Ay: Ocak 2017

Ne Kadar Yazık!

Trump… Tasalanmayın, Amerikan seçimlerini filan konuşmayacağım. Aksine bizi konuşacağım. Bizi… Kanserli bünyemizi. Trump yedi ülkeden Amerika’ya girişi engelleyecek kararnameyi imzaladı da Amerikan basını yaygaraya başladı ya… Amerikalılar havaalanlarına hücum edip “Hepimiz Müslümanız” sloganları attı ya… Aslında Müslümanlar hiçbirinin umurunda değilmiş. Hepsinin biricik derdi, Trump nefretiymiş. Müslümanlara sempati duyduklarından değil, Trump’tan nefret ettiklerinden böyle yapıyorlarmış. Nereden

İkiye Kadar Sayabilmek

Demiştim, 2016’ya kadarki Amerikan seçimleri pek gündemime girmemişti ama son seçimde işler değişti. Kendimi, daha seçimden aylar öncesinden itibaren, ister istemez Amerikan seçimleri hakkında bilgilenir, ilgilenir, sorulara muhatap olur, yorum yapar buldum. Seçim bitti. Trump kazandı ve ne yazık ki çile bitmedi. *** Seçimlerden sonra da Amerikan seçimleri hakkında yazma ihtiyacı hissettim. Trump veya Clinton’dan

Ahlak, Zekâ ve Ciddiyet Seviyesi

Pek ortalarda görünmüyordu, Müezzinoğlu da sahneye avdet etmiş. “Hayırcılar bu millet ve ülke ile ilgili farklı hesapları olanlardır. ‘Hayırcı’ların hiç biri 80 milyonun hislerini yüreğinde hissedenler değildir. Bu ‘Hayır’cılar ülkeyi sıradan bir ülke, milleti de sıradan bir millet gören milletin dünya ile yarışta var olmasını yakıştıramayan bir zihniyet” demiş. 15 yıldır Cumhurbaşkanlarının liderliğinde seksen milyon özgüven kazanmış

Mr. Spock Beyni

Önceki gün dedim, bir rakam gördüğünde onu belirli bir renkle eşleyen —veya benzer algı çaprazlamaları yapan— beyinlere sahip olanlara hasta diyoruz. Hâlbuki hepimizin beyni benzer işler işliyor. Mesela Osmanlı kelimesini gördüğümüzde, yanında yamacında başka herhangi bir tetikleyici olmasa bile, beynimizin alakalı alakasız yerlerinde ampuller yanıyor. Ampul kelimesini gördünüz mesela, ve okuduğunuz cümleyle alakasız şeyler üşüştü

Fazlası Kabızlık Yapan Mutabakat

Sinesteziyi —yani algı çaprazlanmasını— anladığım kadarıyla, bir hastalık olarak tanımlıyorlar. Hani mesela 6 rakamını görünce onu mesela sarı renkte görmeyi, sayılar ile renkler arasında bir karşılıklı eşleşme algılamayı… Sayılar ve renkleri eşleşmiş olarak algılayan biri ise, bu işi becerememeyi bir eksiklik, bir nevi hastalık olarak tarif edebilir ama… “İyi ama 6 sarı değil ki” demeyin.

Bitirtilmeyen Cümle

Zavallının bir cümlesi varmış, bitirtmiyorlar (https://youtu.be/ZyIT01MJWe0). Konuşulan mevzu Musul’muş. Musul’u bizden —veya Kürtlerden, fark etmezmiş— çalmışlar. Musul üzerinde hakkımız var mıymış? Konuşulan mevzu bu ve bitirilmeyen cümle, Batı karşısındaki aşağılık kompleksimizle, Batıyı referans almamızla başlıyor. Althusser’in karısını baltayla öldürdüğü, Derrida’nın intihar ettiği, Nietzche’nin akıl hastanesinde öldüğü gibi yalan yanlış iddialarla, seke seke devam etmeye çalışıyor.

İyi Günlerimiz

Halil Berktay beni öldürecek. Üstelik ölümümden mesul olduğunu bile bilmeyecek. Mahçupyan’a yönelik tiksindirici Güneş taarruzundan dem vuran iki yazı yazmış (http://serbestiyet.com/yazarlar/halil-berktay/buharini-anlamak-754878 ve http://serbestiyet.com/yazarlar/halil-berktay/yeni-gergedanlar-756252). Çok uzun süredir, yazılarına denk geldiğimde, nasıl bir ruh haline sürüklendiğini anlamaya çalışıyorum, anlayamıyorum. Belirteyim de kimse başka yere çekmesin, onun ruh hali hakkında bir tespit değil bu dediğim, kendi kabiliyetimin sınırları

Kıpraşmayın!

İsmail Kılıçarslan çok bunalmış (http://www.yenisafak.com/yazarlar/ismailkilicarslan/cok-bunaldik-be-reis-2035677). İnsanın içi kıyılıyor bir nevi. Kendisini kelepçeyle meclis kürsüsüne bağlayan kadın milletvekili hakkında seks içerikli, derili merili espriler yapmayı uygun bulan adamla aynı kafada, aynı safta, aynı mahallede sanılıyormuş mesela. Değilmiş yani, ama öyle sanılıyormuş. Yazık! Sadece bu kadarcık itiraz yükselttiğinde dahi hocacı diye, ihanetle yaftalanıyormuş. Yazık! *** İnsanın içi

Etiket

Ege Cansen, geçen hafta Venezuela’yı yazdı (http://www.sozcu.com.tr/2017/yazarlar/ege-cansen/maduro-nasil-madara-oldu-1617356/). Dün de Yılmaz Özdil (http://www.sozcu.com.tr/2017/yazarlar/yilmaz-ozdil/al-sana-baskanlik-1630099/)… Cansen’in yazdığına güvenirim ama Özdil’in neyi ne kadar karikatürize ettiğini bilemem. Ancak iki yazıyı da okursanız, geniş bir ortak paydaları olduğunu görebilirsiniz. Benim derdim başka. Benim Venezuela hakkındaki yegâne fikrim, arkadaşlarımın Chavez’e düzdüğü güzellemeler sayesinde oluşmuştu. Başarısız bir darbeci eskisi olarak Venezuela’nın başına

Birlik ve Beraberliğe Karşı Aşı

ODTÜ’de Management (Yönetim) dersi almaya başladığımda, dersin kitabının sadece tuğla gibi olması değil, aynı zamanda son derece sıkıcı olması da gözümü korkutmuş, kütüphanede Management adlı daha makul bir kitap aramıştım. Hani Calculus gibi düşünmüşüm demek ki, aynı adlı her kitap aynı şeyi öğretecek gibi… Sonunda aradığımı buldum. Şöyle küçük boyutlu, 60-70 sayfalık bir kitap… İçinde