Etiket: Zenginleşme

Choluteca, Hac, Ulus-Devlet ve Saire

Choluteca Köprüsünün serencamı bize ne diyor? “Kasırga gelecek, yollar kaybolacak, nehrin yatağı değişecek, yaptığınız her şey beyhude, kasmayın” mı diyor? Bence hayır. Dediğim gibi, dört yanımız Choluteca Köprüleri ile dolu. Sadece Mısır Piramitleri, Efes, Roma yolları gibi maddi unsurlardan söz etmiyorum, mesela Mısır medeniyeti bir Choluteca Köprüsü olarak görülebilir. Antik Yunan medeniyeti de nesiler boyunca

Elazığ’dan Sonra

Elazığ’da bir deprem oldu. Resmi verilere göre 41 kişi hayatını kaybetti. Her biri, geride bıraktıkları için, dünyada hayatta olan milyarlarca insanın muhtemelen hepsinden kıymetli 41 kişi… Geride kalanlara sabırlar dilerim. İnsanın, insan hayatının sayılara indirgenemeyecek kadar kıymetli olduğunu bilmeyecek kadar nobran biri değilim —öyle olmadığımı zannediyorum. Ama… Benzer ölçekte bir deprem eğer yüz yıl önce

İşsizler Tarlalara

“Çok ve hızlı zenginleştik” deyip duruyorum ve yoksulları işaret ederek bana kızanlar var. Kafama göre konuşmuyorum hâlbuki… Dolar bazında dünyanın veya lira bazında Türkiye’nin serencamı beni teyit ediyor, sayılara yaslanarak konuşuyorum. Ama bir yandan, zenginleşmenin parasal verilerle gösterimini eksik buluyordum. Güven’i yıllardır, ortalama bir Türk ailesinin aylık harcamalarının kompozisyonunun nasıl değiştiğini nasıl bulabilirim diye sıkıştırıyordum.

Uzaklardan Bir Yankı

Nicholas Kristof NYT’nin Opinion sütununda bir yılsonu değerlendirmesi yapmış. Son derece iktisadi bir lisanla kaleme alınmış, özetlemeye gücüm yetmeyecek. En iyisi acemi bir tercümesini yapayım, kayıtlarda kalsın. *** Dünyanın halleri yüzünden meyus oluyorsanız, bir de bana kulak verin. 2019, insanlığın uzun tarihindeki en iyi yıldı. Endişe duymanıza yol açan biçimsiz şeyler gerçek. Ama aynı zamanda

Komşuyu Seçmek

Daha ilk gençliğimde, şu birey olma hikâyesine kafam basmamıştı. O vakitler birey olmak matah bir şeydi. Şimdilerde işbirliğine yatkın olmak daha matah görünüyor galiba. Genellikle bireycilik ile işbirlikçilik (cooperation) de ayrık setler olarak ele alınıyor. Bence meseleleri tarif etmekten uzak kavramlar bunlar. Şehirliler deyip durduklarım mesela, daha mı birey? Veya işbirliğine daha mı yatkın? Kasabalılar?

Çoruhlaşma

Açılın, dünyanın en eski paradokslarından birini çözüme kavuşturmaya geldim. Paradoksumuzun Murat Sevinç tarafından dile getirilmiş hali şöyle : ”Tarihte liderlerin/kişilerin rolü her zaman tartışılır. Bazı tarih okumaları kişilere gereğinden fazla önem verirken, bir diğeri olup biteni tümüyle sosyal-sınıfsal çatışmalarla açıklama eğilimindedir. Herhalde doğru yorum, her iki yaklaşımı birlikte düşünmek olur. ‘Toplumların tarihi, sınıf çatışmalarının tarihidir,’

Karanlık Odadaki Kara Kedi

Bloomberg’in iddiasına göre, yardımcıları Türkiye’ye yaptırımlar konusunda üç ayrı paket hazırlamışlar ve Trump da bunlardan birini seçecekmiş. Türkiye’de hemen herkesin “ABD yaptırımları” ifadesini işitince muhtemel yaptırımların muhtevasına hassas olduğunu tahmin ediyorum ve bu da anlaşılmaz bir hal değil. Ancak Bloomberg’in iddiasında başka bir şey daha var ve söylemeye çalışageldiğim şeyleri söylemek için çok elverişli. Diyelim

Şehir Özgürleştirir, Kenar Mahalleleri de…

Daha önce de söyledim, Murat Sevinç’i zevkle okuyorum. Ancak her dediğine katıldığımı da söyleyemem. Hatta kavram haritalarımızın hatırı sayılır ölçüde örtüştüğünü söylemek bile kolay değil. Yetiştiği mahalle hakkında yazdığı son yazılar, kavram haritalarımızın arasındaki farkları göstermesi açısından çok şey söylüyor mesela. Devam etmeden önce söyleyeyim, ben de az çok Sevinç’in yetiştiğine benzer mahallelerde büyüdüm. Zamanla

Popülizme Sövelim, Rahat Edelim

Murat Belge T24’te İngiliz arkadaşıyla yaptığı sohbet üzerinden, Brexit meselesinin İngiltere’yi nasıl böldüğünü anlatmış. Mesuliyeti de popülist politikacılara yıkmış: “Popülizmin uyguladığı yöntem, uygulayanın kazanmasına ne kadar yardımcı oluyorsa, yani ne kadar başarılıysa, toplumun bölünmesini de o kadar başarıyla gerçekleştiriyor.” Bence meseleyi böyle formüle etmekte iki sıkıntı var. Birincisi, Brexit meselesi İngiltere’yi —veya diğer meseleler mesela

Bu Başka

Gazete Duvar’da İrfan Aktan, Fransa’daki “sarı yelekliler isyanı” hakkında bir söyleşi yapmış (https://www.gazeteduvar.com.tr/yazarlar/2018/12/02/alican-tayla-sari-yeleklilerinki-hor-gorulmeye-isyan/). Söyleşinin tamamı “öğretici”. Söyleşinin bir yerinde öğreniyoruz ki, Fransa’da “zor sorulara kolay yanıt üretenler” diye bir deyim kullanılırmış. Deyimi bilmiyordum. Öğrenince, “acaba” dedim, “Türkiye’de zor sorulara kolayından cevap verme hali de Fransa’dan mı ithal”. Kim bilir, belki de özgürlük, eşitlik, kardeşlik fikirleriyle