Etiket: Piyasa

Ortaylı, Nişanyan, Nuray Mert, ben ve siz

YouTube önüme bir İlber Ortaylı videosu getirdi. Murat Bardakçı ile yaptıkları zevzek muhabbetlerden bir kesit. Baktım, süresi iki dakika kadar. Celal Şengör de olsaydı, tahammül kapasitem iki dakikaya elvermezdi ama bu şartlarda… Hmm, katlanılabilir. Plajda İstanbul hanımefendilerinden biri bir diğerinin sandığını karıştırmış galiba. Öteki de “kerimesi olduğunuz hanımefendi görse dilhun olurdu” filan diyerek… Ah nereye

Kurşunkalem ve Özdil

Leonard Read “I, Pencil” adlı makaleyi 1958 veya 59’da yazmış. Ben 90ların sonlarında okudum. Okuduğumda ilk hissettiğim şey, “ulan bundan bu kadar zamandır nasıl haberim olmadı” oldu. Daha önce haberim olsaydı, birçok şeyi daha kolayca ifade edebilirmişim gibi gelmişti. Makaleyi bilenler bilir, sarı, silgili Faber kurşunkalemin ağzından, kalemin nasıl imal edildiğini anlatır Read. Mesela ahşabı

Piyasa, Devlet ve Uzman Kuruluşlar

Geçen gün adı mühim değil biri, piyasa konusunda söylediğim her şeyin fazla iddialı olduğunu, eğer devletler benim temenni ettiğim gibi zayıflarsa denetimsiz kalan aç kurtların hepimizi “ham” yapacağını söyledi. 2008 krizini misal verdi. Doymaz adamlar piyasada akıldışı işler işlemişler, sayısız insanı dolandırmışlardı. Sonra bütün pisliği devlet temizlemek zorunda kalmıştı. Eğer o doymaz insanları frenleyen bir

Bregman’a İtirazlarım

Bregman’ın Çoğu İnsan İyidir kitabı, son dönemde içimi en çok ferahlatan şey oldu. Hakkında söyleyeceğim çok şey var. Ama önce eleştirilerimi dile getireyim. Üçü küçük —bağlamı zedelemeyen— biri ise metodolojik olarak önemsediğim dört hususta itirazlarım var. Birincisi… İnsanlığın avcı-toplayıcı dönemine dair romantik güzellemeleri fazlasıyla mesnetsiz —ve lüzumsuz— buldum. Avcı-toplayıcı döneme dair duvar resimlerinde savaş sahneleri

Aşı, İklim, Bilim ve Piyasa

Ayşe Çavdar doğurgan olabilecek bir mevzu açmış. Dünkü videonun altına da harika eleştiriler gelmiş. Hepsini harmanlayabileceğimiz bir düğüm noktası var gibi görünüyor bana. Diğer her mevzua tatbik edebiliriz —ve bir bölümüne tatbik etmeye çalışacağım— ama aşı karşıtlığı üzerinden derdimi ifade edeyim. Anlaşılan o ki, Çavdar aşı karşıtı değil. Yani? Aşı olunması gerektiğini “biliyor”. Sizin de

İnsan ve İşi

Önceki gün yazıyı yazdıktan sonra Cüneyt Özdemir’in şeysini izledim. Kılıçdaroğlu kadınlara düzenli maddi destek vadetmiş de… Olur muymuş öyle şey! Balık vermeyecekmiş, balık tutmayı öğretecekmiş. Kendisine balık tutmak öğretildiği için nasıl balık tutmayı sürdürüyor Özdemir, görüyorsunuz. Herkes öğrense… Dünya cennet olsa… Hayat bayram olsa… ODTÜ Endüstri mezunları kendi aralarında tartışırken de sıklıkla buraya gelirdi mevzu.

İktisat ile Siyaset Yeni mi Kavuştu?

Bayramlık bir yazı sayılmaz ama… Verimlilik artınca, kullanılan kaynak başına üretilen miktar artıyor. Bu, benim penceremden bakıldığında iyi bir şey. Mesele şu ki, üretilenin tüketilebilmesi lazım. Tüketilebilmesi için tüketici lazım. Bir insanın tüketici olabilmesi için üretileni talep etmesi lazım. Bir insanın bir ürünü talep edebilmesi için ise… O ürünün bedelini ödeyebilecek gücü olması lazım. Demek

Tırışkadan Seçkinlik

Dünyada “yapılmasa da olacak” olan bir yığın iş var —Graeber’in tırışkadan işler (bullshit jobs) dediği işler. Graeber uzun uzun hangi işler tırışkadan iş sayılır, hangi kıstaslara müracaat edebiliriz filan diye debeleniyor bir bilim insanı titizliğiyle. Sonra onları tasnif etmek için de muazzam bir çaba harcıyor ve yoruluyor. Yorulurken okuru da yoruyor. Net toplamda, Graeber birçok

Tırışkadan İşler ve Neoliberalizm

Demiştim ki  “Kitap üzerine yazmak istediğim her şeyi yazabilsem, herhalde Graeber’inki kadar hacimli bir kitap olur. Muhtemelen sonuna gelmeden hevesim kaçar, yarıda kalır. Burada hiç değilse birkaç yazı yazana kadar hevesimin kaçmayacağını ümit ediyorum.” Aynı yazıda demiştim ki “Graeber’in muhtelif biçimlerde, muhtelif açılardan analiz ettiği, analizleri için feodaliteden işin geçmişte toplumlar için ne mana taşıdığına

Para Hakkında…

Adam McKay’in 2015 tarihli The Big Short filmini ancak izledim. İyi film, eğlenceli bir tekniği var. Ama pek bir şey öğrenmedim, çünkü az çok biliyordum işlerin nasıl yürüdüğünü. Arkasına devleti almış bir sahtekârlar zümresi, kimi bankacı, kimi medya mensubu, öteki güya bağımsız denetçi, beriki güya toplumu temsil eden hukukçu… “Arkasına devleti almış” mı dedim, dilim