Etiket: AKP

Erdoğan Gider, Özdağ Gelir

Yıldıray Oğur Ankara Nasıl Alabama Oldu diye sormuş. Yazısından anladığım kadarıyla Ankara Alabama olmamış. Bu tespiti yaparken Alabama’da siyah düşmanlığının devlet tarafından organize edilen bir faaliyet olmadığını, sivil bir nefretin tezahürü olduğunu varsayıyorum. Ankara’da yaşanan şey ise, pek de sivil bir inisiyatif gibi görünmüyor. Oğur’un işaret ettiği Ekşi Sözlük başlığına girdim. Faşist, ırkçı, kasabalı kesimlerin

Sovyetler Neden Battı?

Yürütmenin başının başı, biliyorsunuz, Gezi’nin hatırasıyla fena halde dertte. Hiç aklından çıkmıyor olmalı ki, her gün bir önceki günün “hatıraları” da ekleniyor dert hanesine. Dengelemek için daha ağza alınmaz hakaretler, ilave yalanlar gerekiyor. Sonra, “seçkin” mahlûkatın içinden bir tek insan evladı çıkmıyor ki, “yok artık, o kadar da değil, hangi camimizi yaktılar” desin. Malum, dinleri

Millennium Köprüsü

Lisede üzerinden uygun adım geçen birliğin adımlarıyla rezonansa gelip yıkılan köprünün filmini izlemiş, büyülenmiştim. Statik bilginize yaslanarak bir köprü yapıyorsunuz. Bir zaman sonra üzerinden bir askeri birlik geçiyor. Beklemediğiniz, aklına bile gelemeyecek şeyler oluyor. Aklınıza gelmediğini biliyoruz, çünkü gelse o birliği, oradan, o şekilde geçirmeyeceksiniz. Ya şimdi de yaptığımız herhangi bir şey, beklemediğimiz, aklımıza kalsa

Elitler ve Karşıtları

Birgün’de Semra Kardeşoğlu, Mert Moral’le bir söyleşi yapmış. Elit karşıtlığı varmış. AKP onu kullanarak iktidara gelmiş. Kendisi elit olmuş. Elit karşıtları şimdi CHP seçmeniymiş. Zaten dünyada da böyleymiş galiba. Ama bu hal —nedense—  literatüre de aykırıymış. Neyse, siz benim özetime itibar etmeyin, okuyun. Balıkhane Nazırı Ali Rıza Bey Eski Zamanlarda istanbul Hayatını anlatırken iddia ediyor

AKP’ye Müstahak Olmak

Geçenlerde —milli takım İtalya karşısında perişan olmadan önce— Alper Görmüş Şenol Güneş’e yönelik yaygın tutumu “taşra nefreti” ile açıklayan bir yazı yazdı. Yaygın dedimse, belirli bir zümrede yaygınlıktan söz ediyorum. Yoksa, Hıncal Uluç ve müritleri Güneş’in kılığını, kıyafetini filan alaya aldıklarında, ahalide yaygın bir kabul görmüş filan değillerdi. Sahip olduğu vasıflarla Kapıkule’nin ötesine geçse, bırakın

Tercih Denen Şey

Bu millet adam olmaz azizim! Adam Artvin’den kalkmış, Bursa’ya yerleşmiş. Paris varken, Londra varken, ne bileyim Roma, Prag filan varken Bursa’ya… Süzme ahmak bunlar, süzme zevksiz… Daha fenası da var. Adam Tokat’ta yaşamayı seçmiş mesela. Okumuş, Hacettepe’den mezun olmuş, hekim olmuş… Gitmiş Tokat’ta yaşıyor. Bu tercihi yapan adamdan hayır gelir mi? Bu millet asla adam

Almanya Bizi Nasıl Kıskanmasın!

AKP’nin ve reisinin müthiş performansını görmezden gelmekten bıkmayan münafıklar ne diyecek bilemiyorum ama sizi keskin gerçeklikle tanıştırmak istiyorum. AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılında Türkiye’de yüz bin kişiye düşen tutuklu sayısı World Prison Brief’in verilerine göre, sadece zavallı bir 85’miş. İktidar olup muktedir olamadıkları ilk yıllardaki hafif bir gerilemenin ardından, ipleri ele geçirmelerini müteakip, dünyayı kıskandıracak

Gösterişçi Ahlakçılık

Geçenlerde Gazete Duvar’da The Guardian’dan bir yazının tercümesi yayınlandı. Yazının aslına, oradan onun bağlantılarına filan gidince, aylardır, muhtemelen yıllardır rahatsız olduğum, zaman zaman —edepli olmasına çalıştığım ifadelerle— gündeme getirdiğim bir haletiruhiye hakkında, Batı’da uzun süredir tartışmalar yürütülüyor olduğunu öğrendim. Bugüne kadar bilmiyordu olmak benim ayıbım. Yazıyı zaten gündeme getirecektim. Başka hiçbir sebeple olmasa, terimlere uydurulan

Konut Fiyatları, Politik Tercihler

ABD, Britanya, İtalya ve Fransa’da yapılan araştırmalar —kuzey ülkelerinde yapılanlara paralel olarak— konut fiyatları ile politik tercihler arasında bir korelasyon bulmuşlar. İlk tespit şöyle: Konut fiyatları her şehirde ve şehirlerin her bölgesinde aynı hızla değişmiyor. Mesela İstanbul’da ortalama konut fiyatları iki katına çıkarken, Malatya’da ancak bir buçuk katına çıkıyor gibi… Veya Nişantaşı’nda iki katı artarken

“Kahraman” ve Performansı

Dün dedim ki mealen, performansı, performans beklentisini, bir şeyleri performansa endekslemeyi kim kaybetmiş de biz bulmuşuz? Burada işler, uzun süredir, “ne performansı kardeşim, ben o işi bizim oğlana yaptırıverdim, pekâlâ oldu” güzergâhından yol alıyor. Bir de… “Tekkeyi bekleyen çorbayı içer” güzergâhı var, unutmak olmaz. Aktüel bir misal üzerinden de görebiliriz/görüyoruz. Önce giriş. Daha önce, yeri