Ayasofya Meselesi

Bir tahminde bulunayım: Ayasofya günde beş vakit dolar. Uzun süre boyunca, sabah namazlarında bile dolar. Cuma’larda izdiham olur.

Ayasofya meselesi sandık meselesi değil. Öyle olduğunu düşünen fena halde yanılıyor. Ayasofya kararından yola çıkarak “yakında seçim var galiba” çıkarsamaları da bana kalırsa doğru değil.

Galiba şuradan başlamak gerekiyor: “AKP’nin içinde ve/veya Erdoğan’ın Külliyesinde birileri var, araştırma neticelerine filan bakıyorlar, orta/uzun dönemli bir strateji geliştiriyorlar, Erdoğan’a sunuyorlar…” Bu tür varsayımların tamamen manasız olduğunu düşünüyorum. “Ekonomi de pek fena, vatandaş artık bize oy vermeyecek, n’apsak ki, hah tamam, Ayasofya’yı ibadete açalım” filan gibi şeyler olmadığına, kendi hesabıma eminim.

Peki, ne oldu? Kontrol dışı birileri bir şey yaptı —hep olduğu gibi. Erdoğan işitmezden geldi, çünkü Ayasofya’yı ibadete açmanın sebep olabileceği şeylerden korkuyordu. Ama mesele ısıtıldı, geçen süre içinde Erdoğan’ın korkusu hafifçe serinledi. Öte tarafta Ayasofya’yı ibadete açmamanın sebep olabileceği şeylerden duyduğu korku arttı.

Yani?

Bundan sonra ne yapacaklarını bilmiyorlar. Daha önce attıkları adımlardan sonrasını da bilmiyorlardı. Bundan sonraki adımları, ahalinin, diğer siyasilerin ve uluslararası kamuoyunun yapıp edeceklerine karşılık vermek şeklinde olacak.

Ama bir şeyi biliyorlardır, Ayasofya boş kalırsa, bütün moral üstünlüğü kaybedecekler. Dolayısıyla Ayasofya’nın boş kalmaması için her şeyi yapacaklardır. Ki çok şey yapmalarına ihtiyaç olacağını da zannetmiyorum, sadece İstanbul’dan değil, memleketin dört köşesinden Ayasofya’da namaz kılmaya birçok kişi akın edecektir. Herhangi bir sebeple İstanbul’a gelmiş olan birçok kişi, Ayasofya’da bir vakit namazı eda etmeden memleketine dönmeyecektir.

***

Ayasofya’nın ibadete açılması, bir süredir, yapılamaz bir şey değildi. Mesele şu ki, Erdoğan ve toplumun bir kesiminin Kızıl Elmasıydı. Onlar bu işi erişilemez görülüyorlardı. Başka bir deyişle, üzerinden atlanamayacak kadar yüksek bir engel olarak görüyorlardı. Atladılar. “Vay engel bizim zannettiğimizden daha alçakmış” demeyeceklerdir, “vay, bizim bacaklarımız zannettiğimizden daha uzun ve daha güçlüymüş” diyeceklerdir.

Ve artık üzerinden atlayamayacakları bir başka engel olmadığına hükmedeceklerdir.

Var mı öyle bir engel?

Ben şüpheliyim.

Politik•a•politik sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin