Etiket: Sosyal Değişim

İbrikçibaşının Serotonin Seviyesi

Birbirini tanımayan on kişiyi bir koğuşa kapatsanız, haftasına varmaz, aralarında bir hiyerarşi belirginleşir. Her gün anneleri tarafından aynı parka götürülen beş yaşlarındaki çocuklar arasında bile kısa sürede bir hiyerarşi zuhur eder. Yani serotonin rahat durmaz. Serotonin ve testosteronu her bir bünyenin kendisi imal ediyor olsa da, görünen o ki, hangi bünyenin bu hormonlardan ne kadar

Aristokratlar, Köylüler, Tasmanyalılar

Darwin Avustralya ziyaretinden sonra, “Avrupalıların ayak bastığı her yerde ölüm yerlileri kovalıyor” demişti. Ne kadar soylu bir tespit. Neden öyle oluyordu? Tasmanya misaline bakalım. Uzunca bir süre boyunca Avrupalıların pek ilgisini çekmemiş gibi görünüyor. 1642’de keşfedilmiş olmasına rağmen, ilk beyaz yerleşimleri ancak izleyen yüzyılın sonlarında gerçekleşiyor. Anlaşıldığı kadarıyla o dönemde adada, binlerle ifade edilen yerli

İktisat ile Siyaset Yeni mi Kavuştu?

Bayramlık bir yazı sayılmaz ama… Verimlilik artınca, kullanılan kaynak başına üretilen miktar artıyor. Bu, benim penceremden bakıldığında iyi bir şey. Mesele şu ki, üretilenin tüketilebilmesi lazım. Tüketilebilmesi için tüketici lazım. Bir insanın tüketici olabilmesi için üretileni talep etmesi lazım. Bir insanın bir ürünü talep edebilmesi için ise… O ürünün bedelini ödeyebilecek gücü olması lazım. Demek

Z Kuşağının Fotoğrafı

Memlekette herhangi bir özne ve/veya fiili hakkında konuştuğunuzda, genellikle, muhataplarınızın antenleri sadece bir tek hususa hassasiyet gösteriyor, o özneye karşı mısınız, onun yanında mı… Z Kuşağı konusunda konuştuğunuzda da durum pek değişmiyor. Galiba pek de anlaşılmaz bir durum yok, bütün hayatları ebeveynlerinin, öğretmenlerinin, amirlerinin verdiği notlarla şekillenmiş olan büyük bir kalabalık halinde yaşıyoruz. Mütemadiyen kendi

N’olcak Bu Zenginlerin Hali?

Kimi tahminlere göre, 1400 yılında yeryüzünde 350 milyon civarında insan yaşıyordu. Bunların 75 milyon kadarı Çin’de, 100 milyon kadarı Hindistan’da, sadece 60 milyon kadarı ise Avrupa’da ikamet ediyordu. O tarihlerde Çin’de yaşayan biri ile Avrupa’da yaşayan birinin hayat standartları arasında muazzam (!) bir fark vardı. Mesela nasıl bir fark? Çin’de yaşayan biri günde ortalama olarak

GameStop Vakası

“Tarihin yırtıldığı dönemde yaşıyoruz” deyip duruyorum, malumunuz. GameStop diye bir şirket var, teknolojideki değişim sebebiyle büyük ölçüde değer kaybetmiş. Büyük sermaye, risk fonları marifetiyle, şirketin daha da değer kaybedeceğine bahse girmiş. Girdiği bahsi kazanması için de şirketin sahiden değer kaybetmesi gerekiyor, aşikâr değil mi! Eh, bu tür büyük bahisler şansa bırakılmaz, ne lazımsa yapılır. Şimdiye

İndirin O Parmaklarınızı

Trump’sız ilk günde Trump’tan söz etmek, herhalde en çok Trump’ın isteyebileceği bir şey. Ben de zatıâlilerine bir kıyak yapmış olayım. Mass ve Arvanitakis’in yazısının Türkçesi Duvar’da yayınlandı. Öyle çok da yeni şeyler söylemiyorlar ama mesele ile aramıza mesafe girdikçe daha sahih bir biçimde dile getirmek mümkün olur ya, onlar da yaşadığımızı daha ekonomik bir biçimde

Çoktan Seçmeli Nesil

Muhtemelen 82 baharında Fethi abiye “bizimki de pek akıllıca değildi, belki buradan bir şey çıkar” derken ihtimal kipini kullanmam, benim bir şüphem olmasından değildi, Fethi abinin öfkesinin büyüklüğüne karşı “bu kesinlikle daha tercihe şayan” demek zor olduğundan öyle demiştim ama esasen kesinlikle emindim ki, o nesilden çok matah şeyler çıkacak. Çok daha ihtimamlı büyütülmüşlerdi. Mahrumiyet

Her Şeye En Çok…

1980li yılların başlarında bir bahardı, Anadolu Üniversitesinde, Fakülte binasından çıkmış, yemekhaneye doğru yürüyorduk. Çimlerin üzerine uzanmış öğrenciler, fütursuzca koklaşıyorlardı. Fethi abinin asabı bozuldu, “şunların haline bak,” diye söylendi, “biz bunların yaşlarındayken dünyayı kurtarıyorduk.” “Eh, pek akıllıca değildi yaptıklarımız,” dedim, “ölüyor, öldürüyorduk, belki buradan daha makul bir şey çıkar”. Çıkmadı. Onun yerine, memlekette —ve anladığım kadarıyla

Trump Kaybetti mi?

1970’lerde bir roman okumuştum. ABD’de Başkan ölüyor, Başkan Yardımcısına —şimdi hatırlamadığım— bir şey oluyor, onun yerine Başkanlığa vekâlet etmesi gereken her kimse bir sebeple devre dışı kalıyor filan… Başkanlık siyahi bir yargıca kalıyordu. Romanın üslubu, pek de saklamaya ihtiyaç duymadan, ABD’de böyle katlanılmaz bir halin de ihtimal dâhilinde olduğunu, kazara işler böyle gelişirse ABD’de ne