Beddua ve Dua

Yeni Zelanda’da manyağın biri, nadir rastlanacak bir insanlık suçu işledi, malumunuz.

On üç yaşındaki çocuklar bile “aha Erdoğan’a yine bir pas geldi” diye hissetti, “şimdi bunu kanırta kanırta bir kullanır ki artık, seçime kadar” diye akıl etti.

Tahminim odur ki, CHP Genel Merkezinde mukim birileri de o on üç yaşındaki çocuğun hissettiğini hissetti, onun akıl ettiğini akıl etti. Orada kalmamış olduklarını da tahmin ediyorum, “ya her seçim öncesinde böyle paslar geliyor bu adamın ayağına” diye yakınmışlardır, “zamanlama manidar, bu iş Erdoğan için tezgâhlanmış gibi duruyor” diye komplo teorileri imal etmişlerdir.

Sonra?

Oraya kadar. CHP Genel Merkez binasında mukim zevat oraya kadarını çalışmış durumda.

“Ne yapsın adamlar/kadınlar, manyağın biri Türkiye hakkında ileri geri laflar ederek Müslümanları camide katlediyor, haliyle de milletin ayranı kabarıyor” filan demeyin.

Aşağıda, bugün Manchester’da çekilmiş bir foto var. Bir Manchester sakini, Manchester’ın dışındaki bir camiye gitmiş. Elindeki panoda, “benim arkadaşımsınız, namazınızı kılarken size göz kulak olacağım” diye tercüme edilebilecek bir şey yazıyor.

Yukarıdaki güler yüzlü, sevimli adam yalnız değil. Hollanda’da, ABD’de, başka birçok yerde, bir yığın benzeri sahne aldı. Örgütsüz, sivil insanlar. Gösterişsiz, patırtısız, zahmetlerine mukabil bir şey beklemedikleri besbelli bir biçimde, tavır aldılar.

Evet, dünyada manyaklar var. Dünyanın her yerinde var. Ama işte yukarıdaki adam gibiler de var. Daha çoklar.

İmdi…

Yeni Zelanda’daki trajediyi telin etmenin, demek ki, en azından iki yolu var. Birincisi, Erdoğan’ın yaptığı gibi yapıp, projektörleri saldırgan manyağın üzerine tutmak. Böylelikle de kendi kendisini atadığı İslam ümmetinin lideri makamından atıp tutarak, olayın yol açtığı nefreti kendi hanesine oy olarak akıtmaya çalışmak. Bir ikinci yol daha var: Projektörleri, saldırganı ve saldırıyı mahkûm eden güzel insanların üzerine tutmak. “Bizimle olduğunuz için size müteşekkiriz, dünyanın başındaki nefret belasını hep birlikte savuşturacağız” türünden iltifatlarla o güzel insanları gündemde tutmak.  

“Dünyanın geleceğini manyakların değil, güzel insanların biçimlendireceğine inanıyoruz” gibilerinden paylaşımlarla, dünyanın dört bir yanındaki benzer insanlara iltifat etmenin neden farklı olduğunu anlatmaya lüzum var mı? Erdoğan bile bilir ki, eğer manyakla karşı karşıya gelip dövüşmeye kalkarsanız manyaklıkla, yani Erdoğan’ın yaptığını tercih ederseniz, başka manyakları da özendirirsiniz. “Koskoca Türkiye Cumhurbaşkanı bile hedef aldı, ne iyi oldu, ben de benzer iş işleyeyim” diyecek bir yığın manyağı yani… Hâlbuki güzel insanları yanınıza alırsanız, başkaları yüreklendirilmiş olur, başka güzel insanlar. “Ben de tavrımı koyayım” diye özenirler.

Yani?

Problemi çözmeye ikinci tutum yardım eder. Birinci tutum ise sadece Erdoğan’a oy devşirmeye… Yani –evet, hepimiz biliyoruz ki– Erdoğan’ın problemi çözmeye hevesi yok, oy kazanmaya ise var.

İyi ama… Birinci tutum Erdoğan’a oy devşirmeye yardım ediyor, çünkü seçmenin önünde ikinci seçenek yok. Koysanız o ikinci seçeneği de seçmenin önüne, Erdoğan üstünüze mi gelecek? Keşke gelse … Sonra çıkıp deseniz ki, “bizim itikadımızda, Anadolu insanının güzel ahlakında, kötülükle mücadele etmek için kötüye beddua etmek değil, iyiye, iyiliğe dua etmek ehvendir.”

Hani “mesela” dedim.

Bu tür bir tutum almanın başka neleri, nasıl değiştirebileceği hususunda yazmaya kalksam, yüzlerce sayfa yazabilirim. Ama yine bile “mesela” diyorum sadece. İlle de benim teklif ettiğimi yapmak mecburiyetinde değilsiniz yani. Ama bir şey yapmak zorundasınız ve zannetmemizi istediğiniz kadar çaresiz, seçeneksiz değilsiniz. Çareler, seçenekler var, siz bulamıyor, geliştiremiyorsunuz.

Erdoğan Yeni Zelanda’da manyaklar tam da seçim öncesi onun ekmeğine yağ sürecek böyle şeyler yaptıkları için kazanmıyor. Siz “hah işte, gördün mü bak, tam kazanacaktık yine kaybettik” dediğiniz için kazanıyor. O kazanmıyor yani, siz kaybediyorsunuz. Siz zaten kaybedin, müstahaksınız ama size ümit bağlayan milyonlarca insana yazık oluyor.

Ve…

Esasen ülkeye yazık oluyor. Beddua etmekten imtina eden insanlar ağızlarını doldura doldura beddua eden, nefret dolu insanlar haline geliyor.

Sizin yüzünüzden.