Etiket: Aydınlanma

Erkeklerin ve Uzmanların Acıklı Halleri

Mekanik denklemlerindeki kuvvet (F) yerine voltajı (V), mesafe (x) yerine yükü (q), hız (v) yerine akımı (i) ve diğer değişkenler yerine de uygun muadillerini koyarsanız, elektrik sistemlerine ait denklemleri kusursuzca elde edersiniz. Yani sistemlerin birini layıkıyla biliyorsanız, farklı sistemler arasındaki analojilere de vakıfsanız, o farklı sistemler hakkında da ahkâm kesebilirsiniz. 1978 güzünde “mekaniği biliyorsam elektriği

Diktatörlük Mevzuu

İtalya Başbakanı Erdoğan için “diktatör” demiş, Cumhurbaşkanlığı şeylerinden biri de mealen “diktatör görmek istiyorsanız tarihinize bakın” diye şey etmiş —“laf etmiş” desem laf değil, “akıl vermiş” desem akıl yok ortada. Bir yerlerden cevap gecikmemiş, “kendi diktatörlerimizi tarih kitaplarında okuyoruz, sizinkini ise haber bültenlerinde seyrediyoruz” diye… Diktatör mevzuuna dönmeden… Norveç Başbakanı yaş gününde Covid-19 tedbirlerini ihlal

İflas

Diyelim 16 yaşındasınız. 14-18 yaş aralığındaki yirmi akranınızla birlikte bir haftalık bir kampa katıldınız. Kampta, sizden başka, 28-35 yaş arasında beş gönüllü var —biri psikolojiye, biri fiziğe, biri tiyatroya, biri edebiyata biri tarihe hevesli. İki de görevli var, herhangi bir teknik aksaklık çıkarsa —mesela biri hastalanırsa— çözmek üzere. Tedarik, yemek, bulaşık, çamaşır ve saire işlerin

Kavanoz

Sosyal medyada uzun süredir dolaşımda olan bir metafor var. Kabaca şöyle bir şey: Güya bir kavanoza arıları ve sinekleri doldurmuşlar. Kavanozun tabanını aydınlattıktan sonra kapağını açmışlar. Arılar ısrarla ışığa —aydınlığa— doğru uçup kavanozun dibine çarparken, sinekler… Bildiniz siz onu, açık olan kapaktan usulca sıvışmışlar. Metaforun sayısız zırvalığı var. Mesela sinekler de ışığa yönelir. İlaveten arılar

Avrupa’da Evlilik ve Aile

Berktay’a üzülmeyi sürdürüyorum. Ama kendi açımdan seviniyorum, çünkü bazı şeyleri dile getirmeyi fena halde kolaylaştırıyor Berktay’ın halleri  (alıntılarda imlaya dokunmadım). “Oysa Kavimler Göçü büyük bir hendek, hattâ bir uçurumdu gerçekten. Birinden diğerine evrimci bir geçiş söz konusu değildi” demiş. Duby’i okumadım, Berktay’ın anlattığı şekliyle hadise nasıl olmuş? Avrupa denen coğrafyada Roma düzeni varmış. O düzenin

Choluteca, Hac, Ulus-Devlet ve Saire

Choluteca Köprüsünün serencamı bize ne diyor? “Kasırga gelecek, yollar kaybolacak, nehrin yatağı değişecek, yaptığınız her şey beyhude, kasmayın” mı diyor? Bence hayır. Dediğim gibi, dört yanımız Choluteca Köprüleri ile dolu. Sadece Mısır Piramitleri, Efes, Roma yolları gibi maddi unsurlardan söz etmiyorum, mesela Mısır medeniyeti bir Choluteca Köprüsü olarak görülebilir. Antik Yunan medeniyeti de nesiler boyunca

Ayasofya ve Popülizm

Daha önce yazmıştım, toplumlarda undo imkânı yok, yaşanmış olan yaşanmamış gibi yapılamaz. Ayasofya’yı ibadete kapatmak bir nevi undo idi. “Aslında hâlâ cami idi, tapu kaydında da öyle yazıyordu” veya “bir bölümünde namaz kılınıyordu” filan gibi truth inşalarının zerre kadar manası yok, Ayasofya ibadete kapalıydı. Ayasofya’nın ibadete kapalı olmasının sembolik bir manası vardı, mesele ibadet edecek

Tarihin Tarihi

Berktay Osmanlı’nın modern sayılıp sayılamayacağı sorusunu fırsat bilip, tarihçilerin Avrupa merkezli yaklaşımlarının tarihini eleştirmeye soyundu (bağlantı bugüne kadarki son yazıya, devamı olacak mı, bilmiyorum). İyi yaptı. Biz tarihçilerin yaklaşımının tarihi hakkında bir şeyler öğrendik ama esasen Berktay hakkında zaten biliyor olduğumu düşündüğüm şeyleri teyit etti. Şöyle olmuş anladığım kadarıyla. Avrupa bir şeyler başarmış, zenginleşmiş. O

Birinci Yol

Bir esnaf düşünün, tek oğlunun da esnaf olmasını, kendi işini devralmasını, geliştirmesini hayal ediyor, oğluna bu istikamette telkinde bulunuyor. Bir de komşusu esnaf var, onun da tek oğlu var. O ise oğlunun okuyup mühendis olmasını hayal ediyor, bu yönde telkinde bulunuyor. Oğlunun mühendis olabilmesi için kendisinin üstüne düşen neyse onu tespit etmeye ve yapmaya gayret

Piyasa ve Müzakere

Çok yıllar önce, yine bir 24 Nisan’da, yine 1915 mevzuu alevlendiğinde, “kardeşim açsınlar arşivleri, bütün tarafların tarihçileri incelesinler, karar versinler, biz niye birbirimizi paralıyoruz” mealindeki görüşümü kayda da geçirmiştim. Kimdi bunları yazıp çizen? Ben. Kim yani? “Bilim sizin ondan beklediğiniz işi yapamaz, kararları veremez” diyen ben. Yaptığım zevzekliği, yıllar sonra, Şükrü Hanioğlu, Sabah’taki köşesinde, mevzu