Aylar: Nisan 2020

Pandeminin Mevcut Manzarası

Nisan’ın ilk günü, daha önce yaptığım tahmini revize etmiş ve “eğer tahminlerim mertebe olarak tutarsa kendimi başarılı addedeceğim” demiştim. Özetle, Mayıs’ın ilk haftasında dünya genelinde ölüm oranlarının zirve yapacağını ve o zirvenin de günlük 25 000 ile 32 000 arasında olacağını iddia etmiştim. Mertebe olarak bile tutturamadım. Aşağıdaki grafikteki mavi çubuklar, 10 Mart ile 29

Diyanet Baroya Karşı

Ben bilimcilerin hali hakkında yazıp dururken kıyamet başka yerde kopuyormuş. Diyanet İşleri Başkanı bir laf etmiş, Ankara Barosu bir açıklama yapmış, zatı şahanelerinin işaretiyle de Saray ahalisi sahaya inmişler. İyi. Neden iyi? Kemal Can mesela, mevzu hakkında yazdıklarını “devam eden ve yoğunlaşma istidadındaki bu tuzaklı siyasileştirmeye, olgusal değil kavramsal karşılıklar verilmediğinde ise istenen amaç kolayca

Bir Din Olarak Bilimcilik

Bir de şöyle deneyeyim ve şu bilim/bilimsellik/bilimcilik mevzuuna şimdilik mola vereyim. Geçende posta kutuma bir grafik düştü. Grafiğin solunda, biri hasta diğeri sağlıklı olduğu ifade edilen iki kişinin suratı var. Sağlıklı olan maskeli, hasta olan maskesiz ve altında “bulaşma ihtimali yüzde 40” yazıyor. Ortada aynı iki surat ama bu defa hasta olan maskeli, sağlıklı olan

Valla Biz Yapmadık, Bilim Yaptı

Süleyman Viyana’ya doğru yola çıktığında, 1529 yılında, dönemin kaynaklarından edinilen intibaa göre, Avrupa’da Viyana’nın direnebileceğine, düşmeyebileceğine inanan var idiyse, pek sesini çıkaramamıştı. Viyana düşecek, sonrasında bir başka muhkem mevki olmadığından, Osmanlı atlıları Atlas Okyanusuna kolayca ulaşacaklardı. Korku ve çaresizlik içinde kaderlerinin tecellisini bekleyen o Avrupalıların torunları —kelimenin gerçek manasında torunları, yani çocuklarının çocukları— yetmiş yıl

Bilgiişlemi Dağıtsak da mı Saklasak…

Anadolu Üniversitesinin o zamanki Bilgiişlem Müdürü arkadaşım, bir gün sohbet ederken, “öyle bir sistem kuruyoruz ki, rektör kim olursa olsun fark etmeyecek, hep en uygun kararı verecek, tam senin derslerde anlattığın gibi” dedi. Benim derslerimi dinlemiş değildi, Yönetim Bilgi Sistemleri başlığı altında neler anlatıyor olabileceğim hakkındaki kendi tahminlerini kıstas olarak alıyor olmalıydı. “Ne yapmak istediğinden

Müthiş Bir Proje

Taner Akçam demiş ki, “Türkiye’nin bugünkü ana problemi, mevcut kuruluş hikâyesinin, hikâyelerinin iflas etmiş olmasıdır. Muhalefetin çaresizliğinin ve beceriksizliğinin ana nedeni de budur. Onlar bize hala mevcut kuruluş hikâyesinin içinden bir gelecek vaat etmeye çalışıyorlar. Oysa artık mevcut kuruluş hikâyesinin üzerine bir gelecek inşa edemezsiniz.” Ne münasebet! Halt etmiş. Türkiye Cumhuriyeti, modern çağın en müthiş

İşsizliği Ne Yapsak?

İşsizlik çok yükselecekmiş —öyle diyorlar. İşsizlik denen şeyi anlayabilmek için, galiba, iş denen şeyin tarihine bakmak gerekiyor. Endüstri devrimi öncesinde mesela, diyelim Denizli’nin kasabalarında dokumacılıkla geçinenler vardı. Hemen her toplumun her irice kasabasında zaten var olan nalbantlık, bakırcılık, gümüşçülük filan gibi işlerden farklı bir iş olarak zikrediyorum. Çünkü ikinci türden zanaat sahipleri, beceri ve emeklerinin

CeHaPe Mesaisi

Hayat karmaşık (complex). Karmaşık olması anlaşılmasını imkânsızlaştırmıyor, anlamak için mercek değiştirmeyi gerektiriyor, hepsi o. Karmaşık derken ne demek istiyorum? Mesela çok faktörlü, çok aktörlü, aktörler arasındaki ilişkilerin çizgisel olmayıp bir ağ halinde örgütlendiği, yukarıdan bir tasarıya göre biçimlenmemiş de aşağıdan —aktörler arasındaki ilişkilerden— zuhur eden bir örgütlenmeye sahip olmuş, dolayısıyla durmaksızın yeni —bilinmedik— örgütlülükler potansiyeli

Süleyman’ın İşleri

T24’te Ali Akay, Isabelle Stengers’e göndermelerle dolu iki yazı yazdı. Stengers’i ben, Prigogine dolayımından biliyorum. Akay’ın yaptığı göndermelere bakacak olursam, “iyi ki araya Prigogine girmiş” diye düşündüm, bu felsefe lisanı fena halde midemi bulandırıyor. Bence siz yine de okuyun. Âlem hakkındaki bilgimizin mahiyet değiştirmiş/değiştiriyor olduğu kanaatinin benim fantazyam olmadığını görebilirsiniz en azından. Stengers’in bulanık dilinin

Sığırlar

İşbu virüs tehdidi ortadan kalktığında, Çin kazanmış olacakmış. Doğu Asya’nın otoriter rejimlerinin performansı, dünyada demokrasinin gerilemesine zemin oluşturacak, gözetim toplumlarının önünü açacakmış. Avrupa ve ABD nasıl çuvallamış ama… Filan. İçinde yaşadığımız gerilim Çin-ABD veya Çin-AB meselesi değil. Doğu Asya-Batı Avrupa meselesi de değil. Demokrasi-otoriterlik meselesi hiç değil. Bütün bunlar, bana kalırsa, virüs öncesine dair kavramlaştırmalar.