Ay: Aralık 2019

2010’lar…

Bloomberg’in Opinion sütunundaki yazısında, Pankaj Mishra, dünyanın dört bir yanındaki kalkışmaları kıyaslamak için uygun olanın 60’ların gençlik hareketleri olduğunu ileri sürüyor ve bu defakinin ölçeğinin daha büyük olduğunu öne sürüyor. Önce şu sorunun cevabını vermeye çalışalım, (a) Beyrut’tan Hong Kong’a, Santiago’dan Bağdat’a, Paris’e, Delhi’ye sokaklarda yaşananlar, (b) Erdoğan’dan Trump’a, Orban’a otoriter liderler ve (c) Suriye’de,

Kürtler Anadilde Eğitimi Neden Almamalı?

Neo-Darwincilerle —ki kendimi de onlardan sayıyorum bir bakıma— anlaşamadığım bir husus var. Nasıl ifade edeceğimi de pek bilemiyorum. Christakis Blueprint kitabında, insanların eş seçmelerinin biyolojisi üzerinde uzun uzun oyalanmış. Okurken, belki de derdimi ifade etmenin bir yolunu bulmuşum gibi geldi. İşin içinde bir yığın asimetri var, kadınların kokuyu bir kılavuz olarak kullanmalarına karşı erkeklerin görünüşü

Özümüz Yeter

Mücahit Bilici hoş yazmış —son zamanlarda genellikle hoş yazılar yazıyor zaten. “Kıtlığın İslamında yokluk, bolluğun İslamında zenginlik Allah’ın rızası halini alıyor. Kılıçlar keskin olduğunda cihadın büyüğü harici alemde kendi halindeki başka coğrafyaları işgal ile ele geçirmek olarak anlaşılıyor. Cihadı yapan Moğollar olup fethi senden daha iyi yapıp ülkeni işgal ettiklerinde cihadın büyüğü birden iç aleminde

Türkiye Standartları

Esasen memlekette, bir memleket için lazım olan her şey var. Biraz dozda bir sıkıntı var, bazı şeyler lezzetli bir yemek için gerekenden çok, başkaları lüzumundan biraz az. Ama galiba esas mesele bundan kaynaklanmıyor. Şeyler yerlerinde değil. Soytarı kadrosundan karnını doyurması gerekenler mesela, bilim insanı statüsüyle ekranlarda, kürsülerde sahne alıyorlar. Memleketin en komik ikilisi yarışması yapılsa,

Kanal

Birkaç yıl önce Göcek’te, sabahın köründe, havuz gibi denize attığı oltaya vuran balon balığına şaşkın gözlerle baktığımızı gören yeğenim, heyecanla balığın bütün özelliklerini anlattı. Uzmanlık alanı bu. Bir bilim insanının kendi nesnesi hakkındaki popüler ilgiden —teknedeki hepimiz güvertede, etrafında toplaşmıştık, daha ne olsun— mest olmuş bir hali vardı. Sonra sesine bir acı renk geldi. Öğrendik

Başkasının Yaşadıklarından Ders Almak

Birkaç gündür birileri, ta 11 Nisan 2018’de yazdığım Zuckerberg Vakası adlı yazıyı okuyorlar. Kimler, neden okuyorlar, bir fikrim yok ama dönüp ben de bir defa daha okudum. Demişim ki bitirirken, “Şöyle şeyler de olacaktır: Zuckerberg vakası, devletlerin alanı regüle etmesine davetiye çıkaracak, en azından devletler tarafından öyle yorumlanıp yığınlara öyle pazarlanacaktır. Sonra bu regülasyonların Zuckerberg’in

Düğünü Sabote Etmek

94’te ilk defa kamuoyu araştırmaları yapmaya başladığımda da gençler ile ebeveynleri arasında siyasi tercih farkları vardı. Oranları hatırlamıyorum ama belki de şimdiki kadar da büyüktüler. 70’lerde akranlarım sokakta vuruşuyorlarken de dünya düzeni hakkında ebeveynlerimizin kavrayışından çok farklı kavrayışlarımız vardı. Yani mesele, eğer meseleyi bir nesil çatışmasına indirgeyecek olursak, hiç de yeni bir şey değil. Muhtemelen

Adem ile Kabil

Habil ile Kabil kıssasını biliyorsunuz, iki kardeşin her birisi Allah’a birer hediye veriyorlar ve… Sadece birininki kabul ediliyor. Sadece birine iltifat ediliyor. Sadece biri muteber oluyor. Kıssaya yaslanarak, meselenin ekonomik olmadığının, itibar meselesi olduğunun çok eskiden idrak edilmiş olduğunu söyleyebiliriz. Ve “hepiniz eşit olmayacaksınız, bazıları daha muteber olacak, kimin daha muteber olacağı da Allah’ın takdiri,

Davutoğlu’nun Büyük Hizmeti

Başlamadan… Geçende biri Davutoğlu hakkındaki düşüncemi sorduğunda, sorduğu o değildi ama şunu deme ihtiyacı hissettim: Eğer bir yanda Erdoğan öte yanda herhangi biri olsa, ikisinden birini seçmeye mecbursam o herhangi birini seçerim. Ama istisnası var. Eğer o herhangi biri Davutoğlu ise Erdoğan’ı seçerim. Sonra, biraz düşününce, mesela Erdoğan ile Gül arasında tercih yapmak zorunda kalsam

Bizi Engellemeseler

Güven yıllardır her mecrada yürüttüğü mücadelesini YouTube ortamına da taşımış. İkinci videonun sonlarına doğru Şirketokrasi adlı kitabı gösterdikten sonra Şakir Zümre, Nuri Külligil ve Vecihi Hürkuş isimlerini zikredip, “bizi bazı konularda engelleyen bir sistem”den söz etmiş. Ben bizi bazı konularda değil, her konuda engellemeye çalışan bir sistemden de söz edebilirim. Kinaye değil, gerçekten öyle düşünüyorum.