Ay: Ağustos 2019

Kök

Gazete Duvar’daki tercümesine göre, Muhammed Ayyaş demiş ki, “İran İslam Cumhuriyeti, uzaydan gelmiş bir devlet değildir, kökleri yeryüzünün diğer ucundan çıkacak kadar eskidir. Ancak ABD’nin köklerine gelince, milyonlarca Kızılderili’yi nasıl katlettiği ve kolonyal işgalin yeryüzünün gördüğü en iğrenç biçimiyle kafataslarının üzerinde yükseldiği bilinmektedir.” Haklı mı? Haklı. İran ile ABD arasında bir taraf olma filan derdim

Çoruhlaşma

Açılın, dünyanın en eski paradokslarından birini çözüme kavuşturmaya geldim. Paradoksumuzun Murat Sevinç tarafından dile getirilmiş hali şöyle : ”Tarihte liderlerin/kişilerin rolü her zaman tartışılır. Bazı tarih okumaları kişilere gereğinden fazla önem verirken, bir diğeri olup biteni tümüyle sosyal-sınıfsal çatışmalarla açıklama eğilimindedir. Herhalde doğru yorum, her iki yaklaşımı birlikte düşünmek olur. ‘Toplumların tarihi, sınıf çatışmalarının tarihidir,’

Nikola’dan Erdoğan’a

Netflix’te The Last Czars adıyla bir dizi var, Romanov hanedanının son ferdi olan Nikola II’yi anlatıyor. Son dönemde moda olduğu üzere, filmin arasına uzmanlar girip açıklamalarda, yorumlarda bulunuyorlar. Her birinin sağlam unvanları var ama ettikleri laflar pek lafa benzemiyor —dolayısıyla uzmanların manasızlığı konusunda son dönemde sarsılan imanımı tazelemeye yardımcı oldular, sağ olsunlar. Nikola şurada şu

Ekosantrizm

Evet, vazife beni çağırıyor, Pazar mazar deme şansım yok. Tayfun Atay insan türünün şerefsizliğini deşifre etmiş, mensup olduğum türü müdafaa etmesem olmaz. Tabiata yaptığımız türlü eziyet sıralandıktan sonra öğreniyoruz ki “İnsandan daha değerli varlık yok dedikçe bu tür doğa-düşmanı tutumlar, hoyratlıklar, acımasızlıklar, gaddarlıklar, kıyımlar artmaktan öteye gitmez”miş. Ve dolayısıyla “homosantrizmden sıyrılmak ve bir ‘hayvanî tevazu’

Güç Gösterisi

Kendilerini Allah’ın muradının yeryüzünde gerçekleşmesinin vesilesi olarak gören zevzekler sürüsünün yapıp ettiklerine şaşırmanın manası yok —onların muradı Allah’ın muradı ve dolayısıyla onların muradına direnen herkese her şeyi yapmaları meşru. Beni şaşırtan şey, işbu haddini şaşırmış vasıfsızlar sürüsünün yapıp ettiklerine mana yakıştırmaya, o yapılıp edilenlerin arkasında sebep aramaya harcanan mesai. Şimdi, tam da şimdi, Erdoğan’ın Süleyman’ı

Sebep

Nişanyan sebep kavramının zaman içindeki değişiminin peşine düşmüş. Bence ufuk açıcı. Bildiğim şeyler değil ama hissettiklerime uymuş gibi geldi Nişanyan’ın dedikleri. Sabah erkenden kalkıp, teşkilatlanıp ormana gidip geyiği vurmazsan açsın. Ama eğer ormanda geyikler olmasaydı, doğurup durmasalardı, istediğin kadar hazırlan, teçhizat kuşan, nafile. Karnını doyurabilmenin sebebi sen değilsin, senin hazırlıkların değil yani. Eğer Gediz’den kanal

İhtilaf

Evrim teorisini genç yaşlarımda öğrendim. “Öğrendim” dedimse… Yani evrim teorisi başlığı altında öğretilen bir şeyleri bilir hale geldim. Ama aslında teorinin hiç demediği, diyemeyeceği bir yığın çağrışımı da, evrim teorisi başlığı altında edindim. Bir tek misal vereyim. Biyolojik türlerin bir tür hiyerarşisi olduğu, bir piramit şeklinde örgütlendikleri, zaman içinde türlerin –doğal seleksiyon marifetiyle– rafine edildikleri,

Kayırmacılık

Aziz medyamız —ve sosyal medyamız— aniden, yakınlarını işe alan Belediye Başkanlarını keşfetti. Galiba kısa süre önce de, birkaç yerden maaş alan Belediye Başkanlarını keşfetmişlerdi. Ve yine galiba, havuzdan beslenenler, sadece CHP’li Belediye Başkanlarının marifetlerini keşfettiler. Ama sahiden de çok ayıp, özellikle CHP’li Belediye Başkanlarının yaptıkları. Derhal bir Siyasi Etik Kanunu mu olur, artık ne olursa

Düşmanca Bir Yakınma

Bereketli bir gün. Altlık T24’ten: Caretta caretta yavrularını denize siz taşırsanız, balıklara yem yaparsınız diyor. Şöyle oluyormuş, yavrular denize doğru sürünürken vücutlarındaki yumurta sarısı bağından kurtuluyor, kan ve besin kokusunu kaybediyorlarmış. Bu sayede de balıklara yem olma riskini minimum düzeye indiriyorlarmış. Ayrıca kasları çalıştığı için tıpkı bir sporcu gibi uzun yüzüş deneyimine hazırlanıyorlarmış.  Ay ama