Ay: Mayıs 2018

Beş Yıl Sonra

Eskişehirspor yıllar önce Süperlig’e çıktığında, şehirde on binlerce kişi, gece boyunca coşkuyla gösteri yaptı. Bu olağandışı hal, Büyükşehir Belediyesinin bürokratlarına ilave iş çıkardı –onlar da bu işten hoşlanmadılar. Geleneksel Aydınlanmacı jargonla, futbol, afyon ve saire muhabbeti başladı. Canım sıkıldı ve “siz on bin kişiyi sokağa çıkartabilir misiniz” diye sordum. Birbirlerine baktılar ve… Sükût. “Eğer sizin

27 Mayıs

Bugün 27 Mayıs. Ben akran olanlar için bugün de bayramlardan bir bayramdı. Okullarda coşkuyla (!) kutlanan bir bayram. Artık bayram değil. Hatta bir nevi yas günü bile sayılabilir. Ama orası da bir tuhaf. Neredeyse herkes 27 Mayıs’tan itinayla uzak duruyor. Hatta 27 Mayıs’ın sembol isimlerinden Türkeş’in kurduğu parti ile ondan ayrılıp “Türkeş ‘aslında’ bizimdir” diyenler

Aptallığın Haritası

Dolar yükseliyor —yükselmesi başlı başına bir dert de olmayabilir de, sabah dediğim gibi vura kıra yükseliyor. Konuştuğum kişilerin çoğunun ağzında ve sosyal medyada benzer laflar: Memleket yanıyor, yanıyor da ne oluyor, Erdoğan’ın yandaşları sanki hiçbir şey olmamış gibi… Deliller var mı? Var. Erdoğan filanca yerde konuşuyor ve dinleyenlerde “öl de ölelim” çığırtkanlığı. Yandaş kanallar doların

Dua Edelim

Bildiğiniz gibi dün öğleye doğru, TL fena halde çöktü. Erdoğan çetesi, her vakit olduğu gibi, reislerini hedef alan hayali şeytanlardan söz ettiler. Sonra Merkez Bankası faizi artırdı ve… Lira gün boyunca olağanüstü bir hızla kaybettiklerinden daha çoğunu bir saat içinde telafi etti. Sadece bir saat içinde… Kaybı, herhangi bir “normal” piyasada dudak uçuklatacak kadar hızlıydı,

Seçim Bize Ne Yapacak?

24 Haziran’a “sandık neticeleri ne olur” diye de bakılabilir, “seçim bize ne yapacak” diye de… Şaşırdınız mı? Şaşırmamanız gerekiyordu, seçim bize birçok şey yapacak. Her seçim bize birçok şey yaptı, bu da yapacak. 2002’ye gelindiğinde mesela, Türkiye’nin orta sınıfı inançlı, geleneksel değerleri dilinden düşürmeyen ama pek de onlara göre yaşamayan, o değerleri tekrarlamakla değerlere olan

25 Haziran’da Biz

Fizik terimleriyle bakarsak, A noktasından B noktasına hangi yoldan ve nasıl ulaşırsanız ulaşın, yaptığınız iş aynıdır. Dağlar tepeler aşıp tonlarca yakıt mı tükettiniz, yoksa akıntıya kendinizi bırakıp mı geldiniz, fark etmez. Biyoloji terimleri ile bakarsanız, nereye ulaştığınız, hatta bir yere ulaşıp ulaşmadığınız o kadar ehemmiyet taşımıyor. Neler gördünüz, neler öğrendiniz, zulada ne kadar enerjiniz kaldı,

Büyük Boşluk

Geçen gün Bahçeli için, “boşluğu dolduran boşluk” dedim. Yanlış bir mana çıkmasın, Bahçeli’ye haksızlık etmeyelim, o sadece daha büyük bir boşluğun bir parçası. Aslında Bahçeli’ye veya başkasına haksızlık etmekten imtina etmeye çalışmak da o kadar manalı olmayabilir. Neticede hayat adil değil. Adil olmadığı hususunda benim delillerime ihtiyacınız da yok, Erdoğan’ın çetesindeki herhangi birine sorsanız söyler.

Manzara

Elimde güvenilir —güvenilebileceğini bildiğim— bir kamuoyu araştırması yok. Kendim bir araştırma yapabilecek olsaydım, onun neticelerine bile ihtiyatla yaklaşırdım, çünkü “deneklerin beyanını” güvenilir bulmuyorum. Elimde kamuoyu araştırması yok ama muhtelif kesimlerin nabzını tutmakta müracaat ettiğim bazı köşe taşları var. Onlardan gelen malumata binaen bir “tahmin” üretmeye çalıştığımda da, parçalar birbirine uymuyor. Akşener —elle tutulur bir vaadi

Kurucu Özne

Önceki gün Gazete Duvar’da Dinçer Demirkent imzalı bir yazı yayınlandı (https://www.gazeteduvar.com.tr/yazarlar/2018/05/17/24-haziran-bir-son-mu/). Bence içine girdiğimiz tünelin mahiyeti son derece ekonomik bir dille ve sarahatle özetlenmiş. O kadar olur yani… Yazı şöyle bitiyor: “Seçimler ve sonrasının temel stratejisi seçmenin seçmen niteliğini aşan kurucu gücü ile muhalefet partilerinin muhalefet partisi niteliğini aşan demokratik zeminlerinin kesişimi olacaktır, bugün değilse

Boşluk

Daha önce anlattım mı hatırlamıyorum… 2009 seçimleri öncesinde, Büyükerşen’in seçim startını vereceği etkinliği duyurmak için, mahalli basına verilmek üzere çeyrek sayfalık bir ilan hazırladık. Ancak ilanı geleneksel çeyrek sayfa formatında değil, sayfanın en sağındaki iki sütunu işgal edecek biçimde tasarlamıştık. Etkinlikten iki gün önce öğle saatlerinde ilanı gazetelere yolladık ve hepsinden “biz sayfaları bağladık, bu