Kategori: Yazılar

Tırışkadan Seçkinlik

Dünyada “yapılmasa da olacak” olan bir yığın iş var —Graeber’in tırışkadan işler (bullshit jobs) dediği işler. Graeber uzun uzun hangi işler tırışkadan iş sayılır, hangi kıstaslara müracaat edebiliriz filan diye debeleniyor bir bilim insanı titizliğiyle. Sonra onları tasnif etmek için de muazzam bir çaba harcıyor ve yoruluyor. Yorulurken okuru da yoruyor. Net toplamda, Graeber birçok

Tırışkadan İşler ve Neoliberalizm

Demiştim ki  “Kitap üzerine yazmak istediğim her şeyi yazabilsem, herhalde Graeber’inki kadar hacimli bir kitap olur. Muhtemelen sonuna gelmeden hevesim kaçar, yarıda kalır. Burada hiç değilse birkaç yazı yazana kadar hevesimin kaçmayacağını ümit ediyorum.” Aynı yazıda demiştim ki “Graeber’in muhtelif biçimlerde, muhtelif açılardan analiz ettiği, analizleri için feodaliteden işin geçmişte toplumlar için ne mana taşıdığına

Bu Arada Verim Artışı…

Gorz’un kitaplarını Türkçeye tercüme edip yayınlayanlara çok şey borçluyum. Pek yola gelmiş biri sayılmazdım herhalde ama beni geri dönüşsüz bir biçimde yoldan çıkaran unsurlar arasında, Elveda Proletarya, Cennetin Yolları ve İktisadi Aklın Eleştirisinin özel bir yeri var. İşaret etmem gerekiyor ki, sözünü ettiğim kitaplardan bana kalan, esasen, Gorz’un cevapları ve hatta soruları değildi, kendime sordurdukları

Ermeni Nefretinin Öznesi

Son videonun altına Ramazan Temel şöyle yazmış: “Sevgili Cemalettin hocam son iki yazısında ülkedeki bereketsizliği çok veciz bir şekilde ifade etmiş. Ancak kayıt sanırım soykırım denilmesinden önce çekilmiş. Halbuki hocamın son iki gündür ülkedeki amansız bereketi, milyonların tek yürek Ermeni nefretini nasıl değerlendirdiğini merak ediyordum. Çünkü hocam -haklı saiklerle- ülkede problemin, en azından büyük kısmının,

Bir Başka Türlü Bereketsizlik

Memleketin gazetecilerinin önemli bir bölümü, malumunuz, son on yılda işsiz kaldılar. Nispeten gazeteyi andırır şeyleri çıkaran insanlardan söz ediyorum. Onların en seçkinleri arasında yer alan bir grup, bir süredir, İstanbul’da haftalık bir gazete çıkarıyorlar, Oksijen adıyla. Gazeteyi ele aldığımda, yıllarca maruz kaldığım ama uzunca bir süredir mahrum kaldığım lezzeti hatırladım. Nasıl bir lezzet? Gazetede yazan

Bereketsiz Kahramanlar

Demiştim, Osmanlı’nın niye yıkıldığı sorusunu yıllar önce terk ettim. İlla merak edilecek bir şey varsa, bence, Osmanlı’nın niye daha evvel yıkılmadığıdır. Esasen çok daha önce yıkılmalıydı, çünkü uzun süredir bereketsizdi. Dünyaya bir faydası yoktu. İçerde de doğurduğundan çok öldürüyor, ektiğinden az biçiyor, biçtiğini de mundar ediyordu. Doymuyordu yani ve çocukları birbirini yemek zorunda kalıyordu. (Böyle

Oyunu Dışarıda Kurmak

Adelina Sfishta twitter’da Israel Hayom gazetesindeki bir analizi özetlemiş. “Israel Hayom” gazetesinde çok enteresan bir analiz çıkmış. Analizden bölümler: 1. Erdoğan ve Bahçeli “yeni anayasa yapıyor”. Bu anayasa Türkiye’nin “bölgede üstleneceği yeni jeopolitik rol” ile ilgili. 2. Yeni Anayasa; Türkiye’ye, ABD ve AB ile Akdeniz’i güvenli hale getirecek rol verecek. 3. Türkiye’nin bu dönüşü, Yahudilerin

Dantel

Ümit Kıvanç geçenlerde şöyle şık bir yazı yazdı. Yazıda son derece ekonomik bir biçimde hikâye edilenlere ilave edebileceğim hiçbir şey yok. O hikâyenin son derece mühim, üzerinde düşünülmesi gereken bir hikâye olduğundan da hiç şüphem yok. Ve lakin… Kıvanç’ın veciz bir biçimde kurduğu evrene paralel bir evren daha var: Dantellerin, mangalların evreni. O paralel evrende

Bilgi, Güç ve Vesayet

Aziz Türk Milleti, Aşağıdaki grafikte, milyon kişiye düşen vaka sayısı açısından bazı ülkeler ile Türkiye’nin halinin mukayesesini görüyorsunuz. Grafikten de görüldüğü gibi, Türkiye’de vaka sayıları roket gibi yükseliyor. Geçtiğimiz baharda veya kış aylarında bizden çok daha kötü performans gösteren ülkeler vardı ama mevcut halde bizimkiyle kıyaslanabilecek kadar kötü bir gidişata rastlamak zor. Vaka sayıları muhtelif

Diktatörlük Mevzuu

İtalya Başbakanı Erdoğan için “diktatör” demiş, Cumhurbaşkanlığı şeylerinden biri de mealen “diktatör görmek istiyorsanız tarihinize bakın” diye şey etmiş —“laf etmiş” desem laf değil, “akıl vermiş” desem akıl yok ortada. Bir yerlerden cevap gecikmemiş, “kendi diktatörlerimizi tarih kitaplarında okuyoruz, sizinkini ise haber bültenlerinde seyrediyoruz” diye… Diktatör mevzuuna dönmeden… Norveç Başbakanı yaş gününde Covid-19 tedbirlerini ihlal