Mamdani New York Belediye Başkanlığı seçimlerini kazandı. Müslümanlığı konuşuluyor. Halbuki kimin Müslüman sayılacağını tayin etme yetkisinin kendisinde olduğunu vehmeden müptezellere kalsa, hiç şüphe yok ki , elleri arkasından bağlanıp diz çöktürülerek boynu vurulması gerekir —öyle bir yaşantısı var. Sosyalistliği konuşuluyor. Eski tüfek sosyalistlerin yargıç olduğu bir halk mahkemesinin önüne getirilirse, sosyalist davaya verdiği hasar yüzünden
Defalarca anlattım ama tekrarlamak şart oldu. Köyün birine bir gelin gelmiş. Gelin gelmeden namı gelmiş, “akıllı gelin” olarak. Günün birinde köylünün birinin ineği başını küpe sokmuş, çıkaramıyor. Köylüler uğraşmışlar, nafile. Birinin aklına akıllı gelin gelmiş, “çağıralım, bir çare bulsun” demiş. Çağırmışlar, gelmiş, manzaraya bakmış, “şuncacık şeyi çözmeyi akıl edemiyor musunuz” edasıyla “ne var bunda, kesiverin
Anladığım kadarıyla birileri ABD’ye “operasyon” çekiyor. “Ee, hep ABD mi yapacak” derdim ama, operasyonu çeken de ABD olabilir diye düşündüğümden, dilimi ısırma ihtiyacı hissediyorum. New Orleans’da kiralık bir otomobille yılbaşı kutlayan kalabalığa dalan adamın otomobilinin bagajından IŞİD bayrağı filan çıkması, hiçbir incelik kaygısı taşınmadığını, muhtemel yanlış anlamalara karşı bütün tedbirlerin düşünüldüğünü düşündürtüyor. Akabinde Las Vegas’ta
Kendisinden dört yıldır haber almakta güçlük çektiğimiz Kamala Harris, sahne kendisine kaldığında, “ABD halkı seçimde bir savcı ile hüküm giymiş bir suçlu arasında seçim yapacak” diye buyurmuş. Kendisi adaletin tecellisi için görev yapmış bir savcı, rakibi Trump ise Harris’in şerefle emrinde çalıştığı adalet sisteminin suçlu bulduğu bir adam… Tercih ne kadar kolay! Yıllarca devlet memuru
Dünyanın dört bir yanında, olmasına ihtimal bile veremeyeceğimiz şeyler oluyor. Rusya, savaşın başında kaçmış bir helikopter pilotunu İspanya’da infaz ediyor. Bunca işin gücün arasında böyle bir önceliğin olması tuhaf değil mi? İsrail fütursuzca sivilleri öldürüp duruyor ve “insan hakları, uluslararası hukuk, bu tür şeyler bizden sorulur, siz az gelişmişliğinizle böyle şeylere burnunuzu sokmayın” deyip durmuş,
Freddy de Boer namında bir şahıs, Turchin’in “aşırı elit üretimi” (elite overproduction) kavramının son yıllarda büyük ilgi gördüğünü tespit etmiş ve derin vukufuyla meseleye el atmış. Serbestiyet de bu nadide şahsiyetin derin fikirlerini tercüme ederek bizimle paylaşmış. İyi yapmışlar, ellerine sağlık. Mevzu hemen bütün sektörleri alakadar etse de, derin fikirli yazarımız meselenin içerik üreticiliği ekonomisiyle
Nişanyan yazdıkları ve söyledikleriyle, beni ürkütüyor. (Beni ürkütmenin onun umurunda olduğunu zannetmiyorum, hatta öğrenirse, beni ürkütmüş olmaktan mutlu da olabilir, bilemem.) Almanya’nın Lidl ve Rusya’nın Mere süpermarketlerinin Avrupa perakende pazarındaki maceralarından yola çıkıp “Ukrayna savaşı hakkında bilmeniz gereken her şey bundan ibarettir” diye bitirirken ne kastettiğini anladığımı zannediyorum. Lakin bir mesele var: Kendisinin anlattığı hikâyede
Benim açımdan insan, evrimin göz kamaştırıcı bir ürünüdür. Evrim bir özne olsaydı, insana baktığında gözleri kamaşır, göğsü kabarır mıydı, bilemem. Demek istediğim şu ki, benim açımdan insanın göz kamaştırıcı bir şey olması, mesela insanı fevkalade estetik bulmam totolojidir. Evrim insanı, insanı göz kamaştırıcı bulacak biçimde yapmış. Son derece vahşi bir rekabet ortamından ibaret olan tabiatta
Ayşe Çavdar doğurgan olabilecek bir mevzu açmış. Dünkü videonun altına da harika eleştiriler gelmiş. Hepsini harmanlayabileceğimiz bir düğüm noktası var gibi görünüyor bana. Diğer her mevzua tatbik edebiliriz —ve bir bölümüne tatbik etmeye çalışacağım— ama aşı karşıtlığı üzerinden derdimi ifade edeyim. Anlaşılan o ki, Çavdar aşı karşıtı değil. Yani? Aşı olunması gerektiğini “biliyor”. Sizin de
Trump’sız ilk günde Trump’tan söz etmek, herhalde en çok Trump’ın isteyebileceği bir şey. Ben de zatıâlilerine bir kıyak yapmış olayım. Mass ve Arvanitakis’in yazısının Türkçesi Duvar’da yayınlandı. Öyle çok da yeni şeyler söylemiyorlar ama mesele ile aramıza mesafe girdikçe daha sahih bir biçimde dile getirmek mümkün olur ya, onlar da yaşadığımızı daha ekonomik bir biçimde