Kategori: Yazılar

Müzakere ve Bilim

Christakis pandemiyi konu ettiği son kitabında (Apollo’s Arrow), kamuoyunda bilimin değersizleştirilmesinin ve elit karşıtlığının yaygınlaştığından şikâyet ediyor. Kamuoyu araştırmalarından derlenmiş verilerle bu tespitini destekliyor. Bunlardan söz ediyor çünkü pandeminin bu durumu kalıcı bir biçimde ve olumlu yönde değiştireceğini ümit ediyor. Bence hayal görüyor. Çünkü… Bilimi önemsizleştirdiğini, uzmanlığa saygı göstermediğini, elit karşıtlığını yaptığını tespit ettiği aynı

Kurum ve İnsan

Deniz —kızımın annesi— bir Yönetim Kongresine kurumsallaşma hakkında aykırı bir perspektif getiren, “Napolyon Orduları Kurumsallaşabilir miydi” adlı bir bildiriyle katılmıştı. Camiada kurumsallaşma kavramı baskın bir moda halini almıştı ve kendisi de göreceği reaksiyonu merak ediyordu. Döndüğünde gülerek anlatmıştı, bir tek ciddi itiraz gelmiş salondan. Bir profesör, “vay nasıl olur da Atatürk orduları varken Napolyon orduları

Azgınlık, Kasavet, Huzur

Mehmet Y. Yılmaz dün Aydın İmam Hatip Lisesinde vuku bulan bir hadiseyi anlatıp, bir düşünce deneyi teklif etti. Aktardığına göre üç öğrenci, İslami olduğunu vehmettikleri kıyafetlerle, İslami olduğunu vehmettikleri işler işlemişler. Disiplin suçu işlemenin yanı sıra, başı açık olan kadın öğretmene tiksindirici bir reaksiyon da göstermişler. Bakanlık da ilgili öğrencilerle ilgili idari soruşturma başlatmış. Yılmaz’ın

Nişanyan’a Göre Ermenistan

Memlekette herkes mi kafayı sıyırır ya! Memleketin aklı başında adamlarından… Üstelik de yurt dışında —yani içerdeki hengâmeye dışarıdan bakabilecek bir mesafesi var. Yazdığı yazıya bak. Nişanyan ne demeye getirmiş, anladığım kadarıyla özetleyeyim. Mahalle huzur içinde. Kimse kimsenin malına, ırzına göz dikmiyor. Ama mahallede bir Türkler var, tecavüzcü. Mahallenin büyük abileri de buna mani olmak için

Stalin Diye Biri

Wikipedia’da gezinirken rastladım, Kruşçev anılarında Stalin için demiş ki (kendi tercümemle)… “Stalin kendisiyle aynı fikirde olmayan herkesi ‘halkın düşmanı’ olarak tanımlardı. Onların eski düzeni ihya etmek istediklerini söyler, böylelikle ‘halkın düşmanları’ uluslararası reaksiyona bağlanırdı. Netice olarak birkaç yüz bin masum insan perişan oldu. O günlerde herkes korku içinde yaşadı. Herkes gecenin bir yarısında kapısının çalınabileceğini

Çomar

Siyaset bilimi alanında doktora yapıyorsunuz diyelim. Farklı ülkelerdeki siyasi akımları analiz ederken, yolunuz, sosyolojisi ve siyaseti hakkında hiçbir şey bilmediğiniz bir ülkeye düştü. İlk anda anladınız ki, birbiri ile rekabet halinde iki ana akım var. A akımının liderlerinden birinden randevu aldınız. Sizi muhabbetle ağırladılar. Gösterişsiz bir mekânda, mahalli motiflerin neredeyse görünmez bir biçimde yedirildiği modern

Bir Diziyi Seyretmek

Adam bir dizi yaptı, herkes üzerine konuşuyor. Gazete Duvar’da Fırat Mollaer de yazmış mesela. Anladığım kadarıyla, kültürelcilikle meselelere yaklaşmanın doğru olmadığını, sınıfsallığı unutmamamız gerektiğini söylemiş. Ve sonra şöyle bitirmiş yazısını: “O zaman bu resim kime hizmet eder? Tekno-muhafazakârlığın kapitalist HES projelerine karşı mekânlarını savunan köylüler bu büyük resimde anlatılan mahallenin neresinde dururlar? En temel insan

Badana Fırçasıyla Picasso

1980’lerle birlikte İzmir hızla çökmeye başladı. İzmir’i çok seven, İzmir dışında yaşayan ve fakat ayda en az bir defa İzmir’e gidip gelen biri olarak, bir şeylerin yolunda gitmediğini, bir şeylerin raydan çıktığını hissediyordum. Ama İzmirliler hallerinden pek de mutsuz görünmüyorlardı. Eh, sezgilerimde yanılıyor olabilirdim. Veya daha önce de benzer —konjonktüre bağlı— duraklamalar yaşanmıştı, kısa sürmüştü,

Reset

Richard Florida 2010’da The Great Reset adıyla bir kitap yazmış. Yeni haberim oldu ve yeni haberim olmasından utandım. Okumaya başlayınca da kendimi fevkalade lüzumsuz hissettim, adam benim söylemeye çalıştığım her şeyi yazmış gibi görünüyor. Şimdilik anladığım, içinde debeleniyor olduğumuz ve hiç bitmeyecekmiş gibi görünen krizi geçmişteki benzer dönemler ile mukayese ediyor, bambaşka bir geleceğin bugünlerde

Konforun Sonu

Trump beklenenden çok oy almış, öyle diyorlar. Cümleyi tersten kurarsak, demek ki, hanımefendiler, beyefendiler, Trump’ın aldığı oydan çok daha azını alacağını beklemişler. Öyle olmayınca da… Son dönemde hep —her şey karşısında— yaptıkları gibi, fevkalade müteessir olmuş, hayal kırıklığına uğramışlar. Canlarım benim, kıyamam ben onlara… Trump ve benzerleri için ısrarla popülist tabirini kullanıyorlar. Adam, Hazine ve