Batı’nın Kirli Çamaşırları

Roni Margulies, Ukrayna’da sürüp giden hadisenin beyazları nasıl şaşırttığının misallerini sıralamış. “Ay ama olmaz ki, bu tür şeyler kara kafalıların başına gelir veya onlar yüzünden olur diye biliyorduk biz, hayırdır siz sarışın mavi gözlülere n’oluyor” makamından hayret nidalarından müteşekkil ilginç bir seçki. Ayrımcılığın en fenasını teşhir eden bütün bu laflara duyduğumuz tiksintiyi bastırıp, şöyle serinkanlı

ABD’nin Halleri

Ukrayna ve Ukraynalılar için üzülüyorum. Bir adım daha atarak diyebilirim ki, Ukrayna’nın emperyalizmin kurbanı olduğunu düşünüyorum. Bir antiemperyalist olarak, Ukrayna’nın düşürüldüğü hale öfkeleniyorum. Dün videoda dedim ki, “bu vatanseverliktir” demekle “vatanseverlik budur” demek aynı şey değil. Benzer şekilde “bu antiemperyalizmdir” ifadesi “antiemperyalizm budur” ifadesinden çok farklı. “Antiemperyalizm budur” der duruma düşmekten ürküyorum ama çiğ bir

Compiegne Vagonu ve 24 Şubat

Birinci Dünya Savaşı sonunda Almanya’nın aşağılandığı anlaşma Compiegne ormanında bir vagonda imzalanmış, bahse konu olan vagon daha sonra müzeye kaldırılmıştı. Hitler Fransa’nın sırtını yere getirdiğinde, aynı vagonu müzeden çıkarttırmış, 11 Kasım 1918’te bulunduğu yere taşıtmış, Fransa’nın teslim anlaşmasını o vagonda imzalatmıştı. Sembolizmse sembolizm. Ukrayna’nın Moskova yörüngesinden çıkıp Batı nebulasına karışma iradesi yeni bir şey değil

Mengü ve Özdemir’e göre “Yeni”

Bir kâğıdın üzerine damlatılmış farklı renklerdeki mürekkeplerin zamanla genişlemekte olduğunu tasavvur edin. Genişleyen lekeler genişledikçe daha açık tonda da olsa, orijinal damlanın rengini muhafaza ederler. Sonra? Lekeler birbirlerine temas ettikçe… Başlangıçtaki halden çok daha çapraşık, görmeyene tarif edilmesi çok daha zor bir hal alır. Tasavvur ettiğinizi düşündüğüm bu dinamiğin, “her şeyin dinamiği” olduğunu düşünürüm. Biri

Ukrayna, ah Ukrayna!

Farkındasınız değil mi, kimse Rusya’nın haklılığından söz edemiyor, özelde NATO’nun, genelde Batı’nın haksızlığını gözümüze sokmaya çalışıyor bazıları. Diğerleri de Batı’nın haklılığından değil, Rusya’nın, Putin’in haksızlığından şikâyetçi. Ukrayna haksız, Türkiye haksız. Güneyde Esad haksız, Rusya haksız, Türkiye haksız, bölgeyi yangın yerine çeviren ABD ve müttefikleri zaten topyekûn haksız, İsrail keza, İran’ı neresinden tutacaksınız! Haklılık/haksızlık tartışmayı beyhude

Palto Mühim

Yani anlıyorum, terazinin öteki kefesinden Gül gitti, denge bozuldu. “Dengeyi yeniden tesis etmek için beni de alırlarsa” diye uykuların kaçıyor. Şunun şurasında birkaç haftadır için biraz rahatlamıştı. O keyifle biraz dedikodu, İmamoğlu’na bir MOBESE kumpası filan… “Ooh, ohhh!”. Hepsi yalan oldu, anlıyorum. Ama koltuk böyle müdafaa edilmez. Zırvayı tevil edeceğim, iğrençliğe mazeret üreteceğim diye Eren

Yakacaklar Bizi

Şuraya not düşelim. Bir haftadır toplumun sinir uçlarıyla oynanıyor. Sezen Aksu’nun bilmem ne zaman yapmış olduğu  bir şarkısındaki sözlerden kabahat çıkarmaya çalışan bir manasız sosyal medya provokasyonuna önce Bahçeli, grup toplantısında benzin döktü. Toplum alev filan almadı. Mesele sağdan soldan körüklendi, toplum alev almadı. Erdoğan vites büyütüp dil kesmekten söz etti, alev almadı. Bir grup

Erkekler ve Kadınlar

Demiştim ki, “Bu hususu özel olarak işaretleyelim —çünkü ona geri döneceğiz— İnternet pornosu bağımlıları, gerçek hayatı sıkıcı, biçimsiz buluyorlarmış.” Erkeğin biyolojisinde, eğer hâlâ gücü varsa ve önüne daha önce çiftleşmediği bir dişiyle çiftleşme fırsatı çıkmışsa, fırsatı kaçırmama motivasyonu olduğunu biliyoruz. Evrimsel olarak pek işe yaramış bir motivasyon. İnsan türünün medenileşme süreci, başka birçok şeyin yanı

Erkeklerin ve Uzmanların Acıklı Halleri

Mekanik denklemlerindeki kuvvet (F) yerine voltajı (V), mesafe (x) yerine yükü (q), hız (v) yerine akımı (i) ve diğer değişkenler yerine de uygun muadillerini koyarsanız, elektrik sistemlerine ait denklemleri kusursuzca elde edersiniz. Yani sistemlerin birini layıkıyla biliyorsanız, farklı sistemler arasındaki analojilere de vakıfsanız, o farklı sistemler hakkında da ahkâm kesebilirsiniz. 1978 güzünde “mekaniği biliyorsam elektriği

Firma

Howe’un Crowdsourcing kitabından tesadüfen haberim oldu. Olmayacak tesadüfler sayesinde. Howe, esasen bildiğimiz şeylerden söz ediyor. O bildiğimiz şeyleri, bir Amerikalı refleksiyle, ısrarla iş (business) çerçevesinin içinde değerlendirmeye çalışıyor —zaten kitabın adının alt başlığı da her şeyi söylüyor. Ama olan bitenin iş ile sınırlı olmadığını, topyekûn bir sosyal örgütlenme devriminin içinde yaşıyor olduğumuzu da saklamıyor. Kitap