Ay: Şubat 2018

Saatten Ağa

Saatin örgütlülüğü ile ağınki çok farklı. En bildik şey üzerinden dile getirmeye çalışayım, şehir üzerinden. Şehre saat muamelesi yapmak, muhtemelen hepinizin en uçuk hayallerinizi süslüyordur. Şöyle iyi bir saatçi olsa, şehri kusursuz bir biçimde tasarlasa, şehirde her şey yerli yerinde, ölçülü olsa, trafik mükemmel bir biçimde hesaplanmış, yollar ona göre açılmış… Filan. Şehir bir ağ.

Saat ve Ağ

28 Ekim 2016’da demişim ki… “Daha önce demiş olmalıyım, Avrupa saatin metafor olarak yaygın bir biçimde kullanıldığı bir dönem yaşadı. Manş’ın ötesinde Paley, ‘eğer kumsalda yürürken ayağınıza bir şey takılır da onun bir taş olduğunu görürseniz yadırgamazsınız, ama o bir saatse, onun tabiat tarafından yapılmış olduğu aklınıza gelmez, bir yapımcısı olduğunu düşünürsünüz’ demiş, saatten yola

Krizin Bahar Hali

ABD’de hanehalkının borcu bilmem kaç trilyon dolara ulaşmış ve 2008 krizi öncesindeki seviyeye şu kadar yaklaşmış ama… Kriz beklentisi yokmuş. Nereden okuduysa, yeğenim böyle söyledi. Benim baktığım yerden bakıldığında, 2008 krizi zaten aşılmadı. Dondu. Kriz şartları normalleşti yani. Bir başka deyişle, kriz, sürdürülebilir bir mahiyet kazandı. Öyle bakıldığında, krize kriz dememeye başladığımız için kriz yokmuş

Fantezi

Ruslar iki yüz yeni silah geliştirmişler. Neticede, müttefikleri olmayan ülkeler bile Rus silahları için sıraya girdiklerine göre, işlerini ne kadar ciddiye alıp ne kadar hünerle yaptıkları da aşikâr. Ne kadar övünseler yeridir. Silah pazarı, dünyanın en yüksek cirosuna sahip olan pazar mı bilmiyorum ama en yüksek kâr marjlarına sahip olan pazar olduğunu tahmin edebiliriz. O

Anlaşalım

Şimdi peşinen anlaşalım: “Putin beni aldattı” demek yok. Tez vakitte Batı medyasına, muhtemelen Rusların servis edeceği, “Türkler Afrin’de şu kadar sivil öldürdü” haberleri, trajik fotoğraflar eşliğinde düşmeye başlarsa, TSK uçaklarının Afrin semalarında gösteri yapmasına ve keyfi bombalamalara artık izin verilmeyeceği ilan edilirse… “Aha, görüyorsunuz emperyalist güçler Türkiye’nin şahlanışını hazmedemediler” demek yok. Eğer Rusya ve/veya ABD

Ebubekir ve Ömer

Rivayete göre Ebubekir Ömer için “uzak emelleri var” demiş. Ömer bunu işitmiş, Muhammed’e gidip şikâyet etmiş. O da ikisini yüzleştirmek için Ebu Bekir’i çağırmış. Ebu Bekir iddiasını tekrarlayınca Ömer, “bunu bana nasıl söylersin, ben gece yattığımda sabahı hesap etmem” diye sitem etmiş. Muhammed bunun üzerine, “ne diyeceksin bakalım” gibilerden kendisine dönünce Ebubekir, “ben,” demiş, “şu

Üç Kocalı Hürmüz

Malumunuz, “Afrin’e Suriye ordusu girerse, bunun neticeleri olur” gibilerden efelendik. Görünüşe göre girdiler. Görünüşe göre Afrin’e sadece Suriye ordusu değil, Suriye’deki İranlılar da girdi. Tabloyu sadeleştirecek olursak, şu anda Afrin’de Kürtlerle, Suriye devletiyle ve İranlılarla karşı karşıyayız. Ama yapayalnız sayılmayız. Mesela Afrin’de Ruslar da var ama bize müdahil olmuyorlar. İlaveten, Afrin’de değilse de bölgede Amerikalılar

Ateş

Osman Türkiye’nin —benim zannettiğim kadar— sahipsiz olmadığını düşünüyor. Mesela ben Bahçeli’nin süzme bir budala olduğunu, hayatında partisinden başka hiçbir şey olmadığını, partisinin “onun partisi” olarak kalması için her şeyi göze aldığını, partisinin çözülüyor olmasının yol açtığı telaşla da manasız işler yaptığını düşünüyorum. Osman ise bütün bu manasız işlerin bir manası olduğunu, birilerinin Bahçeli’yi —Erdoğan’ı hizaya

Kötülük Kaynağı Olarak Aydınlanma

Dün dedim ki, insan iyi, dünya kötü. Diyelim boyunuz uzun, iyi sıçrıyorsunuz, filan. Böyle bir yığın özelliğiniz var ama öyle bir mahallede yaşıyorsunuz ki, mahalle arkadaşlarınız topa benzer herhangi bir şey bulduklarında, hemen iki kale kurup, topu tepiklemeye başlıyorlar. Eh, siz de, elinizden geldiği kadar oynuyorsunuz işte. Fena değilsiniz ama öyle ciddi bir fark da