Etiket: Alper Görmüş

Akıl Kalmadı, Kibir Versek!

Çocukluğumun ilk yılları, Eskişehir’de, toprak evlerle bezeli mahallelerde geçti. Her bahar özenle kireçle badanalanan, pencerelerinde çiçekler bulundurulan evler, muhacirlerin evleri idi. Bundan altmış yıl önce, üzerinden onlarca yıl geçmiş mübadele marifetiyle birbirine temas etmek zorunda kalmış iki ayrı “kültür” arasındaki gerilimler hâlâ —bir biçimde— hissediliyordu. Bir taraf diğerini medeni olmamakla, ötekiler de berikileri gelip kendilerini

Hayalinizi Nasıl Alırsınız?

NYT’de Ezra Klein, Timothy Snyder ‘la bir söyleşi yapmış. Üzerine konuşulacak çok malzeme var da, şimdilik Snyder’in “geçerken” sorduğu bir sorunun kışkırttığı şeyler üzerine konuşalım. Sormuş, “günümüzü 1970’ten veya 1950’den veya 1890’dan farklı kılan ne” diye. Kendi cevabına göre, insanlar artık bugünkünden farklı gelecekler hayal etme kabiliyetine sahip görünmüyorlarmış. Enteresan bir tespit. Doğru bir tespit

Don’t Look Up

Budur yani… Alper Görmüş, Don’t Look Up filminin en önemli vurgusunu keşfetmiş: “Evet, filmin en önemli vurgusu buydu bence: 21. Yüzyıl dünyasında -söz konusu olan kendi hayatları bile olsa- insanların dikkatini bir şeye çekmenin yolu, o şeyi bir yolunu bulup eğlenceli kılmaktan geçiyordu.” Yeni yılın bu ilk yazısı bir hayli uzun bir yazı olacak. Bazı

Yaydığı Yalana İnancı Bile Sahte

Alper Görmüş, kahpe dış güçlerin muhalefet söylemi olduğu yılları yazmış. İktidardı, muhalefetti, bir süreliğine unutun. Meselemiz dış güçler filan gibi mevzularla sınırlı da değil. Çok daha ciddi ve yaygın bir derdimiz var. Sadece bizim derdimiz de değil ilaveten, bütün dünyayı ırgalıyor. İnsanlık tarihi boyunca, muhtemelen bütün toplumlarda, manasız hikâyeler kulaktan kulağa yayıldı. Sonra teknoloji ilerledi,

Memleketin Kutupları

Sanık sandalyesine oturtmaya çalıştığım kesimler hakkında fazlasıyla müsamahasız olduğum hissine kapılabilirsiniz. Öyle olmadığını iddia edecek, bunu da memleketin medya düzeni ile örneklendirecektim. Alper Görmüş, muhalefetin operasyon görünümlü Gara trajedisine gösterdiği reaksiyona altlık olsun diye 90’ların medya düzeninden bir hatıra paylaşmış. İlaç gibi geldi. Bence okumalısınız. Neymiş? Devletin musluklarına yanaşık parselleri kapmış olanlar akla sığmaz şımarıklıkları

Konforun Sonu

Trump beklenenden çok oy almış, öyle diyorlar. Cümleyi tersten kurarsak, demek ki, hanımefendiler, beyefendiler, Trump’ın aldığı oydan çok daha azını alacağını beklemişler. Öyle olmayınca da… Son dönemde hep —her şey karşısında— yaptıkları gibi, fevkalade müteessir olmuş, hayal kırıklığına uğramışlar. Canlarım benim, kıyamam ben onlara… Trump ve benzerleri için ısrarla popülist tabirini kullanıyorlar. Adam, Hazine ve

Trump Kaybetti mi?

1970’lerde bir roman okumuştum. ABD’de Başkan ölüyor, Başkan Yardımcısına —şimdi hatırlamadığım— bir şey oluyor, onun yerine Başkanlığa vekâlet etmesi gereken her kimse bir sebeple devre dışı kalıyor filan… Başkanlık siyahi bir yargıca kalıyordu. Romanın üslubu, pek de saklamaya ihtiyaç duymadan, ABD’de böyle katlanılmaz bir halin de ihtimal dâhilinde olduğunu, kazara işler böyle gelişirse ABD’de ne

Kırkıncı Yıl

12 Eylül —şu içinde yaşadığımız Türkiye şartlarını bir yana bırakırsak— başıma gelmiş en katlanılmaz şeydi, başlarken tespit edeyim. Bugünkü şartlara kırk yaş genç yakalansaydım nasıl hissederdim, onu da bilemiyorum. Neticede öznel değerlendirmeler yaptığımın, hepimizin öyle yaptığının, nesnellik diye bir şeyin mümkün olmadığının farkındayım. Esasen bugün yaşamakta olduğumuz her şeyin, öyle veya böyle 12 Eylül’ün çocukları,

Ahali Ne Yapsın?

Alper Görmüş Serbestiyet’te, mealen, “kutuplaşmış toplumlarda okurların yalan söyleyen gazetecileri cezalandırmayabileceğini öne sürmüş. Türkiye’deki son dönem uygulamalarından misaller vermiş. Benim kafam karıştı. Türkiye ahalisi ne yapsa yalan söyleyen gazetecileri cezalandırmış olacaktı?  Yalan söyleyen, olayları tek taraflı olarak sunan gazetecileri cezalandırmak için bir okur ne yapabilir? Mesela o gazeteciye ve gazetesine itibar etmemek, o gazetecinin yazdığı

Filozof Krala Hasret

Geçen gün kulak misafiri olduğum kadarıyla… Yaşlı, Kürt-Alevi bir kadın, bir önceki mahalli seçimlerde, ilçesindeki AKP’li adaya rey vermiş. Neden? Çünkü İlçede MHP’li belediye varmış. MHP’li belediye partili olmayan belediye çalışanlarına mobbing uyguluyor, sokak hayvanlarına eziyet ediyormuş. Bu zulümler sona erer ümidiyle, mevcut başkanı geçme ihtimali olan tek adaya, AKP’li adaya oy vermiş, hep CHP’ye