Aylar: Ocak 2016

Fikir ve İfade

Rivayet doğruysa, mahkeme Yaylalı’nın vicdani ret davasında, Yaylalı’nın fikir ve ifadelerinin fikir ve ifade sayılamayacağını, dolayısıyla sanığın fikir ve ifade hürriyetinden yararlanamayacağını ileri sürmüş. Çünkü Yaylalı’nın fiili (yani yazdıkları) ham bilgiden ibaretmiş. Bir fikir ve düşünceden bahsedebilmek için ise, klasik manada tez, antitez, sentez üçlüsünü bir arada harmanlayıp üzerinde düşünüp okumalar yapmak gerekiyormuş. Aman diyim!

Sineğin Akıbeti, Bizim Akıbetimiz

Mahçupyan mevcut çatışmalı süreç ile ilgili olarak, memlekette yazıp çizenleri (a) PKK yanlısı veya sempatizanı ya da AKP karşıtı olanlar ile (b) AKP yanlısı ve/veya PKK karşıtı olanlar olarak ikiye bölmüş (http://www.aksam.com.tr/yazarlar/etyen-mahcupyan/guzelim-catisma-varken-niye-muzakere-olsun/haber-484193). Eh herhalde bu iki kategoriye girenler vardır. Belki çokturlar da… Hatta belki de bu iki kategoriden herhangi birine girmeyenler pek azınlık kalmışlardır. Ben

Alatlı, Chomsky, Toshack ve Ben

Alatlı diye birinin yaşadığını öğrenmem, Avcı ve Koru’nun yönettiği Zaman gazetesinde yayınlanan bir röportajla oldu. Mısır’da Müslüman Kardeşlerin liderleriyle görüşmüştü. Bir yerde onlara, eğer imkânları olsa nükleer silah sahibi olmak isteyip istemediklerini sormuş, onlar da “elbette” diye cevap vermişlerdi. Röportaj elimde yok. Ama bende kalan izi şöyle: Müslüman Kardeşler, dünyanın mevcut konjonktüründe, dünyada herhangi birinin

Milli Otomobil

Mustafa Koç, eğer ölmeseymiş, rivayet o ki, milli otomobil ve milli uçak üretecekmiş. Direktifleri kimden almış, kime söz vermiş, tahmin etmeniz müşkül değil. *** Çok küçük yaşlarıma dair hatırladığım şeylerin başında, milli otomobil yapmak konusundaki heyecanım geliyor. Otomobille hiç alakam yok. Kullanmayı bilmem ve hayatımın herhangi bir döneminde de öğrenmeye heves etmedim. Yine de, daha

Tavşanın Kulakları

Bugün –benden bir hayli genç– bir arkadaşımla aramızda şöyle bir sohbet geçti: –       “Türkiye bitti” diyorsun yani… –       Öyle diyorum, baksana şu üsluba. Bunca yıl bu memlekette yaşadın. Benzerine şahit oldun mu? –       Olmadım. Bu “olmadım” cevabı sahiciydi ama içinde biraz “iyi de ben iş adamıyım, bunlar benim için çok şey söylemiyor, netice ne, netice”

Hicap

TDK’ya göre: isim Utanma, utanç, sıkılma *** Bir vakitler çalıştığım şirketin sahibi ile Trabzon’a gittik. Yeni seçilmiş belediye başkanı, kendisi için neler yapabileceğimizi görüşmek istemişti. Uçaktan indik, otele yerleştik, şehir merkezine gittik, bir köfteciye oturduk. Köfteci servisi yaparken “hayrola” diye sordu, “Trabzon’a neden geldiniz?” Suratında, mana veremediğim tuhaf bir istihza vardı. “Ne demek istiyor bu”

Kültür Devrimi

Akif Beki’nin yazısının üzerine yazarken başka, Can Dündar’ınkinin üzerine yazarken çok daha donuk, kuru… Neden? Bir defa, dün yazmaya oturduğumda ruh durumum çok elverişsizdi, onun payı var. İkincisi, Dündargiller bana göre, Bekigiller kadar ciddi bir tehdit oluşturmuyor. Dündargiller düne dair. Arada bir böyle manasız çıkışlarını sergileyecek olsalar da, yarında hiç hisseleri olmayacak. Dündargillerin çoğu, çoktan

Can Dündar

Can Dündar Merkel’e bir açık mektup yazmış. Die Welt’te yayınlanmış. Bugünkü Cumhuriyet’te de vardı (http://www.gercekgundem.com/medya/183698/can-dundardan-merkele-cagri). Bugünlerde bahtım, birilerinin yazdıkları üzerine yazmaktan açıldı. Bugün artık başka şeyler yazmak niyetindeydim ama kısmet değilmiş. Dündar’ın mektubu ibretlik. Diyor ki mealen, seçimden önce geldiniz, Erdoğan’a hayat öpücüğü verdiniz, hâlbuki o Batı’nın takipçisi olduğu evrensel değerlere düşman, biz değiliz, ona

Kodesler de Dolu…

Türkiye kamyonunun son hızla duvara yaklaştığını düşünüyorum, sizin için sır değil. Direksiyondakiler gözlerini hız göstergesine dikmiş, her gün yeni hız rekorları kırmanın coşkusuyla kendilerini kutluyor, birbirlerini alkışlıyorlar. Duvara çok yaklaştık. Çarpmadan durmak için artık çok geç. Akademisyenlerin bildirgesi, Türkiye’nin duvara çarpmayabileceği filan gibi saçma bir ümit vermedi bana. Ama tuhaf, kendime bile açıklayamadığım, adını tam

Makbul Vatandaş

Oh, nihayet! Makbul bir vatandaş zuhur etti (http://odatv.com/devlet-burada-ne-ariyor-diye-bas-bas-bagiranlar-var-ya…-0401161200.html)! Elbette birkaç ufak problem var ama benim için problem. Yoksa beyazların kendi aralarında hiç de problem olmaması lazım geliyor. Feyzioğlu, neticede, Erdoğan’ın talebini bihakkın yerine getirmiş, devleti eleştirmeden önce terör örgütünü itinayla fırçalamış. *** Sırayla gidecek olursam, başlıktan başlamak gerekiyor. Benim okuduğum kadarıyla akademisyenlerin bildirgesinde “devlet orada