Birisi

Güzin Sarıoğlu hoş bir yazı yazmış —genellikle hoş yazılar yazıyor aklına, ellerine sağlık.
Hatıralar depreşti, YouTube’u açıp Let the Sunshine’ı, Hair müzikalinin final sahnesini izledim. Bence devam etmeden izleseniz iyi olur.
O kısacık sahnede bile görülüyor, savaş denen şeyin ne kadar muazzam bir örgütlenme gerektirdiği. Gencecik nüfusu, en üretken çağlarında koğuşlara dolduracaksınız, onları besleyecek, eğiteceksiniz —her şeyden önce o koğuşları inşa etmiş olacaksınız. Sonra o devasa uçakları üretmiş olacaksınız. O gencecik insanları müthiş bir düzen içinde o uçaklara dolduracak, devasa bir plana uygun olarak binlerce kilometre ötede, ince hesaplanmış noktalara ulaştıracaksınız.
İşin sadece görünen yanı bu. Arkada, karargâhta dönenleri ve saire düşünmeye başlarsanız, beyninizin devreleri yanabilir. Müthiş, göz kamaştırıcı bir organizasyon. Mesela üç yüzyıl önceki insanlar şahit olsalar becerilebilenlere, hayranlıktan dilleri tutulur herhalde.
Sonra… Vietnam’da ölen gençlerin defnedildiği devasa, tekdüze taşlardan oluşan mezarlık sahnesi geliyor. Ve… Birden oradan buradan koşuşan, son derece düzensiz, savaşa itiraz eden gençler. Beyaz Saray’ın önünde gösteriler. Hepsi düzensiz, kılık kıyafetleri biçimsiz —uygun adım uçağa binen üniformalı gençlerin kılık, kıyafet ve düzenleri ile olağanüstü bir kontrast içinde. Vietnam’a sevk edilen gençlerin ciddiyetinden de eser yok, laubali tavırlar, filan…
“Birisi barışı başlatmalı, tıpkı savaşı başlattığı gibi” demişti Zweig. Ahmaklığı, aymazlığı da bu lafla tescilli zaten. Çünkü birisi barışı başlatamaz. Savaşı başlatabilir birisi, ama barışı ancak biz başlatabiliriz.
Birisi insanlara silahlar ürettirip, üniformalar giydirdiği başka insanları o silahlarla silahlandırıp, başkalarını onları sevk ve idareye memur edip, savaşlar başlatabilir ve sürdürebilir. Birisi savaşı başlattığında, o savaş, insanlar tükenene kadar da sürebilir. Eğer savaşı birisinin bitirmesini, barışı birisinin başlatmasını beklerseniz, başlamış olan herhangi bir savaş, insanlar tükenene kadar sürer. Savaşı başlatmış olan birisinin ortalarda bir yerde ölmesi bile durumu değiştirmez.
Savaş, en azından iki bin yıldır, muazzam örgütlenmeler gerektiren bir şey. Muazzam, Platonik örgütlenmeler gerektiren… O örgütlenmeyi kurmuşsanız, artık işletmek için herhangi bir akıl, çaba gerekmez, kendiliğinden, kurulmuş mekanik bir saatin enerjisi tükenene kadar çalışması gibi çalışır.
Bütün savaşları biz bitirdik, bütün barışları biz başlattık. Biçimsiz, sıradan, laubali insanlar. Biçimsiz kendiliğinden örgütlenmelerle…
Bence Hair müzikalinin son sahnesini bir defa daha seyredin. Birisini beklemekten vaz geçmek için tek başına kâfi, bana kalırsa.