Aylar: Ocak 2019

Zehirli Kadınlık

Sevilay Çelenk Gazete Duvar’da, erkekler hakkında yine atıp tutmuş. Tuhaf kelimeler icat edip “ay ama okuduğunuzu da anlamıyorsunuz ki, ben zehirli erkeklikten söz ettim” filan diye yine, hep olduğu gibi, üste çıkabilir. Ama yazının başlığında “erkekler” diyor yani… Meseleyi muhtemelen biliyorsunuz —ben Çelenk’in yazısından öğrendim— Gilette bir reklam yapmış, erkekleri efendi olmaya davet etmiş. Egard

CHP’nin Sessizliği

Mahalli seçimlere iki ay kaldı. Günün mana ve ehemmiyetine uygun olarak, kısa bir değerlendirme yapmakta fayda var. Görünen o ki, muhalefet cephesinde yine, yeniden bir iyimserlik peyda oldu. İyimserlik iyidir, nasıl —hangi malzemeden— imal ediliyor olduğu hakkında bir fikrim olmasa da, iyimserliğin imal ediliyor olmasından memnunum yani. Ama… Eğer iktidar cenahının dağınıklığından kaynaklanıyorsa bu iyimserlik,

İntizam Aşkı

Benim açımdan eşitlik, herkesin kendi kayığı olmasından ibaret. Tepesinin tası atan, kayığına binip… Artık neyi göze alabiliyor, neye gücü yetiyorsa… O da nadiren olan bir şey. İnsanların çok büyük çoğunluğu, kayıklarına bir defa bile binmeden hayatlarını tamamladılar. Bundan sonra da öyle olacak. Küçük bir azınlık, çok küçük bir azınlık, kayıklarına binip, kıyı kıyı gidip, az

Kayık

Hepten mi aptal bu Cleolar? Kendilerini istismar eden şımarık, üst-orta sınıfa mensup patronları ile değil de, Cleoları düşünen, onların iyiliğini isteyen Cuaronlar, Zizekler, Ümit Kıvançlar, benim gibiler ile neden dövüşüyorlar? Düşmanlarını, dostlarını ayırt etmekte neden bu kadar beceriksizler? Eh, bu soruları sorabilmek için, dünyanın bizim varsaydığımız biçimde bölünmüş olduğunu kabul etmek gerekir. Biz dünyanın sömürenler/sömürülenler

Cleolar ve Biz

Zizek, Roma filmini eleştirmenlerin yanlış okuduğunu iddia etmiş. Önce… Filmi yarısına kadar izleyebildim. Herhalde aldığı övgüyü hak edecek bir filmdir ama benim ruh durumuma denk düşmedi. Yine de, karakterler ve temsil ettikleri şeyler hakkında Zizek’in sözünü ettiği şeyleri anlayabilecek kadar izlemişim. Önce sahneyi kuralım. Meksika’da üst-orta sınıf bir aile ve onların hizmetinde olan, neredeyse ailenin

Geçmişi Yitirmek

Bir nesil Godot’yu bekledi. Godot gelmedi. Hiç hesapta olmayan sayısız misafir geldi, kimisi kaldı, kimisi gitti. Bizim nesil Godot’yu beklemeye devam ediyor. Olur a, “gelecekse Godot gelsin, başkası umurumda değil” diyebilir insan. Ama “Godot gelmedi, demek ki kimse gelmedi, her gün bir öncekinin aynı” denince… Orada devreler karışıyor. “21. Yüzyıl, 20. Yüzyılın HD versiyonlu, internet

Bandersnatch

Geçtiğimiz hafta, muhtemelen haberdar oldunuz, interaktif bir film gösterime girdi, Black Mirror Bandersnatch. İnteraktif, yani filmin akışında sizin de, seyirci olarak, dahliniz var. Teknoloji uzun süredir müsaitti. Dolayısıyla daha önce başka örnekleri de üretilmiştir diye düşünüyordum ama edebiyatta ve bilgisayar oyunlarda daha önce uygulanmış olan teknolojinin, doğru bilgilendirildiysem, sinemadaki ilk denemesiymiş. Böyle bir teknolojinin ilk

CHP ve “Biz”

Pazarlama iletişiminde —konunun uzmanları beni bağışlasın— mesele sizinle —yani müşteri ile— ürün arasında bir bağ kurmaktır. Diyelim filanca marka yoğurdun iletişimini yapıyorsanız, bir ihtimal önce yoğurt tüketimini özendiren ve sonra da filanca markaya bir kıymet yüklemenizi sağlayan şeyler gerekir. Mesele siz ve size satılmak istenen yoğurt arasındadır. Siyasal iletişimde işler öyle değil. Siyasal iletişimin hedefleri