İşler yolunda gidecek mi? Partinin akıbeti ne olacak? Davutoğlu nasıl biridir? Vasıfları partiyi ayakta tutmaya kafi gelecek mi? *** Bir dostumun oğlu, küçükken, etraftaki bakkalları

İstişare

Memleketin istişareyle belirlenmiş yeni Başbakanı bugün tescil edilecek. AKP Kongresiyle… Bir medeniyetin sonu geldi mi, önce lisanının içi boşalırmış. Nasıl? *** Parti Kongresi dediğimizde, bugün Ankara’da toplanacak olan içi boş —ama gürültüsünün çok olacağı şimdiden belli— olan şeyi kastetmediğimiz, zannederim aşikâr. Herhangi bir normal parti kongresinde, adaylar çıkar, yarışır… Neyse. Bugünkünü en çok andıran Kongre,

Büyü

Muhtemelen haberiniz olmuştur, altı bin gönüllü Anıtkabir’de, dünyanın en büyük Atatürk portresini oluşturmak için bir araya geldi. Gönüllüler için duyuru yapılan siteye göre, tarihe geçtiler. Bence tevazu lazım değildi, galaksinin en büyük Atatürk portresini oluşturarak tarihe geçtiklerini de söyleyebilirlerdi. Ben kefilim, eğer galakside başka akıllı canlılar varsa, onlar daha büyük bir Atatürk portresi meydana getirmeye

Şempanzenin Biri…

Mendes, Hanus ve Call, orangutanların, derin bir kabın dibindeki fıstığı alabilmek için suyu bir araç olarak kullanmayı akıl edebildiklerini göstermişler (makale için http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC2391177/, sayfanın sonuna doğru, deneyin videosuna bir köprü de var, ilginizi çekebilir). Deney, kabaca şöyle bir şey: Dar ve derin bir beherin dibinde bir fıstık var. Etrafta da araç olarak kullanılabilecek sadece bir miktar

Abdullah Bey Kırılmış

Abdullah bey kırılmış. Bu daha başlangıç, birçok defa kırılacak. Artık kırılamayacak kadar ufalanana kadar kırılacak. “Ben caydım, artık yokum” diye feryat etse de kâr etmeyecek, kimsenin aklına gelemeyecek kadar çaptan düşene kadar kırılacak. Çünkü Abdullah Gül, Kırılabilir olduğunu, kendisini koruyamaz olduğunu gösterdi. Namlunun onu hedef aldığını herkes fark ettiği halde hamle yapmamakla, kendisinden bir şey

Ankara’nın Halleri

Gazeteci bir arkadaşım, “yav bu Davutoğlu, muhtemel adaylar arasında kamuoyu desteği en zayıf olanı” dedi ve ekledi: “Erdoğan’ın onu empoze etmesi beni korkutuyor, çünkü ikisi bir tür emperyal hayali paylaştıkları için bu operasyon yapılıyor gibi geliyor bana.” Davutoğlu’nu bilmem ama Erdoğan’ın öyle emperyal hayallerle filan işinin olmadığını düşünüyorum. Söyledim de… “E, peki neden Davutoğlu o

Yeni Türkiye

Can Kozanoğlu, 1980’leri eleştirmek için Cilalı İmaj Devri adıyla bir kitap yazmıştı. Turgut Özal, Sezen Aksu, Mustafa Denizli gibi bölüm başlıkları olduğunu hatırlıyorum. Tastamam aynı mantıkla ve yapabildiğim ölçüde benzer bir üslupla Yontma Etiket Devri diye bir kitap yazdığımı daha önce söylemiştim. Benim kitabımın bölümleri de, tabii olarak, Süleyman Demirel, Orhan Gencebay, Coşkun Özarı gibi

Seba

Sistemler hakkındaki temel metinler, sistemlerin vasıflarını sayarken, hiç sektirmeden hiyerarşiden söz ederlerdi. “Sistemlerin hepsinde bir tür hiyerarşi vardır” manasına… Son zamanlarda, herhalde hiyerarşi kelimesinin yükü sebebiyle, katmanlaşma tabiri tercih ediliyor. Bu tercihte zuhur etme (emergence) kavramının da payı olduğunu düşünüyorum. Sistemin unsurlarının etkileşiminden bir şeyler zuhur ediyor, zuhur eden şeylerin etkileşiminden başka şeyler zuhur ediyor,