Aylar: Haziran 2017

Vesayete Son Verecek Vesayet

“Türk romanları listesine benzer bir de dünya romanları listesi yapsak” diye konuşurken, laf Otomatik Portakal’a geldi. Herhalde en iyi romanlar arasında yer bulması zor ama benim üzerimde en ciddi iz bırakan romanlardan biriydi. Okuduğumda Burgess’in, maddenin mekanik örgütlenmesine enteresan, beklenmedik bir yerden yaklaştığını düşünmüş, şık ve sarsıcı bulmuştum. Ama aslında “organik bir örgütlenmeden ne çıkarırsanız

Basitlik Öldürür

Önceki gün karmaşık (kompleks) yapıların basit yapılara kıyasla daha kırılgan olduğunu ama kırılganlığın topyekûn çöküş manasına gelmediğini söyledim. Aslında daha söylerken içime sinmemişti. Kırılgan sıfatını vulnerability yerine kullanmıştım. Galiba yaralanabilirlik desem daha iyi olacaktı. Kırılgan sıfatını günlük hayatta, narinlik, hassaslık, yani yaralanabilirlik yerine kullanıyoruz. Ama teknik olarak bakarsak, esnek olmayan, esneyemeyen sistemler kırılır. Karmaşık sistemler

Arsenal, Wrexham, Fenerbahçe ve Bayburtspor

1980’lerin sonunda, 90’ların başında, bir karmaşıklık kıyameti modaymış —nüfus kıyametinden sonra, iklim kıyametinden önce. Ben ıskalamışım. Kabaca şöyle bir şey: Toplumlarımız olağanüstü karmaşıklaştı ve hızla karmaşıklaşıyor. Karmaşık yapılar karmaşık olmayan —basit— yapılara kıyasla daha kırılgandır. Farkında değiliz ama çok kırılganlaştık. Sistemin nasıl çalışıyor olduğunu hiç kimse bilmiyor artık. Bu yüzden bir yerde ortaya çıkan beklenmedik

İnsandan Gayrı

Biz gençken kapitalizmin periyodik krizleri kalıbı pek yaygındı. İşin teorisyenlerinin meseleyi nasıl gördüğünü bilmem, ama en azından benim her gün temas içinde olduğum akranlarımın bu kalıptan anladıkları şöyle bir şeydi: (a) Kapitalist diye —fena mı fena— bir özne var, (b) o özne gerçi neredeyse kadiri mutlak ama her nedense kriz çıkarmadan kazanmayı, kazanıp durmayı pek

Beş Roman

Hürriyet Pazar, en iyi yüz Türk romanını seçtirmiş. Arkasından birçok şahsi tercih listesi yayınlandı —bazılarına denk geldim. Zor iş. Edebiyat uzmanı filan değilim ama iyi bir okur idim —yani en azından bir dönem öyleydim diye düşünüyorum. Benim bakış açıma göre yüz Türk romanı bulmak bile müşkül iş. Memleketimde, iç kapağında roman yazan ama aslında memleket

Körfez ve Koreografi

Charles Zorgbibe’nin Körfez’in Tarihi ve Jeopolitiği’nden anlıyoruz ki, Körfez hep —daha petrol diye bir emtia bilinmiyorken de— az çok şimdiki sosyoekonomik ve sosyopolitik strüktüre sahipmiş. Çünkü petrol yokken inci varmış. Ve şimdi nasıl sadece petrol varsa, o vakitler de sadece inci varmış. Zorgbibe’in aktardığı kadarıyla Darraud Körfez’in yağmacı ve korsanlarının çok eski çöl göçebe kanunlarını

Napolyon’un Tacı

Rivayete göre… Napolyon İmparator olmaya karar vermiş. Bu haber Vatikan’a ulaştığında Papa pek sevinmiş. Malum, İmparator olmak için Napolyon Vatikan’a gelecek, Papa’nın önünde diz çökecek… Papa da hanidir hasar görüp duran itibarını bu sayede tamir edecek, filan. Papa Napolyon’a elçilerini göndermiş. Tören tarihini filan netleştirmeleri için. Fakat Napolyon’un Vatikan’a gitmeye niyeti yokmuş. Tacı Louvre’da takacağını,

Adalet Yok, Hızlı Tren Verelim

Bekir Bozdağ, kanaatime göre, hak ettiğini asla alamamış bir büyük AKP büyüğüdür. “Daha ne alacaktı, kaç yıldır Bakan” demeyin, bence çok daha fazlasını hak ediyor. AKP’nin memlekete en büyük hediyelerinden biri. Bir de hızlı tren var, malumunuz. Sosyal medya canavarları, derin kavrayışları ve vatanseverlikleriyle, birden taarruza geçtiler. Bayram öncesi zammı hak ettiler de… Hiçbir maddi

Çete ve Diğerleri

Biz ailecek Beşiktaşlıyız —ama daha önce söylemiş olmalıyım, ben tedavi görüyorum J. Kardeşlerim ile ayrı şehirlerde yaşıyoruz. Ama kardeşlerimden biriyle, her Beşiktaş maçında defalarca birbirimizi arar, dakikalarca kavga ederiz. Evet, ikimiz de Beşiktaşlıyız ama kavga ederiz. Çünkü… Ona göre, mesela Antalyaspor Galatasaray’a karşı böyle —duruma göre, defansif veya sert veya hırslı— oynamamıştır, hakem bir önceki

Ben Yapmadım, İngiliz Yaptı

Katar krizi hakkında kafa yormaya lüzum kalmadı, Yusuf Kaplan esrarı aydınlattı (http://www.yenisafak.com/yazarlar/yusufkaplan/ingilizlerin-2-asirlik-stratejisi-islmsiz-dunya-turkiyesiz-islm-2038409). Bütün mesele İngilizlerin iki asırlık stratejisinin şimdiki safhasıymış. Dağılalım. “Böyle oldu, demek ki böyle olması tasarlandı” gibi bir kafa yapısı, dünyayı teleonomi terimleriyle kavrama hali, bizi kaçınılmaz olarak bu noktaya getirir. İyi de, Osmanlı’nın da —daha önce Abbasilerin, daha da önce Emevilerin de—