Ay: Şubat 2019

Paradigma

Paradigma, görünür olandan dolaysızca teşhis edilebilir bir şey değil. Kendisi görünmez, adeta transparan. Mevcudiyeti ve vasıfları hakkında ancak görünür olan üzerindeki tesirleri marifetiyle çıkarımlar yapılabilecek bir şey. Böyle bakarsak, Kemalist paradigmayı altı okla, altı okun biri veya birkaçıyla irtibatlandırarak teşhis ve tespit etmek yanıltıcı olur. Paradigma, paradigma sahiplerinin ve taşıyıcılarının bile —hatta en çok onların—

Yollar ve İnsanlar

Hikâyenin gerçekliğin ne kadarını yansıttığını bilmiyorum ama rivayet odur ki, Çanakkale Savaşının lojistiğini başarıyla yöneten Behiç’e Milli Mücadelenin de lojistiği emanet edilir. Behiç vazifesini layıkıyla yerine getirir lakin… Yönettiği demiryollarında çok sayıda Ermeni ve Rum, yani gayrimüslim çalışmaktadır ve bu hal de İsmet’i rahatsız eder. İsmet otoritesini kullanarak Behiç’in alanına tecavüz eder, gayrimüslimleri görevden uzaklaştırır.

Mimari

Aydın Selcen eğlenceli yazısının dipnotunda İlker Aytürk’ün Post-Post Kemalizm: Yeni Bir Paradigmayı Beklerken adlı yazısını tavsiye etmiş. Yazı gerçekten okunmaya değer, Selcen’e de Aytürk’e de teşekkürler. Aytürk’ün yazısından ihamla… (a) Geniş yığınlar, (b) entelektüel elit ve (c) siyasi elit diye üç ayrı özne varsayabiliriz diye düşünüyorum. Aytürk sanki entelektüel elitin serencamını özetlemiş gibi görünüyor ama

Gerçek İslam

Birkaç gündür hava bahar gibi. Fena yanı şu ki, içimdeki iyilikler tomurcuklanacağına, kötü yanlarım çiçeklendi. Dilipak ve Taşgetiren’in maruz kaldığı manevi işkenceyi, adeta zevkle seyrediyorum. Hayatlarını İslam’ın muzaffer olmasına adamışlar ve… Hale bak, İmam Hatipli genç kızlar K-Pop izliyor, toplum şuraya savrulmuş, Reis hep başkalarına kulak veriyor ve saire… Can mı dayanır? Önce zat-alilerine ve

Dört Bin Yıl Öncesinden…

Gılgamış Destanında Şamhat’ın Enkidu’yu baştan çıkarıp altı gün yedi gece boyunca sevişerek insana dönüştürmesi, iki farklı netice doğuruyor gibi görünüyormuş. Birinde Enkidu şehre, Uruk’a gelip, Gılgamış’a meydan okuyor, onunla güreşiyor ve sonunda dost oluyorlarmış. Bir başka versiyonda ise altı gün yedi gecelik sevişme sonrasında Enkidu şehre geliyor ve… Şehirli oluyormuş. Esasen derdim şu şehirli olma

Dua ile

İmam Binali Yıldırım için dua etmiş, cemaate “âmin” dedirtmiş. AKP’ye oy veregeldiğini bildiğim birkaç kişiyle sohbet ettim. Lafı mevzua getirdim, mevzuu nasıl anladıklarını, nasıl meşrulaştırdıklarını anlamaya çalıştım. İmamın tutumunu meşrulaştırmak için fazla çabaya, cambazlığa ihtiyaçları yok gibi görünüyordu. Camiye gidenler zaten onlardı. Duaya inananlar da zaten onlardı. Yıldırım’ın kazanmasını istediklerine göre… Camiye gitmeyenlere ne oluyordu?

Siyasetin İşini Eğitimden Beklemek

Diken’de yazdığı yazı Murat Sevinç’i kesmemiş, mevzua Duvar’da devam etmiş. Bence iyi etmiş. Yazıların ikisini de okumalısınız diye düşünüyorum. Ancak… Sevinç’in —muhtemelen sepetlendiği işine duyduğu saygı yüzünden— eğitime, eğitim gibi eğitime ziyadesiyle mana yüklediği kanaatindeyim. Hak etmediği kadar mana… Mesele eğitimden, eğitimsizlikten, eğitimde kalite düşüklüğünden, eğitimin devletin bir ideolojik aygıtına indirgenmiş olmasından kaynaklanmıyor. “Eğitimi ihmal

Müşkül

Kaosu bilimin bir nesnesi olarak ele alan çalışmaların hikâyesini anlatan hemen herkes, anlatısına, Lorenz’in meteorolojik tahmin çalışmalarıyla başlar. O çalışmalar bize garip çekiciler (strange attractor) kavramını hediye etti. Daha önce âlemin iki tür çekicisi olduğunu varsayıyorduk. Birincisi… Çukur bir kabın içindeki bir bilyeye kuvvet uygularsanız, uyguladığınız kuvvete uygun bir biçimde hareket eder, bir yörünge çizer

Politikanın Geleceği, Geleceğin Politikası

Dinçer Demirkent geçen gün Gazete Duvar’da “Yazıda açıklamaya çalışacağım iddiayı başta söyleyeyim” diyerek söylemiş: “Yüz yıl dönümünde Türkiye’nin kurucu çelişkilerine ilişkin bir tartışmayı başlatmak ve bunu ülkenin geleceğine ilişkin kurucu bir perspektif ile yapmak, mevcut siyasal ve anayasal boşluk üzerinde gerçek bir siyasal hat oluşturmanın koşuludur. Bugünün siyasetsiz, tartışmasız, Erdoğan’ın belirlediği gündemler içinde salınan, özneleşemeyen

Fırtına

Ümit Akçay Duvar’daki yazısında fırtınaya hazır olun diyor. Elinizden bir şey geliyorsa, bence de hazır olmanızda fayda var —hazır olabiliyorsanız. Yazının tamamı kıymetli ama benim açımdan —beni teyit ettikleri için— iki nokta öne çıkıyor. *** Birincisi, 2008 krizinin üzerinden on yılı aşkın süre geçtiği halde, bu süre içinde defaatle krizin nihayet aşıldığı öne sürüldüğü halde,