Ay: Ekim 2017

Avrasyacılık Meselesi

1990ların ikinci yarısında TSK içinde Avrasyacılar ile NATOcular —belki de tarihte hiç olmadığı kadar— ayrıştığında, meselenin sadece askeri bürokrasinin içinde olup biten bir savaş olmadığını tahmin etmiştim —hâlâ da öyle tahmin ediyorum. İşin —başka da boyutların yanı sıra— bir siyasi boyutu da olmalıydı herhalde ama ziyadesiyle zayıf kaldı besbelli. Dünyada her şeyin mümkün olmadığını, bazı

Öyle Bir Hal

Bilenler bilir, 2005 ortalarından itibaren bir krize sürüklenmekte olduğumuzu söyleyegeldim. Kriz çıktıktan kısa süre sonra da, (a) krizin sadece iktisadi bir kriz olmadığını, daha genel, kapsayıcı bir kriz —bir kavram haritası krizi— olduğunu ve (b) bu ölçekte krizlerin büyük ölçekli savaşlar olmadan çözülemeyeceğini iddia ettim. Büyük ölçekli savaş derken, 20. Yüzyıldakileri andıran bir biçimde, dünyanın

İdlib Görev Emri

Muhtemelen sizin de yakın veya uzak akrabalarınızın arasında benzerleri vardır, kendilerini herkesten daha zeki zanneder bazıları. Onlara göre, siz de dâhil olmak üzere herkes manasız bir yorgunluğu göze almış, kıt akıllı insanlarsınızdır. Hâlbuki devir, “hap yap, para kap” devridir. Dünya ne sınırsız fırsatlar sunmaktadır ama siz… Neyse iflah olmazsınız. Yorulup duracaksınızdır ve ne uzayacak ne

Böylesi İyi

Galatasaray sahaya 11 yabancı futbolcuyla çıkmış, mevzuu Bahçeli’yi sormuşlar. “Bana ne” dememiş, “Galatasaray adını değiştirsin” demiş. Daha önce böyle miydi bilmiyorum ama Kılıçdaroğlu’nun “Yürüyüş”ünden itibaren, bu şey durmadan birilerine akıl veriyor. Birilerinin ne yapması gerektiğini söyleyip duruyor. Kendisi yapması gereken herhangi bir şeyin hakkından — yüzüne gözüne bulaştırmadan— gelebilmiş değil bildiğim kadarıyla ama işte başkalarına

Ergen Kafası

Soner Yalçın tane tane anlatmış (http://www.sozcu.com.tr/2017/yazarlar/soner-yalcin/tane-tane-anlatayim-2051869/). Ben de tane tane anlatayım. Bir. Soner Yalçın’ın verdiği malumat doğru mu? Doğru. Ama kısmen. Mesela ABD’nin Osmanlı’nın paylaşımında aktif rol alması ne manaya geliyor? Yani Osmanlı parçalanırken ABD ne yapmalıydı? “Durun, yapmayın, Osmanlı’ya bunu yapamazsınız” filan diye feveran etmesi mi gerekiyordu? Bugün biz Suriye’nin paylaşımında aktif rol almaya

Avrupa’nın Taşrası Avusturya

Avusturya’da dün seçimler yapıldı. Eşitsizliklerin azaltılması gibi iktisadi/sosyal bir programla sahnede yer alan Sosyal Demokratlar —ki bundan önceki seçimin galipleri idiler— bir puandan daha az kayba uğramalarına rağmen, üçüncü parti durumuna düştüler. Çünkü Muhafazakârlar 7,5 puan, aşırı sağcılar ise 7 puan civarında oy kazandılar. Hem Muhafazakârların ve hem de aşırı sağcıların kampanya boyunca neredeyse biricik

Acıklı Hallerimiz

Osman ABD’den dönmüş anlatıyor: Cep telefonundaki haritaya “Türk restoranı” yazıyorsun, civardaki bütün Türk restoranlarını görüyorsun. Sonra gözüne kestirdiğini Google’a soruyorsun, geçmiş müşteriler tarafından nasıl notlanmış, buluyorsun… Hırsızın birinin, beslediği köpekler marifetiyle memleketin atmosferini solunmaz hale getirdiği günlerde, kendimi kapana sıkışmış bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı gibi değil de bir insan olarak hissederek, bu tür şeyleri ancak

Sorumluluk

Efendim, Ali Nesin, çarptığı kadından özür dilemek yerine ona saldıran biri hakkında bir laf etmiş, Fatma Barbarosoğlu’ndan öğreniyorum (http://www.yenisafak.com/yazarlar/fatmabarbarosoglu/kimliklerin-mesuliyetsiz-isyani-2040544). Öğrendiğime göre Nesin şöyle demiş: “Mağdur için üzülmek kolaydır, onu biraz vicdanı olan herkes yapar. Marifet saldırgana üzülebilmekte. Kimbilir ne derdi var zavallının. Saldırgana üzülemeyenin de sosyal sorunlardan elini eteğini çekmesi gerektiğini düşünüyorum.” Barbarosoğlu, kendi ifadesine

Oyuna Devam

Güneş ile dünyanın veya dünya ile ayın yaptığı şey bir tür dans, bir oyun sayılabilir. Ancak bu oyunlar bir tür periyodik çekiciye (attractor) sahip. Dolayısıyla ayın, mesela 20 Ekim 2052 tarihinde, Türkiye saati ile 22:55’te hangi konumda olacağını ve Türkiye’den nasıl görüneceğini hesaplayabileceğimiz matematiksel modeller kurmak mümkün. Modeldeki denklemlere t yerine ilgili tarih ve saat,

Oyun

Rahmetli anneannem, kendisini dolandıracaklarını bile bile birileri ile iş tuttuğu için ona sitem ettiğimizde… Ya suçluluk hisseder veya cepheden taarruza geçerdi ama her iki durumda da aynı lafı ederdi: “Oynamasan oyun bozulur.” Tahmin edebileceğiniz gibi, eğer suçluluk hissediyorsa, usulca, “e ne yapayım canım, oynamasan oyun bozulur” derdi, şartları taarruza elverişli hissediyorsa “ne olmuş, oynamasan oyun