Akamayınca

Hayatın en belirgin özelliklerinden biri, akışkanlığı. Bu yüzden de hem teker teker her bir hayat ve hem de genel olarak hayat kategorisi —ve dolayısıyla toplumlar— için en uygun metaforlardan biri nehirmiş gibi geliyor bana.

Hayat akıyordu. Bir yandan viskozitesi de düştüğü için, giderek daha hızlı akıyordu. Aniden durdu. Akışkanlığı kaybolduğundan veya eğim ortadan kalktığından durmadı, durdurduk. Önüne bent koyduk ve hayat durdu. Bendin gerisinde biriken şeye bakıp, onun şimdiki davranışından yola çıkarak akıl yürütmek bana tuhaf görünüyor.

Hayat bu bendi aştığında, akmaya devam edecek. Çünkü hem kendisi hâlâ akışkan ve hem de eğim hâlâ aynı eğim —yani pandemi öncesinin maddi şartları hâlâ geçerli.

O halde pandemiden sonra çok şeyin aynı kalmayacağını iddia ederken kendimle çelişmiyor muyum?

Hayır. Bu bendin gerisinde bekleyip birikirken, akışkan olan şeyin tortuları dibe çöküyor. Yani bu bendi aştığımızda, buraya kadar taşıdığımız birçok şeyi geride bırakıp da yola devam edeceğiz. Onların neler olacağını bilmek kolay değil ama birçok şeyin geride kalacağını tahmin etmek de zor değil.