Ahlak, Zekâ ve Ciddiyet Seviyesi

Pek ortalarda görünmüyordu, Müezzinoğlu da sahneye avdet etmiş.

“Hayırcılar bu millet ve ülke ile ilgili farklı hesapları olanlardır. ‘Hayırcı’ların hiç biri 80 milyonun hislerini yüreğinde hissedenler değildir. Bu ‘Hayır’cılar ülkeyi sıradan bir ülke, milleti de sıradan bir millet gören milletin dünya ile yarışta var olmasını yakıştıramayan bir zihniyet” demiş.

15 yıldır Cumhurbaşkanlarının liderliğinde seksen milyon özgüven kazanmış da, kazanılan özgüven sayesinde yapılanlar karşısında onlara rakip olmamızdan korkuluyormuş da…

Farkındayım cümle içinde bile kipler karıştı.

Eh, Hayırcılardan biri olarak bahse konu olan seksen milyondan biri olmam gerekiyor. O seksen milyondan biri olarak dünya ile rekabet gücü kazansak çok memnun olur, kazandırana da minnet duyarım. Ama görünen o ki, Müezzinoğlu’nun Cumhurbaşkanının liderliğinde bir heyet bir şeyler yapmış, seksen milyon özgüven kazanmış, birileri de bundan korkuyor.

Amerikalılar, Avrupalılar filan korkuyor olmalı muhayyel özgüven ve rekabet gücünden. Ama onların arasında Hayırcı yok. Çünkü Evetçi de yok. Çünkü onların referandumda rey hakkı yok. Rey hakkı olup Hayır diyecek olanlar da sözü edilen seksen milyonun içinde. Filan.

Neyse…

Ağzından laf diye bu laflar dökülen bir kafanın içinde ne gibi bir doku olabilir, insan merak etmeden duramıyor.

Yani milletin önüne getirdiğiniz metnin kafaları karıştırmadan müdafaa edilemeyeceğinin bu kadar farkındaysanız… Ne diyeyim?

Yok, “bir halt yedik, neden yediğimizi de bilmiyorum ama konuşmam gerekiyor” çaresizliği içindeyseniz, bu akıl ve zekâ seviyesiyle… Ne diyeyim?

O da değil de, “ya şimdi doğru dürüst laflar etmek için uğraşmaya ne lüzum var, ne desek yediririz, şu klişelerden bir çorba yapıvereyim gitsin” savrukluğu, pespayeliği ise bu… Ne diyeyim?

***

Bir ara altından alındığında dehşete düştüğün anlaşılan o koltuğu sana zimmetleyen iradeye temenna çakmak için ettiğin bu işler seni kurtarmayacak. Önünde sonunda alacaklar o koltuğu altından. Gül’e, Arınç’a, Davutoğlu’na yaptıklarını yapacaklar sana. Tıpkı onlar gibi, “ama benim ne suçum vardı” diye bile çıkamayacaksın ortaya. Aksine, “aman beni görmesinler de terörist diye yaftalayıp içeri atmasınlar” diye nerelere saklanacağını bilemeyeceksin. Bir koltuk, bir koltukta birkaç ay daha oturabilmek uğruna yapıp ettiklerinin faturası çok ağır olacak. Bilemeyeceğin kadar ağır…

Eh, bu ahlak, bu zekâ ve bu ciddiyet seviyesiyle…

Sana ne dense boş. Ne dense…

Politik•a•politik sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya devam et