Ay: Mayıs 2017

Beşiktaşlı Olmak

Beşiktaş şampiyon oldu. Orman ve Güneş, kanal kanal gezip konuşuyorlar. Bir Beşiktaşlı olarak “ya, şampiyon olmasak acaba daha mı hayırlıydı” diye aklıma gelmiyor değil. *** Güneş, Başakşehir’in şahane tesisleri olduğundan, bu tesisleri onlara devletin yaptığından filan söz etti. Bir üzüldüm, bir üzüldüm. Haksız rekabet yani. Devlet Başakşehir’e iltimas geçiyor, zavallı, mağdur Beşiktaş, bütün engellemelere rağmen…

Ulusalcılığın Yükselişi?

Soner Yalçın, neoliberalizmin ve ılımlı İslam’ın ölümünü ve ulusalcılığın şaha kalkışını bilmem kaçıncı defa ilan etmiş (http://www.sozcu.com.tr/2017/yazarlar/soner-yalcin/cia-golgesinde-turk-islamcilar-1869738/). Vatana, millete ve elbette insanlığa hayırlı olsun. Yalçın, bana kalırsa, Kondratieff dalgalarını filan yanlış okuyor. Ve zaten, gözünün önünde olup biten, içinde yaşadığı bambaşka dünyayı, kırklardan kalma kavramlarla okumaya çalışması da acıklı. Kondratieff dalgaları gibi kavramlaştırmalar, özünde, her

Korkak

1990’ların ortalarında, bir siyasi araştırmaya, sırf meraktan, bir soru eklemiştim. Deneklerin, Türklerin tarihinde gurur duydukları, asker veya siyasetçi olmayan üç isim söylemelerini istemiştim. Hemen hemen bütün sosyo-politik kesimleri kat eden beş isim öne çıkmıştı: Mevlana, Yunus Emre, Hacıbektaş, Sinan ve Karacaoğlan. Mevlana, Yunus ve Hacıbektaş’ın çağdaş olduklarını 18-19 yaşlarımda fark etmiştim. “Var bu işte bir

İbn-i Haldun’un Kemikleri

Fenerbahçe üç yıldır basamak basamak tırmandığı merdivenin zirvesine ulaştı. Fenerbahçeli değilseniz, bu mevzulara kayıtsız biri de değilseniz, dün geceki zafer karşısında, “helal olsun, biz daha iyisini yapmalıyız” diyebilirsiniz. Daha iyisi? Mesela parkede birkaç yerli oyuncuyla aynı başarıyı tekrarlamak filan gibi şeyler… Ama esas olarak, Fenerbahçe’nin çıtayı bu kadar yükseğe koymuş olmasına minnetle ve saygıyla bakıp,

İklim, Strateji, Taktik ve Berbat Şeyler

Bu gece Fenerbahçe, Final Fourda yarıfinal oynayacak. Umarım kazanır. Önceki yıl Final Four’un yarıfinalinde kaybetmişti. Geçen yıl yarıfinali kazanmış, finali kaybetmişti. Büyük başarıydı. “Eh, biz büyük başarılara alışık bir toplumuz, çok da yadırganacak şey değil” desem… Gülersiniz. “Türkiye’nin özgül ağırlığını dünyadaki ve Avrupa’daki diğer ülkelerinkiler ile mukayese edersek, arada bir Final Four finali çok da

Gerçeği Çarpıtmayın, Çatladıkapı Muhtarı Değil

Gerçeğin çarpıtılmasına asla razı gelemiyor adam, anlamadınız mı hâlâ! Görüşme kısa filan sürmedi. Çatladıkapı muhtarı değil adam… Dürüst ol, canını ye. Dürüst olmazsan? Kusura bakma! Ah gerçek! Senin aşkın uğruna ne güneşler batıyor. ABD’sinden Avrupa’sına, Çin’inden Ruanda’sına, Suriye’sinden Rusya’sına dünyanın dört bir yanında herkes, istisnasız herkes gerçeğe gönülden sevdalı. Gerçeğin kılına halel geleceğini bilse, herkes

Baykal’ın İşleri

Deniz Baykal’a günahım kadar muhabbet beslemem. Yine de hakkaniyet adına anlatmam lazım. CHP genel başkanlığının son aylarıydı —yani genç sayılmazdı. Şimdi rahmetli olan bir dostumun ısrarıyla, müstekbir genel merkez binasındaki oval ofiste kendisine bir brifing verdim. Saat 21:00 filandı. Benimle görüşmeyi kendisi talep eden, hatta bunun için bana danışmanlık ücreti ödeyen birçok kişi, çok daha

Dünyanın Bütün Şehirlileri, Birleşin!

Türkiye’de, özellikle CHP hakkında ve daha da özellikle Baykal üzerinden konuşulacak çok şey var da, biz önce Le Pen ile hesabımızı kapatalım. Sarkozy’i özlemişti iseniz, görünüşe göre, Fransa onu aratmayacak bir soytarı buldu. Beni alakadar eder mi? Hayır. Çünkü Le Pen yüzde 34’te kaldı. Uluslararası sermayenin plastik çocuğunu işaret edip “Le Pen, Le Pen deyip

Sahibinin Sesi

Akif Beki “güçlünün haklı olmadığı, haklının güçlü olduğu bir düzen istiyormuş” (http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/akif-beki/kapimdaki-kolpaci-tahsilatcilara-40448824). Bu yüzden AKP’nin yanında yer almış. AKP bir erdemliler hareketi olarak başlamış. Başlarken herhalde “siyasete seviye ve ahlak kazandırma” sözü vermişler. Akif Beki de bu sözü sevmiş. Kim sevmez! Partinin kuruluş ideallerini benimsemiş, yasaklarla ve yolsuzlukla savaşma vaadini ciddiye almış. Uzun hikâye… Nihayetinde

Utanmak Yok, Yola Devam

Erdoğan, yani tuttuğu her işi koparan, bütün dünyanın “vay ne lider” diye hayranlıkla ve kıskançlıkla izlediği ulu, yüce reis Moskova’ya gitmiş ve yine, bir defa daha, birkaç ay içinde ikinci defa, Moskova ile her türlü problemi çözüp dönmüş. Yine, bir defa daha, her istediğini, hatta fazlasını almış. Her istediğini? Eh, domates mevzu biraz sıkıntılı. Rusya’nın