Etiket: HDP

Susturabilmek

Birinci Düzlem: Bilgi Düzlemi. Araştırmaya göre, Britanya’da göçmenlerin ikinci nesli, ayrımcılıktan —ebeveynlerine kıyasla— daha çok şikâyetçiymiş. Yani adam Polonya’dan Britanya’ya göçmüş. Neler yaşadıysa yaşamış. Tutunmuş. Çoluk çocuk sahibi olmuş. Çocuklarını yetiştirmiş. Şimdi o çocuklar, maruz kaldıkları ayrımcılığa itiraz ediyorlar. İlk anda ne geliyor akla? Britanya’da göçmenlere, yabancılara tolerans azalmış. Dünya pek fena ve daha da

Laboratuvarda…

Fikirlerinize güveniyor olsanız, onların aksini iddia edenleri susturmaya kalkar mısınız? Onlarla aynı platformda karşı kaşıya gelip çatır çatır tartışmaktan kaçar mısınız? Erdoğan, hatırladığım kadarıyla, kariyerinin en başında Baykal ile karşılıklı yaptığı bir program dışında, herhangi bir muarızıyla tartışmaya cesaret edemedi. Erdoğan’a yenilip durmayı itiyat haline getirmiş olanlara bunu hatırlattığımda, “adamdaki taktik dehaya bakar mısın, kendisini

Konut Fiyatları, Politik Tercihler

ABD, Britanya, İtalya ve Fransa’da yapılan araştırmalar —kuzey ülkelerinde yapılanlara paralel olarak— konut fiyatları ile politik tercihler arasında bir korelasyon bulmuşlar. İlk tespit şöyle: Konut fiyatları her şehirde ve şehirlerin her bölgesinde aynı hızla değişmiyor. Mesela İstanbul’da ortalama konut fiyatları iki katına çıkarken, Malatya’da ancak bir buçuk katına çıkıyor gibi… Veya Nişantaşı’nda iki katı artarken

Beklenen Değer

Nişanyan twitter hesabında, anladığım kadarıyla demiş ki (mealen): Erdoğan bir siyasi dehadır. İstanbul seçimini tekrarlattığına göre kazanacağına emindir, çalışacağından şüphe etmeyeceği bir planı vardır —kaybederse kendi koltuğunun sallanacağını biliyordur. O plan, galip ihtimal, Kürt reylerini İmamoğlu’nun arkasından çekmeye matuftur. Kemalist CHP, Kürtçülük suçlamaları karşısında —Kürt düşmanı olduğunu ispatlama gayretiyle— meydanı boşaltacağı için, Erdoğan’ın stratejisi çalışır.

Siyasetsiz?

Memleketin literatürüne siyasetsiz seçmen diye bir ucube terim kazandıran Ateş İlyas Başsoy, geçtiğimiz seçimde CHP Genel Merkezinin mutfağındaydı, anlaşıldığı kadarıyla. Yine anladığım kadarıyla, mezkûr seçimdeki CHP zaferini, kendisinin fikirlerinin nihayet hayata geçirilebilmiş olmasıyla açıklamaya hevesli. 31 Mart’ta aynı seçimi mi yaşadık? Sandık neticelerini siyasetsiz seçmen mi tayin etti? Sandık sonrası araştırmalar yapıldıysa yayınlanmadı. Yayınlandıysa ben

At ve Kale

Ankara’da AKP-MHP bloku 2014’te mahalli seçimlerde 52,6, 2018’te genel seçimde ise ise 53,5 oy almıştı. İstanbul’da ise bu oranlar sırasıyla 52,0 ve 51,0 idi. Evet, Kürt oyları İstanbul’a kıyasla Ankara’da çok düşük olduğundan, CHP ve İyi Parti oylarının toplamı da İstanbul’da Ankara’ya kıyasla daha düşüktü. Elinizde sadece bu veriler olsa ve Kürtlerin de CHP adaylarını

Keyfilik Bize Dokununca

Alper Görmüş, Yıldıray Oğur ile Ali Bayramoğlu arasındaki bir programdaki diyalogları, aklında kaldığı biçimde aktarmış: “Yıldıray Oğur, o günlerde yazdığı bir yazıdaki bilgileri kullanarak böyle bir ‘fikri katkı’nın [Otpor’un Gezi sürecine katkısı] söz konusu olmadığını, iddianameyi hazırlayan savcının bu sonuca kimi varsayımlarla ulaştığını ve dolayısıyla hukuki bir değerinin olmadığını anlatıyordu ki Bayramoğlu araya girip şöyle

İstihbarat Devleti

Mehmet Y. Yılmaz T24’te devletin istihbarat raporlarına dayanarak yönetilmesinin adını koymuş. Mevzu, tahmin edebileceğiniz gibi, “seçilseler bile tepelerine binilecek” 340 kişi. Zat-ı şahanelerinin ifadesiyle “başka partilerden aday olmuş HDP’liler”… Yılmaz’ın da işaret ettiği gibi YSK, adaylıkları hakkında onay vermiş. Ama Süleyman’ın istihbaratı YSK’yı iplemiyor. Türkiye hanidir bir istihbarat devleti. Öyle saklı gizli de değil devletin

Siyasetin İşini Eğitimden Beklemek

Diken’de yazdığı yazı Murat Sevinç’i kesmemiş, mevzua Duvar’da devam etmiş. Bence iyi etmiş. Yazıların ikisini de okumalısınız diye düşünüyorum. Ancak… Sevinç’in —muhtemelen sepetlendiği işine duyduğu saygı yüzünden— eğitime, eğitim gibi eğitime ziyadesiyle mana yüklediği kanaatindeyim. Hak etmediği kadar mana… Mesele eğitimden, eğitimsizlikten, eğitimde kalite düşüklüğünden, eğitimin devletin bir ideolojik aygıtına indirgenmiş olmasından kaynaklanmıyor. “Eğitimi ihmal

Müşkül

Kaosu bilimin bir nesnesi olarak ele alan çalışmaların hikâyesini anlatan hemen herkes, anlatısına, Lorenz’in meteorolojik tahmin çalışmalarıyla başlar. O çalışmalar bize garip çekiciler (strange attractor) kavramını hediye etti. Daha önce âlemin iki tür çekicisi olduğunu varsayıyorduk. Birincisi… Çukur bir kabın içindeki bir bilyeye kuvvet uygularsanız, uyguladığınız kuvvete uygun bir biçimde hareket eder, bir yörünge çizer