Ay: Mayıs 2015

Tütsü

Tambora’yla devam edeyim. Ama önce bir arkaplan… Dünyanın ekseni eğik olmasaydı, yeryüzündeki her noktanın yıl içinde aldığı güneş miktarı aynı kalacak —Ekvator civarı çok, kutuplar ise az güneş almayı yıl boyu sürdürecek— mevsimler olmayacaktı. Mevsimler var ve Temmuz ayında kuzey yarıküre, güney yarıküreden daha sıcak oluyor. Tamam. Ama Temmuz ayında kuzey yarıkürede benzer enlemlerdeki her

Belki de…

Daha önce, Tambora’dan söz etmiştim. 1815 baharında Endonezya adalarından birinde patlayan bir volkanın, Batı yarıküresinin kuzeyinde ne tür sosyal, siyasal çalkantılara yol açtığından… William ve Nicholas Klingaman, The Year Without Summer: 1816 adıyla bir kitap yazmışlar. Kitapta 1816 yılında olup bitenleri, genellikle dönemin gazetelerinden ve mektuplaşmalarından özetliyorlar. Kitapta dikkatimi çeken şeylerden biri şu: Bahar ve

Trabzonlulara Kolay Gele

Bu işler nasıl yürüyor, bilmeyenler de bilsin diye… Süleyman Soylu’yu, DYP Genel Başkanı olduğu dönemden tanırım. Akıllı adamdır. Gelecek vaat eden biriydi. Memleketin siyasi konjonktürü manasız virajlar aldı, Soylu dışarıda kaldı. Bu seçimde AKP Trabzon milletvekili adayı oldu. Daha ilk gün ortaya çıktı ki, Soylu Fenerbahçe kongre üyesiymiş. “Yazık,” dedim kendi kendime. Sonra Soylu, kendisinden

Yurttaş Doğan

Orson Welles’in Yurttaş Kane’ini çocuk yaşta izlemiş olan bizler, mürekkebi varille satın alanlardan hep şüphe ettik. Dolayısıyla Aydın Doğan’ın bir halk düşmanı olarak konumlandırılması hiç zor olmadı —zemin zihinlerimizde hazırdı. *** 1995 seçim neticeleri üzerine “bu tablodan RP-DYP koalisyonu çıkar” diye yazdığımda, başta RP’liler ve DYP’liler olmak üzere, Ankara’da mevzua alakalı herkes —bu arada RP

Koalisyon ve İstikrar

1977 seçimlerinde, ODTÜ’de öğrencilerin rey kullandığı sandıkların birinden bir rey çıktı. AP, DP, MHP, MSP gibi yekûn sağ partilerin altına mühür basılmış, yetinilmemiş, pusulanın altına “ben zaten koalisyon istiyorum” diye not düşülmüştü. Neticede rey geçersiz sayıldı ama bir tek o rey sahibinin talebi gerçekleşti. Paradoksal bir durum değil mi? Geçerli rey kullanan milyonlarca insan var,

7 Haziran’da Ne Olacak?

Elimde kırık dökük anket verileri, önümde 2011 Genel Seçim ve 2014 Mahalli Seçim neticeleri, muhtelif yerlerde yaptığım bölük pörçük gözlemler, 7 Haziran’da ne olabileceği sorusuyla iki gündür boğuşuyorum. İki tane kabulüm var: (a) Dört partinin dışında kalan partiler en az 6-7 puan alacaklar ve (b) MHP 2014 Mahalli Seçiminde aldığı yüzde 15’in üzerine 3 veya

İki Tip Hata

Yıldırım Akbulut, şahsen temas ettiğim ilk Başbakandı. Her nasıl organize edildiyse, kimileri birbiriyle alakasız insanları ihtiva eden 10-12 kişilik bir grup, Başbakanla memleket meseleleri hakkında sohbet etmek üzere bir araya getirilmişti. Benden beklenen, galiba, eğitim teknolojisi filan hakkında bir şeyler söylememdi. Otuz yaşını geçeli bir hayli olmuştu ama yine de hammışım demek ki, o irtifaların

Darbecinin Ölümünden Birkaç Rey

Arınç 12 Eylül darbesinden “şahsen” çok çekmiş. Yazııık! Şahsen çektikleri yüzünden de Evren hakkında iyi şeyler söyleyemezmiş. Haklı tabii… Şahsen çekmeseydi? O vakit böyle kırmızı çizgileri olmayacaktı. Evren’e, darbelere alkış tutanlar varmış. İyi şeyler duymak istiyorsak, gidip onlara sormamız lazım geliyormuş. Manisa’daki küçük sanayi sitesinin adının değiştirilmesine direnenler misal gösterilerek müşahhas hale getirilen bu darbeciler

Helal Olsun

Akşam’da yazarken yazmıştım, cenazenin ardından “helal olsun” demek, mevtanın bilançosunu değiştirmez. Ama hakkını helal edenin —açık kalırsa içini çürütebilecek— hesapları kapatmasını sağlar. “Helal olsun” dediğinizde ölmüş olana iyilik yapmış olmazsınız, kendinize iyilik yapmış olursunuz. Evren, cenazesinde “hakkım helal olsun” denmesi en müşkül şahıslardan biri, hiç şüphem yok. Ve yine şüphem yok ki, hakkını helal etmeyeceğini

Yakınsak / Iraksak

Kızılırmak 50-60 km doğudan veya güneyden doğmuş olsaydı, soluğu Karadeniz’de değil, ta Basra Körfezinde alacaktı. (Aslında doğduğu yere bakınca Karadeniz’e dökülmesi tuhaf görünmüyor. Ama istikametine bakarsanız… Önce bir uzaklaşıyor Karadeniz’den. Akdeniz’e bir hayli yaklaşıyor. Sonra Ege istikametine yöneliyor. Derken yeniden kuzeye dönüyor, filan.) Kızılırmak nasıl dönenip durursa dursun, doğduğunda belli kaderi. Kaderini belirleyen Karadeniz’e yakınlığı