Ay: Kasım 2017

Trump Gider, Erdoğan’a Bir Şey Olmaz

Görünen o ki Zarrab davasının seyrini yüreği ağzında izleyen sadece Erdoğan değil. Sadece Aksaray sallanmıyor, Beyaz Saray da sallanıyor (https://www.vox.com/policy-and-politics/2017/11/29/16707224/trump-russia-investigation-news). Görünen o ki Flynn anlaşmaya razı gelse de Trump aleyhine şahitlik yapmaya rıza göstermedi. Ama özel savcı Mueller’in, Zarrab üzerinden Flynn’ı daha da köşeye sıkıştırabileceğini düşünen çok kişi var ABD’de. ABD’de bu işin Trump’ın sonunu

Akşener Diye Biri

Memlekette türlü çeşitli işler oluyor. Dün olanları saymıyorum —onları hesaba katmak için henüz erken. Geçtiğimiz hafta boyunca, mesela Dolar dört lirayı zorladı, Zarrab davası renkten renge girdi, Alevi hanelerinin işaretlendiği iddia edildi, Trump’ın verdiğini Pentagon aldı, memleket orduları sınır dışında —ne yapıyorlar, ne ediyorlar bilmiyoruz. Alışkanlık halini alan torba yasalar, istismar edilmesine alıştığımız KHK’lar gırla

Şiddetin Semeresi

Scorsese’nin New York Çeteleri (Gangs of New York) filminden, daha önce, IŞİD’in akıbeti hakkında tahminde bulunmaya çalışırken söz etmiştim. Hatırlatayım, filmde, birkaç nesil önce ABD’ye göç etmiş ve kendilerinden sonra göç edenlere misafir sevmez ev sahibi gibi davranan Protestan yerliler ile ülkeye yeni göç eden Katolik İrlandalı göçmenler arasındaki şiddetli gerilime şahit oluruz. Film ilerledikçe,

Ey ABD, Sen Ne Kadar Ahmaksın!

Eyy ABD! Apaçık görünüyor ki, sen de Türkiye’yi fena halde kıskananlardansın. Türkiye’nin gümbür gümbür geliyor olduğunu görüyorsun. Bütün gâvurlar bir olup, içeride de birilerini parayla, şanla, şöhretle baştan çıkarıp, Osmanlı’yı yıktınız. Boşluğu doldurdun, dünyanın jandarması rolünü üstlendin. Artık insanlık tarihindeki reklam arasının sona eriyor olduğunu, Türkiye’nin, hakkı olanı, dünyaya hükmetme gücünü geri alacağını görüyorsun. Sefil

Komploculuk Nasıl Şey?

Fehmi Koru misyonunu tamamlamış, herkesi komplocu yapmış. Dolayısıyla artık istirahate çekilebilirmiş (http://fehmikoru.com/artik-herkes-komplocu-oldu-ben-istirahata-cekilebilirim/). Bizde önüne her sürüleni doğru kabul etmeyene komplocu deniyormuş da, çok şükür ki artık kafalar otomatik vitese takılı çalışmıyormuş, hangi konu ele alınırsa alınsın bir bit yeniği aranıyormuş da, yani herkes komplocu olmuş da… Komploculuk öyle, Koru’nun masumlaştırarak tarif ettiği gibi bir şey

NATO, Zarrab ve saire

Çok uzun süre önce, Türkiye ile NATO ilişkilerinin sıkıntıya gireceği kehanetinde bulunmuştum. Dün sahnelenen skandal, o kehaneti hayata geçirmek için düğmeye basıldığı, birilerinin Türkiye’nin NATO’dan çıkması —veya çıkarılması— konusunda harekete geçtiği manasına mı geliyor? Hiç zannetmem. Yani Türkiye’nin NATO’dan çıkacağı/çıkarılacağı ve bu operasyonun da öyle uzun bir vadesi kalmadığı hususundaki kanaatlerimi muhafaza ediyorum. Ama dünkü

Sigorta

Ayşe Çavdar buraya nasıl geldiğimizi ve ne halde olduğumuzu veciz bir biçimde özetlemiş (https://www.artigercek.com/erzurumlu-vaiz-vs-kasimpasali-imam-kim-kimi-kandirdi): “The Cemaat her hareketiyle Erdoğan’ın siyasette en çok öğrendiği mektep oldu. AKP’nin ilk halinin Abant Toplantıları’nda temelleri atılmış bir siyasi parti olduğundan kimsenin şüphesi olmasın. Çünkü, AKP kurulduğunda Erdoğan’ın yanında yalnızca üç arkadaşı daha vardı (Abdullatif Şener, Abdullah Gül ve Bülent

Kemal

Benim baktığım yerden göründüğü şekliyle… Osmanlı zaten çok uzun süredir yenilip duran ve en azından son yüz yılı boyunca çaresizliğine bir çare arayan bir organizasyondu. Akla hayale gelmeyecek, bugün dile getiren olsa kim vurduya gitmesine sebep olacak çareler teklif edilmişti o yüzyılda —Avrupa’dan damızlık erkek getirmek gibi… Osmanlı —bugün bizim tecrübe ettiğimizin veya soğuk savaş

Buzun Üstünde

Dün dedim ki, mesela cevizin tadını ceviz yemeden bilemezsiniz ve —daha mühimi— ceviz yememiş birine bildiremezsiniz. Yine dedim ki, eh, evet, her bilgi öyle değil. Ama zannedildiğinin aksine, birçok bilgi öyle. Mesela enstrümanlar başladığında, solistin az sonra “Gamzedeyim deva bulmam” diye gireceğini tahmin edebilirsiniz —eğer şarkıyı daha önce dinlemişseniz. Birileri, elindeki notalara bakıp, daha önce

Ceviz

Geçenlerde değindim, mesela Soner Yalçın, bilgi, bilmek filan gibi mevzularda üstten konuşmayı bir alışkanlık haline getirmiş. Akranım eski tüfeklerin arasında da aynı hakkı kendisinde görmeyen yok gibi… Bilmek fiili, birbirini neredeyse hiç andırmayan bir yığın faaliyeti/kabiliyeti bir tek başlık altında topluyor —fena bir şey. Dün Eurosport’ta Buz Pateni Grand Prix’ine denk geldim. Biliyorsunuz işte, gencecik