Etiket: İslam

Choluteca, Hac, Ulus-Devlet ve Saire

Choluteca Köprüsünün serencamı bize ne diyor? “Kasırga gelecek, yollar kaybolacak, nehrin yatağı değişecek, yaptığınız her şey beyhude, kasmayın” mı diyor? Bence hayır. Dediğim gibi, dört yanımız Choluteca Köprüleri ile dolu. Sadece Mısır Piramitleri, Efes, Roma yolları gibi maddi unsurlardan söz etmiyorum, mesela Mısır medeniyeti bir Choluteca Köprüsü olarak görülebilir. Antik Yunan medeniyeti de nesiler boyunca

Dinin Sonu mu?

YouTube’da Celal’e birlikte yaptığımız videoların birinin altına, bir izleyici, “okul kadar din de boşa çıkmadı mı” diye yorum yapmış. Bu hususta düşündüklerimi burada paylaşmak daha uygun göründü. Okul, yani bildiğimiz manada okul, son derece yeni bir teknoloji. Çok eskilerde de bugünden bakıp okul dediğimiz kurumlar var ama onlar, önceden ve merkezi bir biçimde belirlenmiş bir

Boyun Eğme, Eğdirme

Kendilerine solcu diyenlerin sol derken nasıl bir şeyden söz ettiklerini tarif etmeye çalışıyordum. Onların yapıp ettiklerinin benim zihnimde oluşturduğu failin bir robot resmini çıkarmaya yani. Gazete Duvar’da Mücahit Bilici’nin “Sol nedir, sağ nedir?” başlıklı bir yazısını görünce duyduğum hevesi tahmin edebilirsiniz yani. Ama o heves çok kısa sürdü. Muhayyel bir dünyanın solu ve sağı üzerine,

Makinist! Işıkları Söndür!

Nereden başlasam bilemedim, iki ayrı yerden başlayıp aynı yerden denize dökülmeye çalışayım. Mücahit Bilici, Duvar’da, bence kesinlikle okunması gereken bir yazı yazmış. Kavramların yetmediği —veya artık yetmez olduğu— durumda ne yapılabileceğine dair şık bir deneme. Kürtlüğü Bilici’nin bildiği gibi bilemem. Bir özne —veya Bilici’nin daha sevebileceği bir deyişle, bir varlık— olarak Kürtlük, bakılıp da görülmeyenleri

Özümüz Yeter

Mücahit Bilici hoş yazmış —son zamanlarda genellikle hoş yazılar yazıyor zaten. “Kıtlığın İslamında yokluk, bolluğun İslamında zenginlik Allah’ın rızası halini alıyor. Kılıçlar keskin olduğunda cihadın büyüğü harici alemde kendi halindeki başka coğrafyaları işgal ile ele geçirmek olarak anlaşılıyor. Cihadı yapan Moğollar olup fethi senden daha iyi yapıp ülkeni işgal ettiklerinde cihadın büyüğü birden iç aleminde

Kutup Yıldızları, Cennet ve Gemi

Oya Baydar kendisinin ve akranlarının NATO’ya —dolayısıyla ABD emperyalizmine— karşı kahramanca mücadelesini hatırlatmış. Ben de kendi hatırladıklarımı hatırlatayım. Ama önce, hayatımın bütün dönemlerinde şiddetli bir ABD karşıtı olduğumu hatırlatayım. Baydar ve onun gibilerden farkım, hayatımın herhangi bir döneminde, SSCB’nin ve/veya Çin’in ABD’den daha iyi olduğunu düşünmemiş olmam. Adlarında sosyalizm geçiyor diye, Sovyet veya Çin emperyalizmlerinin,

İşaret Eden ve Edilen

Geçen gün dediklerimin üzerinden gideyim. Yıllar önce bir tartışmada demiştim ki mealen “Hıristiyanlık başka, Kilise başka.” Başkalar. Hıristiyanlık inananlarına, yaşamaya değer bir hayat için yol göstericidir. İşaret edendir, gösterendir. Gösterdiği hayattır. Kilisenin işaret ettiği ise Hıristiyanlıktır. Hayatı hiçleştirir. Tastamam aynı şeyleri –sadece dinler için değil– sosyalizm için, felsefe için, sanat için, bilim için, siyaset için

Başakşehir ve Şehir

Başakşehir’e bakarken, ne olmuş olduğuna odaklanılabilir. İstanbul’un orasına burasına serpiştirilmiş olan, kendilerine sorarsanız İslami hassasiyetleri yüksek insanlar bir araya gelmişler. Kendilerini iyi hissettikleri bir getto kurmuşlar. Hayatlarını ve çocuklarını zararlı gördükleri şeylerden sakınarak, yaşayıp gidiyorlar. Başakşehir’e bakarken ne olmuş olduğundan ziyade, ne oluyor olduğuna da odaklanılabilir. Kendilerini andırmayan insanlarla temasları azaldığında bu insanlara ne olur?

Gerçek İslam

Birkaç gündür hava bahar gibi. Fena yanı şu ki, içimdeki iyilikler tomurcuklanacağına, kötü yanlarım çiçeklendi. Dilipak ve Taşgetiren’in maruz kaldığı manevi işkenceyi, adeta zevkle seyrediyorum. Hayatlarını İslam’ın muzaffer olmasına adamışlar ve… Hale bak, İmam Hatipli genç kızlar K-Pop izliyor, toplum şuraya savrulmuş, Reis hep başkalarına kulak veriyor ve saire… Can mı dayanır? Önce zat-alilerine ve

Dua ile

İmam Binali Yıldırım için dua etmiş, cemaate “âmin” dedirtmiş. AKP’ye oy veregeldiğini bildiğim birkaç kişiyle sohbet ettim. Lafı mevzua getirdim, mevzuu nasıl anladıklarını, nasıl meşrulaştırdıklarını anlamaya çalıştım. İmamın tutumunu meşrulaştırmak için fazla çabaya, cambazlığa ihtiyaçları yok gibi görünüyordu. Camiye gidenler zaten onlardı. Duaya inananlar da zaten onlardı. Yıldırım’ın kazanmasını istediklerine göre… Camiye gitmeyenlere ne oluyordu?