Başarının Reçetesi

Akşam’da yazarken, Hillary’nin bir jesti üzerinden ABD Dışişlerine övgüler düzülmesi üzerine demiştim ki mealen, “abartmayın bu Amerikalıların bürokrasisini, bizim Dışişleri Amerikalılarınki gibi laçka olsa, bir aya kalmaz batarız.” Asıl derdim, başarı ile “işleri doğru yapmak” arasında kurulan korelasyonlardı. Amerika başarılıydı ya, demek ki Dışişleri de müthiş doğru çalışıyor olmalıydı. Filan.

Hâlbuki Wikileaks birkaç ay önce göstermişti, Amerikan Dışişlerinin kahvehane dedikodularını kıymetli muhaberat niyetine merkeze yolladığını… Nitekim ben yazdıktan birkaç hafta sonra da Amerika Türkiye’nin Cumhuriyetini 29 Ekim niyetine 30 Ekim’de kutlamıştı.

Bardakçı’nın Enver’inde, bu Dışişleri denen teşkilatların müthiş zaaflarının yeni bir şey olmadığı da görülüyor. Yedi düvel (hatta Ankara’yı da sayarsak sekiz) Enver’i gölge gibi takip ediyor güya. Gelin görün ki, Enver’in niyetinin ne olduğunu bir yana bırakın, aslında ne yapıyor olduğu, hatta nereden nereye gidiyor ve o anda nerede olduğu konusunda da zırva ötesi muhaberat, bir de şifreli olarak merkezlerle paylaşılıyor.

Anlıyorum, başarıyı açıklayamazsak, başarıya meşru bir gerekçe bulamazsak içimiz rahat etmiyor. Ama işte delillerle de sabit, kendisi için ciddi bir tehdit olarak gördüğü Enver hakkında ipe sapa gelmez malumata boğulmuş olan İngiltere, tam da Dışişleri bu müthiş (!) performansı sergilerken, dünyaya nizamat verip duruyor.

Ne yapacağız şimdi?

“Demek ki başarılı olmak için Dışişlerinin zırvalayıp durması gerekiyormuş” deyip Dışişlerine İngiltere Dışişlerini taklit etmeleri talimatı versek? I-ıh!

***

Yıllar önce, liseden sınıf arkadaşlarımın dâhil olduğu bir sitede “çok çalışmakla zengin olunacağı masalını anlatıp durmayın, sonra çocukların hayal kırıklıklarını yönetmek zor oluyor” mealinde bir şeyler yazdım, başım derde girdi. Hâlbuki kimseye “çalışmayın, işinizi doğru dürüst yapmayı umursamayın” demek aklımdan geçmez. Bütün derdim, başarı, zenginlik ve sair hasılatla bu faktörlerin arasında bir korelasyon olmadığını söylemekten ibaret.

İngiltere elbette bazı şeyleri doğru, dosdoğru yapmıştır. Tam da yapılması gerektiği gibi… Sancar bazı konularda çok çalışmıştır. “Çoğunluktan çok” demek istiyorum, yoksa ondan da çok çalışan bir yığın kişi olduğundan hiç şüphem yok. Ama hiçbir başarılı öznenin serencamından bir başarı reçetesi çıkarılamaz. Zengin olmanın kesin netice verecek bir formülü olsaydı, bugün olandan çok daha fazla insan zengin olurdu.

Neticede formül bir bulundu muydu…