Etiket: Çin

Uzun Bir Gezinti

Biri bir video paylaşmış, Çin’den… Paylaşılan videonun kendisi daha çeşitli bir şey ama yüklemeyi beceremedim. Az çok şöyle bir şeydi. Sizinle paylaşmaya çalıştım ama başından sonuna izlemedim, izleyemedim. Zıplaya zıplaya baktığım karelerin hemen hepsi, midemi bulandırdı. Bir başkası videonun altına, “vay be ne disiplin, bu sayede pandeminin hakkından geliyorlar işte” diye yazmasa, aşağıda diyeceklerimi bambaşka

Sığırlar

İşbu virüs tehdidi ortadan kalktığında, Çin kazanmış olacakmış. Doğu Asya’nın otoriter rejimlerinin performansı, dünyada demokrasinin gerilemesine zemin oluşturacak, gözetim toplumlarının önünü açacakmış. Avrupa ve ABD nasıl çuvallamış ama… Filan. İçinde yaşadığımız gerilim Çin-ABD veya Çin-AB meselesi değil. Doğu Asya-Batı Avrupa meselesi de değil. Demokrasi-otoriterlik meselesi hiç değil. Bütün bunlar, bana kalırsa, virüs öncesine dair kavramlaştırmalar.

Ellerimizi Yıkadık, Sonra?

On yıl kadar önce bir roman yazmaya teşebbüs ettiydim. Fonda Maya takviminin sonu safsatası, onun önünde bir virüs salgını… Salgının üzerine, virüsün bir biyolojik silah olduğuna dair bol miktarda komplo teorisi sosu… Esas derdim, gerçeklik hakkındaki bilgimizin gerçekliği nasıl inşa ettiği ve… Daha mühimi, o bilgi en yalın gerçekliğe, yani doğrudan kendi hayatlarımıza çarptığında, mevcut

İtibar Pastası

Yetmişlerin ikinci yarısı olmalı —demek ki yirmili yaşların başlarındayım. Ankara’da bir arkadaşımızın adeta bir dergâhı andıran —yani sıklıkla bir araya geldiğimiz— evinde toplanmışız yine. Her zaman olduğu gibi, tanıdığım birçok kişinin yanında, tanımadığım birkaç kişi de var. Ve yine her zaman olduğu gibi, arkadaşlarım içmeye erkenden başlamışlar. Alkole henüz pek de dayanıklı olmadıklarından, kısa süre

Daha Eşitiz

Daha önce söz etmiştim, geçen gün Ümit Kıvanç gerçek bir tehditmiş gibi söz edince bir defa daha söylemeye ihtiyaç duydum, Harari’nin kâbusu gerçekleşmeyecek. Bir vakitler modaydı, beyin avcıları vardı. Mevcudiyetlerinin ardındaki varsayım son derece Aydınlanmacı. Oralarda bir takım insanlar var, dokunduklarını altın edecekler. Kuruluşlarda da öyle dokunduğunu altın edecek insan gücü lazım —çünkü devir artık

Biyolojik Savaş

Thatcher, uyguladığı vahşi politikaların yol açtığı işsizliğin tetiklediği infiale karşılık, “siz de başkalarının talep edeceği bir şeyler üretmeyi öğrenmelisiniz” mealinde çıkışmıştı. Thatcher’dan ilhamla… Küreselleşme denen olgunun Çin’e ulaşmasıyla gerçekleşen şey, ta derinde, Çinlilerin başkaları tarafından talep edilen bir şeyler üretmekte rol almaya başlamasından ibaret. Çinliler eskiden de üretim yapıyorlardı herhalde ama sizin benim talep edeceğimiz

Değişince…

Klasik misali hatırlayalım, bir fincan kahveyi masanızın üzerinde unutursanız, zamanla kahve ile oda arasındaki sıcaklık farkı ortadan kalkar. Kahve soğur, sıcaklığı oda sıcaklığına yakınsar. Oda sıcaklığı? Odanın her yeri aynı sıcaklıkta mı? Değil. Ama aradaki farkları ihmal edebiliriz. Ne de olsa, kahve misali de bize gösteriyor ki, yeterince zaman verilirse, aradaki bütün farklar ortadan kalkacak.

Çin Masalı

Çin mevzuu dolaşıma sokulduğunda, yani Çin’in gümbür gümbür geliyor olduğu hikâyesi tuğla tuğla örülmeye başladığında, birçok yeni düşman daha kazanmıştım. Çünkü Çin hikâyesinin ABD’nin hizmet-içi ihtiyaçlarına binaen üretilmiş olduğunu, başkalarının mevzuu kendi üstlerine alınmasının çok da manalı olmadığını iddia etmiştim. Bu tutumum da hikâye üzerinden nevzuhur endişeler edinmiş olanları kızdırıyordu. Elbette Çin’i önemsiyordum, sanayi toplumu

Başkasının Yaşadıklarından Ders Almak

Birkaç gündür birileri, ta 11 Nisan 2018’de yazdığım Zuckerberg Vakası adlı yazıyı okuyorlar. Kimler, neden okuyorlar, bir fikrim yok ama dönüp ben de bir defa daha okudum. Demişim ki bitirirken, “Şöyle şeyler de olacaktır: Zuckerberg vakası, devletlerin alanı regüle etmesine davetiye çıkaracak, en azından devletler tarafından öyle yorumlanıp yığınlara öyle pazarlanacaktır. Sonra bu regülasyonların Zuckerberg’in

Erkekler Yurdu

Geçenlerde dedim ki “İnsanın doğal çevresi —birkaç defa değinmiş olmalıyım— diğer insanlardır. Bir defa insan doğal bir şey. İkincisi, insanın yaşadıklarını, insan-dışı tabiattan çok daha fazla etkiliyor diğer insanlar. Kasabalarda bile öyle, bırakın devasa şehirleri.” Bunu derken tereddütlerim vardı. Özellikle de “kasabalarda bile öyle” derken En azından iki sebeple… Birincisi, bir bakıma kasabalarda insanın insanlardan